Sümer Tabletleri (Tanrı Enki’nin Sözleri) 4. Tablet 2. Bölüm

Anu Zar Atarak Görev Dağılımı Öneriyor

Dolayısıyla sonra doğan oğul ardıllıkta ilk doğan oğuldan önce geliyordu. Böyle bir çatışma altının çıkartılmasını tehlikeye sokabilir, diye korktu Anu. Kardeşlerden biri Nibiru’ya dönmeli ve ardıllık meselesi şimdilik hiç düşünülmemeliydi. Kendi kendine böyle düşünen Anu iki oğluna dönüp onları çok şaşırtan şu teklifi yaptı: “Tahta oturmak için Nibiru’ya kim dönecek? Edin’i kim komuta edecek? Abzu’da kim efendi olacak?”

Gelin üçümüz arasında zar atıp belirleyelim. Kardeşler sessizdi. Bu cüretkar sözler onları gafil avlamıştı. “Haydi kura çekelim” dedi Anu. Kısmetin eli sayesinde belirlensin karar. Üçü, baba ve oğulları el sıkıştılar. Kura çektiler ve işleri kuraya göre paylaştılar. Anu Nibiru’ya dönecekti, hükümdar olarak tahtında oturacaktı. Edin Enlil’e düştü, adının gereği gibi emirler efendisi olacaktı. Daha çok yerleşim kuracak, gök gemilerinin ve onların kahramanlarının sorumluluğunu üstlenecek, denizlerin engeline rastlayana dek tüm toprakların önderi o olacaktı. Ea’ya hakimiyet bölgesi olarak denizler ve okyanuslar düştü. Suların engelinden sonraki topraklar onun tarafından idare edilecek, Abzu’da efendi olacak, altını hünerle çıkartacaktı.

Enlil kısmetine çıkanı uygun buldu. Kısmetin eline saygıyla boyun eğdi. Ea’nın gözleri aşkla doldu. Eridu’dan ve Edin’den ayrılmayı hiç istemedi. “İzin ver de Ea, sonsuza dek evi bilsin Eridu’yu dedi Anu”  Enlil’e. “Suya ilk inenin o olduğu sonsuza dek hatırlansın. İzin ver de Ea, Dünya’nın efendisi olarak bilinsin. Ünvanı dünyanın efendisi olsun.”

Babasının sözlerini hürmetle eğilerek kabul etti Enlil. Dönüp ağabeyine şöyle dedi: “Bundan böyle ünvanın Enki‘dir, Dünya’nın efendisi anlamına . Ben de emirler efendisi olarak bilineceğim.” Toplanan kahramanlara bu kararları açıkladı Anu, Enki ve Enlil. “Görevler belirlendi, ufukta başarı göründü” diyordu Anu onlara. “Artık size veda ediyorum, Nibiru’ya sakin bir kalple dönüyorum.”

 

Alalu ve Anu Güreşiyor

Alalu öne çıkıp Anu’ya yaklaştı. “Çok ciddi bir mesele unutuldu” diye bağırdı. “Dünya’nın komutası bana bırakıldı, altın bulduğumu Nibiru’ya duyurduğumda bu söz verilmişti bana. Nibiru’nun tahtına çıkma iddiamdan vazgeçmiş değilim. Anu’nun her şeyi oğullarıyla paylaşması, menfur bir hareket.” Böyle karşı çıktı Alalu, Anu’ya ve onun kararlarına. İlk başta tek söz etmedi Anu, sonra öfkeyle konuştu: “Münakaşamızı sona erdirmek için ikinci kez güreşelim, hemen buracıkta.” Hor gören bir tavırla giysilerini çıkardı Alalu, Anu da soyundu. ( Yakup ile Tanrının güreşmesini hatırlayın. O güreşi Yakup kazanmış ve İsrail adını almıştı.) Tamamen soyunan iki asil göğüs göğüse mücadeleye başladı. Bu çok büyük bir kapışmaydı. Alalu diz büktü, yüz üstü yere kapaklandı. ( Bu güreşin bildiğimiz tarzda bir güreş olmadığını düşünüyorum. Böylesine gelişmiş bir ulusun kararı güreşle vermesi, aslına bakarsanız soyla geçen krallık kurması çok anlamlı gelmiyor. Sanırım burada ilkel Sümer halkına anlayabileceği tarzda olayları anlatmak amaçlanıyor.)

 

Alalu Anu’nun Hayalarını Isırıp Koparıyor

Bastırdı ayağını Alalu’nun göğsüne Anu; güreşin galibi oracıkta belli olmaktaydı. Güreşerek verildi karar; kral benim. Nibiru’ya dönmeyecek Alalu. Böyle diyerek ayağını çekti Anu, yere kapaklanan Alalu’nun böğründen. Şimşek hızıyla fırladı yerden Alalu, bacaklarından tutup yere çekti Anu’yu. Ağzını açtı kocaman; Anu’nun hayalarını ısırıpkoparttı. Alalu yutuverdi Anu’nun erliğini. ( Osiris ve İsis’in hikayesinde ve bir çok mitoloji öyküsünde de haya kopartıp yutma söylemi vardır. Kaynağının  Sümerler olduğunu burada öğrenmiş oluyoruz.)

Anu’nun acıyla haykırışı göğe dek ulaştı. Yaralı olarak yere düştü. Enki düşen Anu’nun yanına koştu, kahkahalarla gülen Alalu’yu yakaladı. Kahramanlar kulübesine taşıdılar Anu’yu, Alalu’ya lanetler yağdırıyordu. “”Adalet yerini bulsun” diye bağırdı naibine Anu. “Işın silahınla vur Alalu’yu. Hayır! Hayır, diye haykırdı Enlil. Adalet yerini buldu. Onun içine zehir doldu.” Alalu’yu saz kulübelerden birine taşıdılar, ellerini ayaklarını bir esir gibi bağladılar.

 

Alalu Yargılanıyor

(Burada anlatılanlar, Alalu’nun yargılanışının ve daha sonra Dünya’da ve Lahmu‘da neler olduğunun hikayesidir.)

Sazdan kulübesinde Anu acıyla kıvranıyordu, Enki ona şifa veriyordu. Sazdan kulübesinde Alalu oturmuş, ağzından köpükler fışkırıyordu. Anu’nun erliği içinde ağır bir yük gibiydi. Sanki Anu’nun menisiyle içi gebe kalmıştı, doğum yapacak bir kadın gibi şişkindi karnı. ( Bir insanın cinsel organını yutan biri nasıl zehirlenir ve yavaş yavaş ölür? Bu durum Nibiru halkının bizi kendilerine benzer yaratsalar da tamamen kendilerine benzetmediklerini gösterir. )

Üçüncü gün dindi Anu’nun acısı. Gururu çok kırılmıştı. “Nibiru’ya dönmek istiyorum derhal” diyordu iki oğluna Anu. “Ama öncesinde Alalu yargılanmalı, bu suça uygun bir ceza almalı.” Nibiru yasalarına göre, yedi yargıç olmalıydı, en yüksek rütbeli olan ise onlara başkanlık etmeliydi. Kahramanlar Alalu’nun yargılanmasını görmek için Eridu’nun meydanına toplandı.

 

Dava Başlıyor

Yargılayan yediler için yedi kürsü konulmuştu. Başkanlık edecek Anu‘nun ki en yüksek olanıydı. Sağına Enki oturdu, Enlil ise Anu’nun sol yanında yerini aldı. Enki‘nin sağına Anzu ve Nergal yerleşti. Abgal ile Alalgar ise Enlil’in soluna. Yargılayan yedilerin karşısına getirildi Alalu. Elleri ve ayakları çözüldü. İlk söz alan Enki’ydi. “Adil bir güreş karşılaşmasında Alalu, krallığı Anu’ya kaptırdı.

Ne diyorsun Alalu?” Enki ona bu soruyu sordu. “Adil bir güreş karşılaşmasının sonunda, krallığı Anu’ya kaptırdım” dedi Alalu. “Yenilen Alalu menfur bir suç işledi, Anu’nun erliğini ısırıp yuttu.” İşte böyle yaptı Enlil suçlamayı. “Cezası ölümdür dedi Enlil. Ne diyorsun Alalu,” diye sordu Enki kayınbabasına. Sessizlik.. Alalu cevap vermedi. Hepimiz bu suça tanık olduk, diyordu Alalu.

 

Alalu Konuşuyor

“Hüküm buna uygun olmalı. Söylemek istediklerin varsa, karar belirlenmeden konuş” dedi Enki Alalu’ya. Çöken sessizlikte Alalu yavaş yavaş başladı konuşmaya. “Nibiru’da kraldım, ardıllık hakkım gereği hükmetmekteydim. Anu sakimdi benim. Prensleri ayaklandırdı, bana güreşte meydan okudu. Dokuz sayılı tur boyunca Nibiru’da kraldım, krallık benim soyuma aitti.

Tahtıma Anu geçip kuruldu. Canımı kurtarmak için kaçıp tehlikeli bir yolculukla uzaktaki Dünya’ya vardım. Nibiru’nun kurtuluşunu yabancı bir gezegende keşfeden bendim. Bana Nibiru’ya döneceğim, tekrar hükmedeceğime dair adil bir söz verildi. Sonra Ea geldi Dünya’ya, uzlaşma gereği Nibiru’da daha sonra tahta çıkacak kişi olarak belirlenen kişi. Sonra Enlil geldi, Anu’dan gelen ardıllığın iddiasındaydı.

Sonra Anu geldi, Ea’yı kurayla kandırdı. Onu Dünya’nın efendisi, Enki ilan etti. Nibiru’da değil Dünya’da efendi olacaktı. Sonra komuta Enlil’e teslim edildi, Enki’ye ise uzaktaki Abzu’ya gitmek düştü. Tüm bunlar kalbimi sıkıştırdı; utançtan ve öfkeden patlayacak gibi oldum. Derken Anu ayağını bastı göğsüme, sıkışan kalbimi eziyordu.”

 

Anu Konuşuyor

Sessizlik çökünce Anu söz aldı: “Asil soyum ve kanun gereğince, adilce güreş tutarak tahtı kazandım. Sen ise erliğimi kopartıp yuttun, soyum devam edemeyecek artık.” Enlil söz aldı: “Suçlanan suçunu kabul etti, yargılansın ve cezası ölüm olsun.”  “Ölüm dedi Alalgar.” “Ölüm dedi Abgal.” “Ölüm dedi Nungal.” “Ölüm Alalu’ya zaten gelecek, yutup içine aldığı şey onu öldürecek” diyordu Enki. “Ölene dek Dünya’da hapsedelim, Alalu’yu” diyordu Anzu. Onların sözleri üstünde düşünmekteydi Anu.

Karar Veriliyor, Alalu Mars’a Sürülüyor

Hem öfkeye hem de acımaya boğulmuştu. “Sürgünde ölsün, cezası bu olsun” deyiverdi Anu. Şaşkınlık içinde birbirine baktı diğer yargıçlar. Ne diyor Anu, diye meraklandılar. “Ne Dünya’da ne de Nibiru’ya sürgün edilecek” diyordu Anu. “Yol üstünde Lahmu (Mars) gezegeni, su ve atmosferle donamış. Enki, Ea iken orada mola vermişti. Burasının bir ara istasyon olacağını düşünmüştü.

Onun ağ gücü Dünya’nınkinden daha az kuvvetli oluşu hesaba katılırsa, faydamıza olabilir. Alalu gök arabasına götürülsün, Ben Dünya’dan ayrılırken o da benimle yolculuk edecek. Lahmu gezegeni çevresinde çemberler çizeceğiz ve  Alalu’ya bir gök arabası vereceğiz. Lahmu gezegenine indirilecek. Yabancı bir gezegende sürgün olacak. Kalan günlerini kendi başına sayacak.” Anu böyle bildirdi hükmü, sözleri heybetle doluydu.

Alalu’nun bildirdiği hüküm oy birliğiyle kabul gördü, kahramanların huzurunda ilan edildi. “Nungal bana kılavuzluk etsin Nibiru yolunda, oradan da kahramanları taşıyıp yine Dünya’ya getirsin. Anzu da yolculuğa katılsın, Lahmu’ya inişten sorumlu olsun.” Anu böyle bitirdi buyruklarını. Ertesi gün yola çıkmaya hazırlandılar. Gidecek herkes sandallarla götürüldü arabalara.

 

 Anu Nibiru’ya Dönüyor, Önce Mars’a Gidiyorlar

“Sert zeminde bir iniş yeri hazırlamalısın” diyordu Anu, Enlil’e. Lahmu’nun nasıl bir ara istasyon olacağına dair planlar hazırlamalısın. Hem hüzün, hem neşeyle vedalaşıldı. Topallayarak bindi arabaya Anu, elleri bağlanmış Alalu da bindi arabaya. Sonra göğe yükselip süzüldü araba, kralın resmi ziyareti de böylece sona erdi. Ay çevresinde bir tur attılar, Anu onun görüntüsüne hayran kaldı. Kırmızı renkli Lahmu’ya doğru yola koyuldular. İki tur attılar onun etrafında. Bu garip gezegene doğru alçalırlarken başı göğe eren dağlar ve yüzeyinde yırtıklar dikkatini çekti. Ea’nın bir zamanlar konduğu yere baktılar, bir gölün hemen kenarındaydı. Lahmu’nun ağ gücü tarafından yavaşlatıldılar. Arabanın içindeki gök odasını hazırladılar. Derken kılavuz Anzu hiç beklenmedik sözler söyledi Anu’ya.

Haftaya 4.Tablet 3.Bölümde buluşmak üzere, sevgi ve dostlukla kalın.

İskender Vural

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir