Korkma!

Korkma, diye başlayan İstiklal Marşı’mız tartışmaya açıldı son günlerde. Yani Türkiye Cumhuriyeti’nin geçmişi ile hesaplaşma hırsı aynen devam ediyor. Hemen hemen her ay buna benzer gündemler yapılıyor zaten. Atatürk’ün adını her yerden silip milli mücadelede düşmanla beraber olmuş şahısları, “Ama şeriatçıydı” denerek isimleri; okullara, hastanelere verilenleri de biliyoruz.

Cumhuriyeti kuranlara 2 Ayyaş denildi, T.C ibareleri devlet kurumlarından indirildi, andımız okullardan kaldırıldı, Türk olmak zorunda mıyız diyen milletvekili adındaki bölücüler sineye çekildi. Saymakla bitmez bu hesaplaşma adına yapılan eylem ve söylemler… Ve sıra İstiklal Marşı’na geldi malumunuz.

Sözlerin Mehmet Akif Ersoy’a ait olduğunu herkes bilir mutlaka, bestesini ise Osman Zeki Güngör yapmıştır. Osmanlı sarayında ilk Türk kemancısı olarak yetiştirilmiş olan müzisyendir. Bugünkü Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın temelini oluşturan Osmanlı Saray Orkestrasını yönetmiş bir müzisyendir. Cumhuriyetin ilk önemli öğrenim kurumlarından Musiki Muallim Mektebi’nin kuruluşunda büyük emeği geçmiş bir eğitimcidir ve besteci Ekrem Zeki Ün’ün babasıdır.

Aslında İstiklal Marşı’nın ilk bestesi 1924 yılında Ali Rıfat Çağatay tarafından yapılmış, daha sonra 1930 yılında bu bestesinin değiştirilme kararı alınmış ve değiştirilmiş.

Şimdi bestenin aksaklılar barındırdığı gerçeği evet var. Hatta bu sebepten şiir gibi okuyun marşımızı diye sorsanız yüzde seksene yakın kişinin okuyamayacağını da biliyorum. Ama bu tartışmayı başlatmanın ne zamanı, ne sırası… Kaldı ki Cumhuriyet ile sürekli hesaplaşma içinde olan bir siyasi parti bunu yapmaya kalkarsa iyi niyetli de olsa bu his asla cumhuriyetine bağlı laik demokratik insanlara geçmeyecektir.

Bir çift sözüm de son günlerde gündemi sıklıkla dolduran Çiftlik Bank olayına. Klasik bir Türk tipi dolandırması. Açılışında; dualar, kuran okumalar, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u feth ettiği yaştasın diye gaz vermeler… Çocuk ise bir değişik tip…

Paraları toplayıp ilerlemiş Uruguay’a, oradan mesajlar atıyormuş, eğlence kızlar vesaire. Lakin benim kızgınlığım Çiftlik Bank kurucusu Mehmet Aydın’ı nam-ı diğer Jet Fadıl, yani Fadıl Akgündüz ile kıyaslayanlara! Bakın bunu kabullenemem. Jet fadıl böyle ufak işler yapmadı, büyük çaplı değişik metotlarla onlarcasını yaptı. Hatta bilhassa dolandırdığı memleketi Siirt’te, dolandırdıktan sonra milletvekili seçildi. Sonra tekrar dolandırdı. Yani Jet Fadıl’a bu benzetmeyle hakaret ediliyor. Yapmayın:)

Başbakan üzerinden örtülü ödeneği dolandıran Selçuk Parsadan’a hiç girmiyorum bile!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir