Konu ülkenin bekası ise gerisi teferruattır. Doğal olarak gündem ne kadar yoğun olursa olsun; aklımız, fikrimiz, vicdanımız, kısacası her şeyimizle Afrin’deyiz. Operasyonların 43. gününü geride bıraktığımız şu günlerde Türk Silahlı Kuvvetlerimizin kent merkezine yürüyüşü son hız devam etmekte. Ancak öncede belirttiğim üzere, terör örgütlerinin bu bölgeye uzun yıllardır hakim olduğunu düşünecek olursak, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi çok zorlu bir süreç bekliyor. Bu kararın çok ayrıntılı incelenmesi gerekiyor. Orada yaşayacağımız durumlar şehit sayımızı ve zayiatımızı üst seviyeye çıkaracaktır. Bu kadar övündüğümüz ordu ve silahlı kuvvetlerimizin olabildiğince, sıcak temas şeklinde değil, uzun namlulu silah ve hava güçleriyle yapacakları saldırının daha uygun olduğunu düşünmekteyim.

Tabii ki bu konuda bir uzmanlığım yok, amacım ahkam kesmek de değil, uzmanlarımızın en ince noktasına kadar düşündüklerine eminim ama bazen yanlış duygusal kararlar alınabilir. Bu doğrultuda faydası olacaksa eğer konu hakkında uzman olan insanlardan da yardım alınabilir. Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili güncel bilgi sunacak olursak (yazının yazıldığı günkü bilgilere göre) 924 hedef hava harekatı ile imha edildi. 2434 terörist etkisiz hale getirildi. 122 stratejik bölge ele geçirildi. 41 Mehmetçiğimiz şehit oldu ve 199’u yaralandı. Şu an Raco bölgesinde çatışmalar sürmekte. Allah tüm mehmetçiklerimizin yardımcısı olsun, tüm şehitlerimize de gani gani rahmet eylesin.

 

Şeker Fabrikaları Özelleştirilmesin…

Yakından takip edenleriniz bu haberin başlığını gördüğünde akıllarına hemen Soner Yalçın‘ın son araştırma kitabı olan “Saklı Seçilmişler” gelecektir. Özellikle küresel firmaların ülkemizde şeker üzerinden neler yaptığına, GDO’ lu şekerlerden, şeker pancarına, neler neler yapmışlar kitabı okuyunca anlıyorsunuz. (Mutlaka herkes okumalı) Tam da bu kitabın üzerine haberlerde yer alan şeker fabrikalarını özelleştirme süreci haberinin çıkması zamanlama olarak da nokta atışı oldu. Konu şeker ve özelleştirme olunca akıllara hemen “Sam Amca” geliyor. Bu özelleştirme ile en çok ABD’li küresel firmalarının mutlu olacağı aşikar.

Şeker fabrikalarının satılması demek, nişasta bazlı şeker ticaretinde/üretiminde rekor artış anlamına gelmektedir. Buda doğal olarak sağlığımızın çok daha olumsuz etkileneceğinin ispatıdır. Diğer boyutu ise, özelleştirme sonrası birçok işçi ve çiftçi kardeşimizin geleceğini görememesi anlamına geliyor. Yine kitabı okuyanlar, gündemi takip edenler bilecektir; bu özelleştirmeler devlet tarafından da fazlasıyla destekleniyor. Beni tanıyanlarınız bilecektir, genel olarak özelleştirmelere karşı biriyim, şeker fabrikası gibi çok önemli bir sektörün özelleştirilmesine hepten karşıyım. Umuyorum alınan bu hatalı kararlardan bir an önce dönüş yapılır. Ama gerçek düşüncemi soracak olursanız bu son söylediğime kendim bile inanmıyorum… Ancak halk tarafından, bu alınan kararlardan dönülmesi adına yoğun çalışmalar sürmekte. Bu doğrultuda bir milyonun üzerinde vatandaşımızın imza kampanyasına dahil olması, bu konudaki hassasiyetlerini ve özelleştirme karşıtı olduklarını fazlasıyla göstermiş oldular. Zaten mantık olarak düşünüldüğünde o fabrikayı işletmek firma sahipleri dışında başka kimsenin yararına olacak bir işlem değildir.

 

Davide Astori

Futbolla ilgilenenlerin mutlaka tanıyacağı bir isim Davide Astori… Hatta ara ara transfer sezonu dönemlerinde ülkemiz takımlarıyla da sık sık adı anılırdı. Oynayacakları maç için kamp yaptıkları otelde uykusunda ölü bulundu. Nedeni ise kalp krizi olarak tahmin ediliyor. Gerçekten çok üzüldüm bu haberi öğrendiğimde. Kendisine ve sevdiklerine baş sağlığı diliyorum…