Tantalos İşkencesi

Eğer elimizde yarım  bardak su varsa, bunu iki türlü açıklamak mümkündür. Buna yarısı dolu bir bardak da diyebiliriz, yarısı boş bir bardak da… Genellikle hırs ve ihtiras sahibi insanlar, bardağın hep boş tarafını görmekte ısrar ederler. Sonuç, çoğunlukla hüsranla biter. Buna rağmen hiç ders almazlar. Nietzsche’nin dediği gibi; “Değişen sadece zaman ve kişilerdir. Olaylar değişmez”.

Günümüzde, iş ve sosyal hayatımızda, hatta özellikle siyaset ve politikada hırslar, maalesef aç gözlülük seviyesinde seyretmekte. Hep zengin olmak, hep güçlü olmak hedef. Öylesine iğrenç öylesine basit metotlar kullanıyorlar ki, insanın ağzı açık kalıyor. Rüyada Peygamberi gösteren terlikler… Namaz kıldıran seccadeler… Televizyon ekranlarından dua satışları… Bu Tanrı’ya inanan insanların korkusu yok mu acaba, hiç mi düşünüp korkmuyorlar hesap gününden… Yoksa tümü Tanrı tanımaz da insanlarla alay mı ediyorlar. Üstelik bu insanların peşinden giden milyonlarca insan var ve otoriteler bu konuda parmaklarını kımıldatmıyorlar. Çok vahim ve düşündürücü..

“M.Ö 800 yıllarında yaşadığı anlatılan bir kraldan söz etmek istedim bu gün, Kral Tantolos. İzmir ile Manisa arasında uzanan Spil dağlarında hüküm sürermiş. Güçlü bir krallığın, Frigya krallığının hükümdarıymış. Büyük Tanrı Zeus’un, bir insan olan Plüton’la birleşmesinden doğan Nefilim bir varlıkmış. Nefilim; yani dev, kutsal kitaplarda da geçen bir terimdir ve Tanrıların insanlardan olan çocuklarına verilen bir isim yada sıfattır. İnsanlardan fizik olarak daha güçlü ve daha büyüktürler ve çok daha uzun yaşadıkları anlatılır.

Kral Tantalos, Tanrılarla arası iyi olan ve onlarla sık görüşen, aynı masalarda yemek yiyebilen tek insanmış. Bu durumdan memnun olmayan diğer Tanrılar Zeus’un Tantalos’a çok yüz verdiğini düşünüp, kendi aralarında konuşurlarmış. Tantalos Tanrılara kızar, hatta kıskanırmış. Tantalos Anadolu Tanrıçası Kibele’ye inanırmış. (Burada bardağın dolu ya da boş olan tarafını görmemek elde değil. “İnsan üstü bir varlığım” bardağın dolu tarafı, “Neden Tanrı değilim” ise bardağın boş tarafı…) İki de çocuğu varmış Tantalos’un. Kızı Niobe ve oğlu Pelops.

Bir gün yarım insan aklıyla Tanrılara bir oyun oynamaya kalkmış. Zeus dahil tüm Tanrıları yemeğe davet etmiş. Aklı sıra Tanrıları tuzağa düşürüp, onları mahcup edecek, diğer yandan da onlara olan hıncını çıkaracakmış. Tanrılar davete icabet edip büyükçe ve kuş sütü eksik olmayan masaya oturmuşlar. Hoş beş ve sohbetlerden sonra sıra yemeğe gelmiş. Kral Tantalos oğlu Pelops’u pişirmiş ve Tanrıları önüne yemek olarak servis etmiş. Başta Tanrı Zeus olmak üzere tüm Tanrılar Tantalos’a çok kızmışlar. Böyle bir saygısızlık Tanrıların gazabına uğramak demekmiş. Oturup aralarında konuşmuşlar ve büyük bir cezaya karar vermişler. Öyle bir ceza olmalıymış ki, dünya durdukça hatırlanmalı, konuşulmalı ve Tanrılarla alay etmenin nelere mal olacağını tüm insanlık bilmeli ve ayağını denk almalıymış. Tanrılar, şimdiki Yamanlar Dağı’nın eteklerinde bulunan Karagöl’de cezayı uygulamaya karar vermişler. Kral Tantalos  gölün içine zincirlenerek hapis olunmuş. Etrafında çeşit çeşit meyve ağaçları dalları neredeyse başına değecek kadar, elini uzatsa koparıp alabileceği kadar yakınmış. Fakat gelin görün ki, cezanın tüm dikkat çekici tarafı buradaymış. Susayıp da su içmeye yeltendiğinde, sular geri çekilirmiş. Acıkıp bir elmaya uzandığında, ağacın dalları ondan uzaklaşırmış.”

Yunan mitolojisinden çıkmış bir hikayedir bu. Ama asıl önemli olan, bu hikayeden alınacak dersler ve çıkarılacak ana fikirlerdir. 

  • Ölümlü varlıklar olduğumuzu unutmayalım.

  • Kısa vadeli çıkar hesaplarımız, diğer insanları incitiyorsa, bu hatalara düşmeyelim.

  • Sahip olduğumuz varlıkların kıymetini bilip, özen gösterelim.

  • Saygı ve sevgimizi insanlardan esirgemeyelim.

Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle, sevgi ve dostlukla kalın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir