Ultra Herşey Dahil Danimarka Mucizesi

1992 yılında düzenlenecek Avrupa Futbol Şampiyonası, İspanya’nın o sene EXPO ve Yaz Olimpiyatları’na ev sahipliği yapacak olması nedeni ile İsveç’e verilmişti.

1958 Dünya Kupasına ev sahipliği yapan İsveç’te yine büyük bir organizasyona ev sahipliği yapmanın gururu var idi fakat ülkenin hem başkenti hem de en büyük kenti olan Stockholm’de futbol maçları oynanmadığından mücadeleler Malmö, Norrkoping, Gothenburg ve Solna’da oynanacaktı.

İsveç daha önceki Avrupa Şampiyonaları‘na katılma başarısı gösteremez iken turnuvaya ev sahipliği yaptığı için şampiyonaya direk katılma şansı elde ediyordu..

Avrupa haritasının şekil değiştirmeye başladığı bu dönemde SSCB  grup maçlarını lider bitiriyor turnuvaya katılma şansı elde ediyor fakat sınırları içerisinde bir dağılma yaşadığı için turnuvaya BDT adı ile katılıyordu. BDT, Rusya, Özbekistan, Kazakistan, Ukrayna, Türkmenistan, Kırgızistan, Tacikistan, Moldova ve Beyaz Rusya’yı temsil ediyordu..

Almanya bu organizasyona ilk kez Doğu-Batı ayrımı olmadan tek vücut olarak katılıyordu. Yugoslavya ise turnuvaya katılma hakkı elde etmesine rağmen dağıldığı için turnuvaya katılamıyor, turnuvanın başlamasına sadece 11 gün kala yerine Danimarka davet ediliyordu.

Danimarka Turnuva Yolunda

Evet, Danimarka turnuvaya davet edilmişti edilmesine fakat oyuncular ligleri bittiği ve turnuvaya katılamayacakları için antrenmanlarını sonlandırılmış,  aileleri ile birlikte çoktan tatile başlamışlardı.

Bu gelen davet üzerine Danimarka Futbol Federasyonu oyuncularına yazılı olarak derhal toparlanmalarını, kampa gireceklerini ve turnuvaya katılacaklarını iletirken en alta sıkıştırılmış küçük bir not var idi..

Tatilinizi böldüğümüz için özür dileriz, lütfen milli takım kampına aileniz ile birlikte geliniz, turnuva sonrası tüm masraflar federasyon tarafından karşılanmak üzere tekrardan tatile çıkabilirsiniz..”

 Danimarka apar topar geliyor fakat oyuncular antrenman yapamadıkları için fiziksel olarak geri kalmış üstüne bir çoğuda tatil döneminde olduklarından kilo almıştı. Otoriteler, medya ve futbolseverler tarafından Danimarka averaj takımı muamelesi görmeye çoktan başlamıştı..

Turnuva Başlıyor

Bu şartlar altında 1992 İsveç Avrupa Futbol Şampiyonası başlıyordu. Danimarka çıktığı ilk maçta İngilizler ile 0 – 0 berabere kalıyor ve turnuvanın ilk sürprizine imza atıyordu. İkinci maçlarında ise ev sahibi İsveç’e kaybederken grubun son maçında yine bir sürprize imza atacak ve Fransa’yı 2 – 1 yenerek gruptan çıkmayı başaracaklardı.

Genel görü kupayı son şampiyon Hollanda ya da kupa beyi Almanya kazanır yönündeydi. Bu görüler eşliğinde daha üstü başı kum taneleriyle dolu, deniz şortu dahi henüz kurumamış tatilci Danimarka yarı finale yükseliyor, herkesi şaşırtmaya devam ediyor ve belli bir kesimin büyük sempatisini kazanıyordu.

Kendilerinin bile adlandıramadığı ve bulundukları konuma inanmakta dahi zorlanan Danimarkalılar hep bir ağızdan “biz buraya tatile geldik ve sadece eğlenmeye turnuvadan keyif almaya çabalıyoruz” diyordu. Yarı finalde ise rakip favorilerden son şampiyon Hollanda idi..

Laudrup ve Andersen sakattı. John Sivabaek zor basıyordu ve kadroda alternatifi  olmadığından ağrı kesici ile oynayacaktı. Kısaca hiç kimse Danimarka’yı takmıyordu, Hollanda şimdiden finalde deniliyordu.

Mücadele başlıyor ve Danimarka en iyi yaptığı şeyi yani mücadeleyi çok iyi yapıyor idi. Danimarka bu mücadele muhaberesinde 2 kez öne geçti. Hollanda ise Rijkaart ve Bergkamp ile cevap verdi. Maç uzatmaya gitti. Gol sesi gelmedi. Sıra penaltı atışlarına geldi.

Final çok yakındı ve Schmeichel, VanBasten’in penaltısını çıkarttı. Danimarkalı oyuncular tatilden gelirken mırın kırın ettikleri turnuvada finale kalmışlardı. Tüm dünyanın gözleri artık üzerlerindeydi..

Peri Masalı Mutlu Son ile Bitebilecek miydi (?)

Rakip acımasız, amansız ve bir o kadar gaddar Almanya idi. Otoriteler peri masallarının kitaplarda güzel olduğunu gerçek hayatın bir o kadar acımasız olduğunu ve Almanya’nın Danimarka’yı eze eze hatta tabiri caizse döve döve yeneceğini ve şampiyon olacağını söylüyordu.

Oyun başlıyor, Almanya otoriteleri yanıltmıyor, Danimarka’yı sahada dövüyor ama efsanevi kaleci Peter Schmeichel’i geçemiyordu. 19 dakika bunalan Danimarka bir kontraatak şansı yakalıyor ve 49 maçtır ülkesi adına gol kaydememiş John Jensen milli takım kariyerindeki ilk golünü finalde Almanya kalesine atıyordu.

Tüm dünya bu gol ile soğuk bir duş almıştı. Danimarka yine bir şekilde öne geçmişti. Almanya tüm hatları ile var gücüyle saldırıyor Danimarka ise ülke sınırlarını korumak için ölümüne direniyordu ama yıkıldı yıkılacaktı. Yorgunlukları vücut dillerinden, korkuları ise gözlerinden okunuyordu..

Maçın bitimine 12 dakika kala maçtan önce milli takım hocasından lösemi olan kızını görmek, ondan şans öpücüğü almak için özel izinle takımdan ayrılan Kim Vilfort Danimarka’nın 2.golünü atıyor ve artık mucizenin resmiyet kazanması için geriye sadece 10 dakika kalıyordu.

Son Düdük

Son düdük çalıyor ve Danimarka eşi benzeri olmayan bir mucizeye imza atıyordu. Katılma şansını yitirdiği turnuvaya Yugoslavya’nın katılamama nedeni ile dünyanın çeşitli yerlerinde tatil yerlerinde dinlenen Danimarka’lı oyuncular bir anda kendilerini İsveç’te bulmuştu. Kiminin teninde güneş yanığı izleri, kiminin ayağında krampon yerine parmak arası terliği… Olacak iş değil, mümkünatı yok denilen olmuştu. Danimarka 1992 Avrupa Şampiyonu olmuştu.

Turnuvanın en iyi kalecisi ödülünü alan Peter Schmeichel maçtan sonra ağlayarak “Hala ne yaptığımızın ve bunu nasıl başardığımızın farkında değiliz” diyor ve şampiyonluğun ardından Manchester United’a transfer oluyor ve United’da gösterdiği performansla takımının 26 yıl sonraki Premier League şampiyonluğunda önemli pay sahibi oluyordu. Diğer Danimarkalı oyuncular da şampiyonluğun ardından Avrupa’nın kalburüstü kulüplerine transfer oluyordu..

Peri masalı gibi bile başlamayan hikaye peri masalından daha da mucizevi bir şekilde sonlanıyordu. Böyle bir sürprize bir kez daha tanık olur muyuz bilmiyorum ama top yuvarlak olduğu sürece ben inancımı kaybetmiyorum.

Hepinize sürprizlerle dolu peri masalları kıvamında günler diliyorum!

— > Kekremsi Bir Hayal ”Roger Bannister”

— > Sporda Siyah-i Hal

–> Ankara – Gençlerbirliği – KaraKızıl – Ezhel Dostum Bu Hikaye Çok Dikkat Çeker

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir