Alalu Nibiru Gezegeni İle Temasa Geçiyor

“Nibiru’nun kısmeti benim ellerimde, kulak ver ve dinle.” Koyu renkli Dünya’dan konuşucu tarafından Nibiru’ya ışınlanan sözleri böyleydi Alalu’nun. Alalu’nun sözleri Kral Anu’ya iletildiğinde Anu çok şaşırdı. Danışmanlar afalladı, bilgeler hayrete düştüler. “Alalu ölmedi mi” diye sordular birbirlerine. Başka bir dünyada yaşıyor olabilir miydi gerçekten, diyorlardı inanmaz bakışlarla. Nibiru’da saklanmış, bir arabaya atlayıp, gizlendiği yere gitmiş olmasındı?

Arabaların komutanları huzura çağırıldı. Alimler ışınlanan sözleri incelediler. Sözler Nibiru’dan gelmemişti Dövülmüş Bilezik‘in ötesinden söylenmişlerdi. Bulguları böyleydi. Kral Anu’ya bildirdiler bunu. Anu şaşkınlığa uğramıştı, Alalu’ya olanları düşünüyordu. “Onu işittiğimizi bildiren sözler yollansın” dedi huzurunda toplananlara. “Gök arabalarının olduğu yerde emir verilsin, Alalu’ya şunları söylesinler: Kral Anu sana selamlarını yolluyor, sağ ve esen olduğunu öğrenmekten dolayı memnun.”

 

Alalu Anu’nun Yerine Geçmek İstiyor

Nibiru’dan kaçıp ayrılman için hiç sebep yoktu. Anu’nun yüreğinden husumet geçmiyordu. Kurtuluş altınını gerçekten keşfettiysen eğer, izin ver, Nibiru kurtulsun.” Anu’nun sözleri Alalu’nun arabasına ulaştı. Alalu derhal bunları cevapladı: “Sizi selamete çıkaracak, yaşamlarınızı kurtaracaksam, soyumun en üstün olduğunu ilan edecek bir mecliste toplansın prensler. Komutanların başına geçeyim, emirlerime boyun eğsinler. Meclis Kral ilan etsin beni, Anu’nun yerine tahta geçeyim.”

Alalu’nun sözleri Nibiru’ya ulaşıp işitildiğinde, şaşkınlık çok büyüktü. Anu nasıl azledilebilirdi ki, diyerek birbirlerine sordu danışmanlar. Ya Alalu numara yapıp gerçeği söylemiyorsa? Nereye sığınmıştı? Gerçekten bulmuş muydu altını? Bilgeleri çağırdılar, eğitimlilere sorup danıştılar. En yaşlıları şöyle dedi: “Alalu’nun ustasıydım ben. Başlangıca ilişkin hikayeleri işitmişti. Göksel savaşı öğrenmişti o. Sulak canavar Tiamat’ı (Dünya’nın atası) ve onun altın damarlarına dair bilgiler öğrenmişti.

 

Nibiru’dakiler Alalu’dan Kanıt İstiyor

Eğer gerçekten Dövülmüş Bilezik‘in ötesine yolculuk etti ise sığındığı yer Dünya’dır, yedinci gezegendir. Toplananların arasından bir prens çıkıp konuştu; Anu’nun oğullarından biriydi, Anu’nun eşi Antu’nun rahminin ürünüydü. Enlil‘di adı, Emirler Efendisi anlamına gelirdi. Temkinli olmayı öğütlüyordu sözleri. “Alalu koşullar öne süremez. Onun elinden hep belalar çıkmıştır, tahtı kaybetmişti ya ceza olarak, yumruk yumruğa çarpışmada.

Tiamat’ın altınını gerçekten bulduysa eğer, bunun kanıtı gerek. Atmosferimizin korunması için yeterli midir? Dövülmüş Bilezik‘ten geçirilip Nibiru’ya nasıl getirilebilir?” Anu’nun oğlu Enlil böyle konuştu, diğerleri de pek çok sorular sordular. Çok miktarda kanıt gerekliydi. “Pek çok yanıt verilmeli” dedi hepsi bir ağızdan. Toplananların sözleri Alalu’ya iletildi, yanıt istendi. Alalu bu sözlerin haklılığı üstünde düşündü ve sırlarını aktarmayı kabul etti.

Yolculuğuna ve zorluklarına ilişkin doğru bir rapor verdi. Sınayıcının kristal iç kısımlarını yerinden çekip çıkarttı. Konuşucunun içine soktu kristalleri, tüm bulguları aktardı. “Artık kanıt gönderilmiş olduğuna göre, kral ilan edin beni, emrime boyun eğin” diye sertçe talep etti. Bilgeler donakaldı, Alalu o dehşet silahlarıyla Nibiru’da çok felakete yol açmıştı, dehşet silahlarını patlatıp bileziğin arasından bir yol açmıştı.

Turu üstünde Nibiru o bölgeden geçerken, Alalu bela üstüne bela biriktirecekti. Mecliste hayret, korku, şaşkınlık vardı. Krallığı bu şekilde değiştirmek gerçekten de çok ciddi meseleydi. Anu yalnızca soydan kral değildi, tahta dürüstçe güreşerek çıkmıştı. Prenslerin topluluğu arasından Anu’nun bir oğlu ayağa kalkıp konuştu. Her konuda bilgeydi, bilgeler arasında pek ünlüydü.

 

EA Dünya’ya Gitmeyi Öneriyor

Suların sırları konusunda bir ustaydı E.A, evi su olan denirdi adına. Anu’nun ilk oğluydu. Alalu’nun kızı Damkina ile eşti. “Beni vücuda getiren babam Anu kraldır” diyordu Ea. “Alalu ise kayınbabam. İki kabileyi birleştirmekti evlenirken niyetim, şimdi bu çatışmayı yatıştırıp birlik sağlayan kişi, izin verin ben olayım. Anu’nun Alalu’ya göndereceği elçi olayım, Alalu’nun keşiflerini onaylayacak kişi olayım.

Bir araba içinde Dünya’ya gideyim, bilezikten geçmek için ateşle değil, suyla bir yol açayım. İzin verin de Dünya’da, değerli altını sulardan çıkarayım ki Nibiru’ya geri gönderilebilsin. Alalu bilgelerin kararını beklerken Dünya’da kral olsun, Nibiru’yu kurtaracaksa eğer, izin verin de ikinci bir güreş olsun, Nibiru’da kimin hüküm süreceğini belirlesin.”

 

Konsey Öneriyi Kabul Ediyor

Prensler, danışmanlar, bilgeler, komutanlar Ea’nın sözlerini hayranlıkla dinlediler. Hikmetle doluydu bu sözler, çatışmaya çözüm bulmuşlardı. “Öyle olsun” diye ilan etti Anu.” Ea yolculuk etsin, altın test edilsin. Sonra Alalu’yla ikinci kez güreşeceğim, kazanan Nibiru’ya kral olur.” Kararın sözü Alalu’ya aktarıldı. O bunlar üstünde düşündü ve kabul etti. “Evlilik yoluyla oğlum olan Ea Dünya’ya gelsin.

“Sulardan altın çıkarılsın, Nibiru’nun kurtuluşu için test edilsin. Alalu’mu, ben mi kral olacağım, bunu ikinci bir güreş belirlesin.” diyerek ilan etti Anu toplananlara. Ea itiraz etmek için ayağa kalktı, kralın sözleri değiştirilemezdi artık. Ea arabalar yerine gitti, komutanlara ve bilgelere danıştı. Uçuş görevinin tehlikelerini hesapladı. Altını nasıl çıkartıp getireceğini düşündü. Alalu’nun aktardıklarını dikkatle inceledi.

Alalu’dan daha fazla sınama yapmak için sonuçlar istedi. Uçuş görevi için bir Kaderler Tableti (Uçuş koordinatları) biçimlendiriyordu. Kullanılacak kuvvet su olacaksa eğer, nereden doldurulabilecekti? Arabanın neresinde depolanacaktı, kuvvete nasıl dönüştürülecekti? Bu düşünceler içinde geçti Nibiru’nun bir turu. Hazırlıklar bir şar sürdü. (Nibiru’nun bir şarı, 3600 Dünya yılına eşit.) Görev için en büyük gök arabası hazırlandı.

 

EA Yola Çıkıyor

Turunun kaderi hesaplandı, bir kader tableti sımsıkı sabitlendi. Altın çıkartmak için Dünya’ya gitme görevi için elli kahraman gerekecekti. Anu yolculuk için onay verdi. Yolculuğun başlayacağı doğru zamanı seçmeleri için yıldız izlerler seçildi. Arabalar yerinde kalabalıklar toplandı, kahramanları ve onların önderini uğurlamaya gelmişlerdi. Kartal miğferlerini takmış, her biri balık giysisi giymiş olan kahramanlar birer birer girdiler arabaya.

Son binen Ea idi. Kalabalıklara veda etti. Kralın hayır duasını almak üzere babası Anu’nun huzurunda diz çöktü. “Evladım, ilk oğlum, çok uzaklara yolculuk edeceksin, hepimiz için tehlikeye atılacaksın. Başarın sayesinde bela Nibiru’dan uzaklaşsın. Gidip sağ salim geri dön.” Anu böyle diyerek uğurlayıp kutsadı. Ea’nın annesi Ninul onu kucağına alıp yüreğine sokarcasına sımsıkı sardı.

“Anu’dan bir oğul olarak verildin sen bana, niçin yerinde duramaz bir yürek verildi sana? Git ve o tehlikeli yolculuğu güvenle bitirip geri dön” dedi Ea’ya. Ea eşini şevkatle öptü, tek kelime etmeden sarıldı Damkina‘ya. Enlil üvey kardeşiyle kucaklaştı. Başarılı olasın, dedi ona. Ea yüreğinde üzüntüyle girdi arabaya, yükselip süzülme emrini verdi.

 

Uzay Gemisi Dünya’ya Doğru Yola Çıkıyor

(Burada anlatılanlar, yedinci gezegene yolculuğun ve sulardan gelen balık tanrı efsanesinin nasıl başladığının öyküsüdür.)

Ea yüreğinde üzüntüyle girdi arabaya, yükselip süzülme emrini verdi. Komutan koltuğunda Ea değil, Anzu oturmaktaydı; arabanın komutası Ea’da değil, Anzu’daydı. Adının anlamı gökleri bilendi, bu görev için özel olarak seçilmişti. Prensler arasında bir prensti. Ceddi kral tohumundandı.

Gök arabasını beceriyle yönlendirdi, Nibiru’dan kuvvetle yükselip havalandı ve yönünü uzaktaki Güneşe çevirdi. On lig (Nibiru uzaklık ölçü birimi), yüz lig boyunca yol aldı araba, bin lig boyunca yolculuk etti. Küçük Gaga (Plüton) selamlamaya çıktı, onlara, kahramanlara “hoş geldiniz” mesajını iletti. Mavi renkli Antu (Uranüs’ün ikizi) o güzel büyücü kadın yolu gösterdi. Anzu onun görünüşüne takıldı kaldı. “Onun sularını inceleyelim” diyordu Anzu.

Ea hiç durmaksızın devam etme emrini verdi, “Bu gidişi olup dönüşü olmayan bir gezegendir” dedi kuvvetle. Gezegenlerin sayılışında üçüncü olan “Göksel Anu”ya (Uranüs) doğru devam etti araba. Göksel Anu bir yanına yatmıştı. Aylarından oluşan ordusu (bugün 27 uydusu vardır) çevresinde hızla dönüyordu. Sınayıcının ışınları su bulunduğunu gösteriyordu, gerekirse durulabileceğini işaret ediyordu Ea’ya.

Ea “yola devam edelim” diyordu Anşar’a, göğün önde gelen prensine doğru, yol gösteriyordu. Çok geçmeden Anşar’ın (Satürn) tuzağa düşüren çekişini hissetmeye başladılar. Onun renkli halkalarına korku içinde hayran kaldılar. Anzu arabayı ustalıkla yönlendirdi. Çarpışma tehlikelerinden akıllıca kurtuldu. Bir sonra karşılaşacakları, sert gezegenlerin önde geleni olan dev Kişar‘dı. (Jüpiter)

 

Uzay Gemisi Dövülmüş Bilezik’e Ulaşıyor

Onun ağının çekişi çok ama çok güçlüydü. Anzu büyük beceriyle arabanın rotasını diğer yana döndürdü. Kişar bu gök arabasına öfkeyle ilahi yıldırımlar fırlatıyordu, ordusunu bu davetsiz gelene yöneltti. Kişar yavaşça uzaklaştı ve araba bir sonraki düşmanıyla karşılaştı. Beşinci gezegenin hemen ötesinde Dövülmüş Bilezik (Mars gezegeninin önündeki asteroid kuşağı) saklanıyordu. Elinden çıkan bir aygıtı vızıldaması için kuran Ea, su fırlatıcının hazırlanmasını buyurdu.

Kendi çevresinde hızla dönen koca kayalardan bir orduya doğru hızla gidiyordu araba. Her biri arabayı vahşice hedeflemiş bir sapandan atılmış taşlara benziyordu. Ea’nın sözü üstüne, binlerce kahraman kuvvetinde bir su akıntısı fırlatıldı. Koca kayalar birer birer yüz çevirdiler, arabanın geçmesi için bir yol açılıyordu. Ama kaçan her bir koca kayanın yerine bir diğeri saldırıyordu.

Sayıları hesabın ötesinde, Tiamat‘ın ikiye ayrılışının öcünü almak isteyen bir ordu… Ea tekrar tekrar emirler verdi, su fırlatıcıya sürekli vızıldayanla. Koca kayalar ordusuna tekrar tekrar yöneltildi su akıntıları. O koca kayalar tekrar tekrar yüz çevirip, arabaya geçecek bir yol açtılar. En sonunda yol tamamen açıldı, araba hiç zarar görmeden devam edebildi.

Haftaya 3.Tablet 2.Bölüm‘de görüşmek dileğiyle, sevgi ve dostlukla kalın.

— > Sümer Tabletleri (Tanrı Enki’nin Sözleri) 3.Tablet 2.Bölüm

— > Gündem / Beni Bul Anne

— > Gündem / Milli ve Yerli