Tedavi

Deniz kenarındaki banklardan birine oturduğunda, beyninin içinde dolaşan, acı dolu, yerli yerine oturtamadığı ölümün kenarında gezinen düşüncelerle titriyordu.

Birkaç dakika önce doktorun yanında iken, yirmi yıl sonra yeniden karşılaştığı ve bu kez bütün zorluklara karşın yanında tutmayı başardığı büyük aşkı Nihal’in, sinsi ve kalleş bir hastalığın son durağında olduğunu öğrendiğinde, bütün hayatını, kendi ile ilgili her şeyi ve o tedavi edilemez alkolik saatler acısını bile bir kenara elinin tersiyle itmişti.

Nihal, yani büyük aşkı ölüyordu. Ve biliyordu ki, ölümün tedavisi yoktu. Tıpkı her akşam, ışıkları bol manzaraya karşı yuvarladığı kadehlerin tadının tedavisi olmadığı gibi. Bu yüzden oturduğu banktan kalkmalı ve avaz avaz bağıran kahve renkli paslanmış şilebe doğru koşmalıydı. Koştu, koştu ve……..!

Dalgaların aşındırdığı sahilin kenarına geldiğinde kulağına ilişen bebek ağlaması ile son anda durabildi. Az kalsın dengesini kaybedip denizin soğuk sularını boylayacaktı. Zorla durdu ve sesin geldiği yere doğru yürüdü. Gövdesi kocaman bir ağacın dibine, mavi, çiçekli, küçücük battaniyeye sarılmış bir bebek, boncuk gözlerini yummuş avazı çıktığı kadar ağlıyordu. Eğildi. Bebeği kucağına aldı. Birkaç dakika önce ölümü düşünen, hatta ölüme koşan bir adamdı ama şimdi, masum ve dünya güzeli bir bebeği kucaklamıştı. Ölümle yaşam arasındaki bağlantı bu muydu acaba? Ne kadar dramatik, felsefi izahatlar varsa kafasından geçiverdi bir anda. Sonra hemen toparlandı ve etrafına bakındı. Annesi buralarda olabilirdi bebeğin. Ama kimsecikler yoktu. Zaten mevsimin bu zamanlarında pek kimse olmazdı sahilde.

Bebeği kucağında sıkıca sararak evinin yolunu tuttu. Karakola gitmek, bebeğin ailesini aramak falan aklına bile gelmedi. Galiba bunları düşünmek istemedi. Eve vardığında, kucağındaki bebek uyumuştu bile. Tebessümle minik bedeni kanepeye yatırdı. Üzerine kalınca bir battaniye örttü. Mutfağa gidip hemen süt ısıttı. Odaya döndüğünde bebek uyanmış, gülümseyerek etrafını izliyordu. İçi sımsıcak oldu birden. Hiç bilmese de bu işleri, kaşıkla bebeğe biraz süt verdi. Birkaç saat daha uyudu bebek. Ve oturup yanı başında, onun o masum yüzünü seyretti. Eli telefona uzandı. Nihal’i aradı. Telefonun ucundaki cılız ve halsiz sesin karşısında heyecanla, umutla aşkla konuşuyordu:

-Alo. Efendim Burak?

-Aşkım, sevgilim, gözümüz aydın. Hayatımızın tedavisini buldum. Bak şimdi, hemen hazırlan. Birazdan sana geliyorum. Yanımda da çok seveceğin bir şey olacak. Hemen çıkacağız. Güzel bir yemek yeriz önce birtanem.

-Burak…

Duymuyordu bile Nihal’in sesini.

-Ah sevdiğim, ah yeşil gözlü yârim, ne çok beklemişiz bu anları. Göreceksin, için aydınlanacak, en sevdiğimiz sabahlar gibi hem de.

Telefonun diğer ucundan gelen uzun sinyal sesi ile durdu.

-Nihal..Nihal..Aşkım..Nihaaaaaallll!

Koştu.. Bir kaç saat önce denize doğru koşar gibi koştu. Kucağında minicik bebekle koştu. İnsanlara çarparak, arabaların altında kalma tehlikesini hiç görmeden koştu. Nihal’inin evine vardığında kapıdaki kalabalığı yararak girdi içeri. Darmadağın olacağını bile bile. Bebeği daha da sararak… Ağlamadan ama kalbi sıkışarak.

Odaya girdiğinde saçlarını öptü Nihal’inin.

-Bizim hayal ettiğimiz bebek bu Nihal. Bizim bebeğimiz aşkım. Gözün arkada kalmasın lütfen. Seni seviyoruz Nihal.

Günler sonra gözlerini açtığında, kollarını delik deşik eden sakinleştiricilerin etkisiyle net göremiyordu etrafını. Yanındaki hemşireyle doktorun konuşmasını yarım yamalak duyuyordu:

-Yine kriz anına girerse bir doz daha iğne yapın hemşire hanım. BU tip vakaları bir süre böyle tutmalıyız.

-Tamam doktor bey. Yazık! Epeyce zamandır durumu böyleymiş. Hastaneye getirenler söyledi. Komşularıymış.

Anladı ki tedavi oluyordu. Onun tedavisi bundan sonra sadece bulanık gören gözler, fısıltı gibi duyduğu sesle olacaktı artık. Anlıyordu.

Gözlerini yumdu. Damarını delen iğnenin, içini sızlatması onun için bebek ağlamasını, duyduğu en güzel kadın sesini yok eden küçücük bir senfoninin, damarlarında dalgalanmasından başka bir şey değildi artık.

Deniz A. Tüzün

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir