Seksen Günde Devr-i Alem

31 Mart ve sonrasında 23 Haziran’da özellikle İstanbul, Ankara, Antalya başta olmak üzere kritik belediyelerin el değiştirmesi, Türkiye siyasetinde seçim sonraları düşmesine alışık olduğumuz siyasi tansiyonun aksine yükselmesine sebep oldu.

Yine başta Erdoğan olmak üzere Ak Parti’nin belirlediği gündem gerçeği, yerini Ak Parti’nin belirlenen gündemlere karşı pozisyon alma durumuyla yer değiştirdi. Muhalefet blokunda da bunu; gerek geçmişi, gerek siyaset yapma tarzı, gerek iletişim becerisi, ne dersek diyelim en verimli şekilde Ekrem İmamoğlu gerçekleştirdi.

İmamoğlu Profili

İmamoğlu, klasik bir belediye başkanı profili çizmiyor. Hacı Bektaş Veli ziyareti, Sivas Kongresi gibi İstanbul aşırı illerdeki etkinliklere de katılım gösteriyor. 23 Haziran kampanya döneminin bir kısmının bayram tatiline denk geldiğini anımsadığımızda, aslında bugünlerin bir provasını Karadeniz sahillerinde izlemiştik desek yanlış olmaz.

Bu klasik belediye başkanı olmama halinin hem kendi hem parti adına bilinçli şekilde yönetildiğini söylemek de pek gerçek dışı değil. Yeni sistemde memleketi yönetecek bir partiden ziyade bir kişiyi seçeceğimizi düşünürsek, Chp’nin seçilecek kişinin parti genel başkanı olmaması gerektiği ile ilgili kurumsal perspektifini de üstüne yerleştirirsek, İmamoğlu’nun 4 senelik bir staj döneminin ilk günlerini yaşıyor diyebiliriz.

Öyle ki İstanbul aşırı taraftarlarının onu doğal lider pozisyonuna getirmesinin yanı sıra İmamoğlu da farklı siyasi bloklardaki aktörlerle temaslarını artırarak, üzerine düşeni fazlasıyla yapıyor.

Diyarbakır Ziyareti

Bir düğüne giderken uğranan Diyarbakır ziyaretindeki; kendisinin ortada, bir yanında Ahmet Türk diğer yanında Selçuk Mızraklı’nın olduğu poz, %90’ların üzerinde İstanbul seçimlerinde kendisine teveccüh eden Hdp’lerle birlikte tüm bölge halkının gururunu okşuyor. Siyasi olarak Kürt sorunu ile ilgili ileri mesajlar vermiş olmasa dahi, Kürtler nezdinde, kendi partilerinden sonraki ilk çekim merkezi olma konumunu muhafaza ediyor.

Tabi işin bir de hizmet boyutu var. 4 sene sonra meydanlarda anlatılacak bir büyük İstanbul hikayesine ihtiyaç var. Düşüncem, icraatçı başkan olmamasına karşın iletişim tekniklerini ileri düzeyde kullanan ekibiyle birlikte sonuç alacağı…

Bunu Yenikapı’daki binlerce aracı Türkiye gündemine doğru sürerek tatbik ettik. Birkaç rakam, birkaç jöleli anlatımla da geçiştirebilirdi ancak o toplumun gördüğü durumları, ekonomik tabirle satın alacağını bildiğini gösterdi. Öyle de oldu. Bodrum tatili, sel faciası ve hatta milliyetçi çevrelerde yüksek sesle dillendirilen “kayyım atanan başkanlar” hadisesi, gazetelerdeki sayfa yerlerini birkaç sayfa geriletti.

Son olarak, CHP İstanbul İl Başkanlığı seçimlerinde mor kravat takıp zımni olarak Canan Kaftancıoğlu’nu destekleyen Kılıçdaroğlunu ve Ekrem İmamoğlu’nu Türkiye siyaset sahnesine çıkaran düşüncenin mimarı olan Canan Kaftancıoğlu’nu tebrik etmek gerek. Hangi siyasi duruşlar yeni bir lider kazandı tam kestiremiyorum ama İyi Parti ile birlikte hareket edip Hdp’nin gönlünü kazanan, muhafazakar çevrelere uzattığı elini sıktıran Ekrem İmamoğlu’nu da ayrıca tebrik etmek gerek.

Bunlar da ilginizi çekebilir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir