Sivas Ellerinde… Madımak Oteli’nde Neler Yaşandı?

Cumhuriyetin temellerinin atıldığı Sivas, güne sakin bir başlangıç yapsa da, yakın tarihimize belki de en karanlık lekeyi sürmesine saatler kalmıştı.

Madımak Oteli, bu ülkenin yakın tarihine çıkmayan bir leke gibi yapışacaktı. Canlar yitecek, insanlık onuru yerlere düşecek, yerini ağıtlara bırakacaktı.

Tarih 1 Temmuz 1993

Aziz Nesin, o yıl dördüncüsü düzenlenecek, Pir Sultan Abdal Şenlikleri’nin açılışında konuşma yapıyordu. Çok yakın bir zamanda Kuran-ı Kerim için ‘’inanması güç ‘’ şeklinde bir beyanat vermiş olması onu hedef haline getiriyor ve danslarla, deyişlerle başlayan şenlik felakete doğru evriliyordu.

2 Temmuz 1993

Aziz Nesin ve orada bulunan birçok yazar Buruciye Medresesi’nde kitaplarını imzalıyordu. Şehirde bir kasvet hakimdi elbet. Aziz Nesin’in geleceğini duyanlar ‘’Müslüman Kamuoyuna’’ adlı bildiriler dağıtmış, içeriğinde Aziz Nesin’in kurban edilmesine varacak ‘’Sivas Nesin’e mezar” edilecekti.

Dışarıdan başlayan sözlü diyaloglar, laf atmalar felaketin ilk sinyallerini veriyordu. Kale Camii’nde Cuma namazı son bulmuştu. Fakat namazdan çıkan bir grup dağılmamış dışarıdan katılımla genişlemeye başlamıştı. Giderek gürleşen ‘’organize’’ on beş bine yakın kişi içinde huzursuzluk başlamıştı. Sloganlar, Sivas’ın üzerine bir karabulut gibi çökecek ‘’Dinsiz vali istemiyoruz, Sivas Aziz’e mezar olacak’’ sesleri kulakları tırmalamaya başlayacaktı.

madımak oteli ile ilgili görsel sonucu

Medresenin önüne yaklaşan kalabalık, eline aldığı taşlar ve sopalarla niyetini belli etmiş, kalabalığı yatıştırmak için gelen Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu itidal çağrısı yapmaya başlamıştı. Kalabalık, Madımak Oteli’ni karşısına almış, oteldekiler için tahliye zamanı aşılmıştı. İtidal çağrısı yapan ve nispeten kontrol altına alınan kalabalığa tekrar hitap eden Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu ‘’Gazanız mübarek olsun ‘’ şeklinde başladığı konuşma kana susamış kalabalığı tekrar hareketlendiriyor ve ok yaydan çıkıyordu.

Arabalar ateşe veriliyordu. İtfaiye araçlarının önlerine yatılıyor, engeller koyuluyordu. Güvenlik zafiyetinin acilen giderilmesi adına Tugay Komutanı ile gelen askerler otel ile kalabalık arasında barikat kuruyor, kalabalığın içinden yükselen ‘’Asker Bosna’ya’’, ‘’Allahsıza asker siper olamaz’’ sloganlar Madımak Oteli’nin duvarlarına çarpıyordu.

Otelin lobisinde başlayan kırmızılık hızla üst katlara yayılıyor ve bir alev topuna dönüşüyordu. O alev topuna maruz kalan yazarlar, ressamlar vardı. 14 yaşında Menekşe ve 12 yaşında Koray, görecekleri son manzara bakıyor, içinde bulundukları otel cayır cayır yanıyordu.

Aziz Nesin, Lütfü Kaleli’ye ‘’Beni yatağa yatır. Korkak bir ölü pozu vermek istemiyorum ‘’ diyordu. Islak bezleri vücutlarına sarıp sarmalayanlar vardı. Bağrışmaların , çığlıkların, aman dilemelerin faydası kalmayacak, askeri yaran kalabalık bu seslerin geldiği üst katları taşlayacaktı. ‘’Cehennem ateşi işte… Kafirlerin yanacağı ateş’’ sesleri geliyordu dışarıdan. Ateş cehennemden gelmiyordu elbet ama dışarıdakiler şeytandı.

Otelin ikinci katından bir geçiş bulunmuş ve 31 kişi buradan dışarıya çıkarılmıştı. Camdan yükselen yardım çığlığı Lütfi Kaleli’ye aitti. İtfaiye ekipleri hemen o noktaya yönelmiş, sesin geldiği yerden çıkanın Aziz Nesin olduğunu görünce itfaiye eri ‘’Linç edin’’ diyerek  Aziz Nesin’i kalabalığın önüne atıvermişti. Bir komiser kalabalığın arasına dalıyor ve Aziz Nesin’i o cendereden çıkarıyordu.

Aziz Nesin’in kaybolduğunu duyanlar dağılmaya başlamıştı. İtfaiye ekipleri için alan açılmıştı. Fakat geç kalınmıştı artık. 35 cansız beden yatıyordu Madımak Oteli’nin koridorlarında. Kalabalık dağılırken ateşlenen silah ölenlerin sayısını 37’ye çıkarıyordu.

‘’Çok şükür otelin dışındaki halkın burnu dahi kanamamıştı’’ diyordu Tansu Çiller. ‘’Polisle halkı karşı karşıya getirmedik ‘’ diye ekliyordu Süleyman Demirel.

37 can gözlerini yumarken Sivas’ta, sazı çalınanlar hala aklımızda.

Bunları da okuyabilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir