HDP, HDP, HDP… Sanırım son bir haftadır sırf bu üç harfi duyuyoruz. Peki neden hep bir ağızdan duyuyoruz HDP ismini. Hemen açıklayayım, bildiğiniz üzere oluşan Cumhur İttifakı’ndan sonra Recep Tayyip Erdoğan Kürtlerden gelecek oyun azaldığını pekâlâ biliyordu. Ama yine de uzun bir süredir çok sert açıklamalar yapmaktan çekiniyordu. Yine bildiğiniz üzere cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan anket şirketlerinin sonuçlarına çok itimat eder. Özellikle kendisine yakın olan araştırma şirketlerine bir hayli güvenir. Birçok araştırma şirketinin şu ana kadar olan sonuçları gösteriyor ki, AKP iktidarı ilk defa meclis çoğunluğunu kaybetmekle karşı karşıya. Baraj sınırında dolaşan İyi Parti zaten Millet İttifakı dolayısıyla meclise girecek, geriye baraj problemi kalan tek parti ise Halkların Demokrat Partisi…

Recep Tayyip Erdoğan siyaset konusunda çok tecrübeli, meclis çoğunluğu anahtarının HDP’nin baraj altı kalmasından geçtiğini çok iyi biliyor. Sosyal medya üzerinden gizli çekim olarak dolaşan birkaç video var ki, HDP’nin baraj altında kalması için yapılması gereken işlemleri tek tek sıralıyor. Bu yapılması gerekenleri sayarken de, yanlış anlaşılmaya çok müsait birçok cümleyi söylemekten  çekinilmiyor.

Muharrem İnce’nin inanılmaz yükselişi, arkasından gelen meclis çoğunluğunu kaybetme durumu, Recep Tayyip Erdoğan üzerinde sanıldığından çok daha büyük bir etki yaratmış olabilir mi? Sosyal medya üzerinden paylaşım rekorları kıran bu görüntülerin arkasından birkaç gün sonra gelen Suruç olayı… Sanırım bu olaylar, seçim gününe kadar yaşanacak sürecin bize az çok belirtisi olacak gibi görünüyor. Bir yandan aralıksız süren Kandil operasyonu, bir yandan yaşanan Suruç olayı, her gün Selahattin Demirtaş’a yönelik yapılan açıklamalar ve HDP’ye karşı yapılan birçok söylemin ortak yönü, HDP’nin oy kaybetmesine yönelik kuvvetle muhtemel olan gelişmelerdir.

Hey yaşanan gelişme, kendisini terör örgütü PKK ile arasına net bir sınır koyamamakla fazlasıyla eleştirilen HDP’nin hata yapmasına yönelik olan olaylardır. Şu ana kadar yaşanan olayların hepsine itidalli açıklamalarla yaklaşan parti eş başkanlarının ve partinin önde gelenlerinin, 24 Haziran’a kadar olan süreçte yaşanabilecek tüm gelişmelere yaklaşımı, seçime son bir hafta kala HDP’nin %10’un üzerinde veya altında kalması adına anahtar rol oynayacak.

Ben şahsen, tüm medya ve Cumhur İttifakı üzerinden yürütülen korkunç baskının, HDP seçmeni üzerinde büyük bir kenetlenmeye yol açacağı ve daha önce AKP’ye oy vermiş ya da sandığa gitmekte kararsız olan bölge halkının oylarının HDP üzerinde toplanacağını düşünüyorum. Onun dışında sosyal medyada yürütülmeye başlanan “başkanlık için İnce’ye, meclis için HDP’ye” söylemleri de, son bir hafta kala daha da yükselerek devam edecektir diye tahmin ediyorum.

Bu kez muhalefet şunun çok iyi farkında. Evet, Muharrem İnce ne kadar iyi bir propaganda yürütse bile seçilemeyebilir; ama meclis çoğunluğu konusunda bugüne kadar hiç olmadığı kadar büyük bir şans var. Bu hedefe ulaşmanın da tek yolu HDP’yi meclise sokmaktan geçiyor. Bu seçimlerde barajın tekrar yıkılabilmesi adına kendilerine sempati duyan veya duymayan birçok muhalif seçmen, barajın bir kez daha yıkılabilmesi için adeta dua eder durumda…

Bir de son zamanlarda medya ve özellikle de sosyal medya üzerinde HDP’ye oy verecek olanlara karşı yürütülen sessiz ama derinlerden yükselen bir linç kampanyasına şahit olmaya başladım. HDP’ye oy verecek olan seçmenlere karşı adeta “vatan hainliği“ne kadar vardıran söylemlerle karşılaşıyorum. Altı milyonu aşkın oy alan, daha doğrusu milyonlarca insanın tekrar oy vermesinden veya verecek olmasından dolayı yürütülen bu algı operasyonunu sonuna kadar kınıyorum.

Parti yöneticileri, eş başkanlar veya milletvekillerine yönelik söylenen her türlü söylemleri sonuna kadar anlayabiliriz; ama oy verecek olan seçmenlere karşı yapılanları kabul etmek mümkün değil. Kendisi gibi düşünmeyene saygı, bu ülkenin en büyük problemi, o konuya girersem hiç çıkamayız. O yüzden barışa inanarak oy veren; AKP’den, yönetiminden, –amiyane tabirle– kurtulmak için oy veren, propagandalarını başarılı bulan veya tutuklu bulunan birçok milletvekili ve kayyum atanan birçok belediyesi yüzünden partisine sahip çıkan milyonlarca seçmen var. Diğer konular yargının işi, varsa kanun dışı davranışları sonuna kadar cezalarını çeksinler.

Yazıyı yazarken fark ettim de, ben de medyanın gazına gelip HDP ismini defalarca kullanmışım. Medya böyle bir güç işte, hiçbir şey anlamadan bilinçaltına işleniyor her şey.

Ezcümle; herkes kendi inandığı görüş doğrultusunda veya kendi kafasında kurduğu mantık doğrultusunda oy vermekte özgür. Yeter ki oy vermeden önce “neden” oy verdiğimizi bilerek verelim. Çünkü bu seçimde bir şeyler değişmezse, bir daha gerçekleşecek seçimler sadece formalite icabı olabilir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir