Lahma İşi Kadere Bırakıyor, Tepkiler Artıyor, İsyan Başlıyor

Kader buysa, demişti kadın, her şeyin büyük yaratıcısına yalvarıp yakaralım. Tek umut yalvarıp yakarmakta, eyleme geçmekte değil. Sarayda prensler huzursuzlanıyor, suçlamalarını krala yöneltiyorlardı. Çare yerine akılsızca, mantıksızca daha büyük felaketleri çağırıyorlardı.  Silahlar eski depolardan çıkartıldı. En çok konuşulan şey isyandı. Silaha ilk sarılan kişi saraydaki bir prensti. Vaatlerde bulunup diğer prensleri de kışkırttı. Adı Alalu’ydu. “Lahma kral olmasın artık” diye bağırdı. “Kararsızlığın yerine karar geçsin. Gelin kralın güvenini sarsalım mekanında. Tahtı bırakmasını sağlayalım.”

Prensler onun sözlerine kulak verip sarayın kapısına koşturdular. Taht odasına, onun yasaklanmış girişine üşüşen sular gibi saldırdılar. Kral sarayın kulesine kaçtı. Alalu onun peşine düştü. Kulede bir çarpışma yaşandı ve Lahma kuleden düşüp öldü. “Lahma yok artık” diye bağırdı Alalu. Coşku ve neşeyle ilan etti; “kral öldü” Taht odasına koşturan Alalu tahta kendisi kuruldu. Hakkı ya da meclis kararı olmaksızın, kendini kral ilan etti. Ülkede birlik kaybolmuştu. Bazıları Lahma’nın ölümüne sevindi, bazıları Alalu’nun ettiğine üzüldü.

 

Nibiru’da Krallık Savaşı Devam Ediyor, Alalu Kral Oluyor

(Bu öykü; Alalu’nun krallığının ve Dünyaya gidişinin öyküsüdür.)

Ülkede birlik kaybolmuştu, krallık konusunda pek çok kişi zarar görmüştü. Sarayda prensler çalkalanmakta, mecliste danışmanlar üzgündü. An’dan başlayarak tahta çıkmıştı ardıllar, babadan oğula sürmüştü bu. Sekizinci olan Lahma bile evlat edinilmiş bir oğul ilan edilmişti. Alalu da kimdi? Yasal varis miydi, İlk oğul muydu? Hangi hakla el koymuştu, kral katili değil miydi o? Yargılayan yedilerin huzuruna çağırıldı Alalu; kısmeti orada ele alınacaktı.

Anşargal’e dayanır soyum” diye iddia etti yargıçların huzurunda. “Atam onun bir cariyeden doğan oğluydu, adı Alam’dı. Şarlar hesabında Alam ilk oğul idi. Taht ona aitti. Gebe kalan kraliçe onun haklarını bir kenara attı. Tohumun kanununu çıkarıverdi hiç yoktan, kendi oğluna krallık sağladı. Alam’ı krallıktan et, onun yerine bunu oğluna bağışladı. Alam’ın süregelen soyundanım ben; Anşargal’ın tohumu benim içimde.”

Yargılayan yediler, Alalu’nun sözlerini dikkatle dinlediler. Meseleyi danışmanlar meclisine aktardılar ki, hakikat mi uydurma mı kesinleşsin. Kayıtlar evinden çıkartılan kraliyet yıllıkları getirilip büyük bir dikkatle okundu. İlk kraliyet çifti An ve Antu idi. Üç oğulları vardı, hiç kızları olmamıştı. İlk oğul Anki idi. Tahtta iken ölmüş ve çocuğu olmamıştı. Onun yerine ortanca oğul tahta çıkmıştı ve adı Anib’di.

Anşargal onun ilk oğluydu; tahta çıkmıştı.

Onun ardından ilk oğulun tahta çıkması kuralı sürmedi. Ardıllık kanununun yerini tohumun kanunu aldı. Bir cariyenin oğluydu ilk oğul. Tohumun kanununa göre krallıktan mahrum edilmişti. Krallık Kişargal’in oğluna bahşedildi. Kralın üvey kız kardeşiydi, işte buydu sebebi. Cariyenin oğlundan, ilk oğuldan söz etmiyordu yıllıklar. “Onun soyundanım ben” diye haykırdı Alalu danışmanlara. Ardıllık kanununa göre krallık ona aitti. “Ardıllık kanununa göre krallık şimdi benim hakkım.

Kuşkulu danışmanlar Alalu’dan bir hakikat yemini etmesini istediler. Alalu ölüsü dirisi üstüne yemin etti. Meclis artık onu kral görmekteydi. Yaşlıları çağırdılar, prensleri topladılar, onların huzurunda kararı açıkladılar. Prensler arasında genç bir prens öne çıktı, krallık hakkında bir kaç şey söylemek istiyordu. “Ardıllık yeniden gözden geçirilmeli” dedi toplananlara. “Ne ilk oğul ne de bir kraliçeden doğan oğul olsam da saf bir tohumdan geliyorum. An’ın özü içimde korundu, hiçbir cariye onu sulandırmadı.” Danışmanlar onun sözlerini hayretler içinde dinliyorlardı. Genç prens toplananlara biraz daha yaklaştı. Ona adını sordular. “Anu’dur, büyükbabam An’ın adı verilmiştir bana.”

Onun seceresini soruşturdular ve o da onlara An’ın üç oğlu olduğunu hatırlattı. Anki ilk oğuldu. Oğlu veya kızı olamadan öldü. Anib, ortanca oğuldu. Anki’nin yerine tahta çıktı. Anib, küçük kardeşinin kızını eş almıştı, onlardan beridir süren soy yıllıklara kaydedilmişti. An ve Antu’dan, en saf tohumlardan birinden doğan bu en küçük oğul kimdi?

Danışmanlar merakla birbirlerine baktılar. “Enuru idi adı” diye bildirdi Anu onlara. “O benim atamdı. Eşi Ninuru onun üvey kız kardeşiydi, oğlu ise ilk oğul, adını Enema koydular. Onun eşi de üvey kız kardeşiydi. Tohum ve ardıllık kanunlarına göre Enema’ya bir oğul doğurdu. Nesiller işte bu saf soydan, kanuna ve tohuma göre kusursuz olan soydan geldiler. Ana babam bana atamız An’ın adını onurlandırarak Anu ismini verdiler.Tahttan azledildik ama An’ın saf tohumundan azledilmedik”

Pek çok danışman;

“Kral Anu olsun” diye bağrıştı. “Alalu azledilsin”. Diğerleri ise “ihtiyatlı olalım” dediler. “Çekişmeyi önleyelim, birliği bozmayalım.” Alalu’yu huzura çağırıp keşfedilenleri anlattılar. Alalu, prens Anu’ya kucaklayan kolunu uzattı ve Anu’ya şöyle dedi; “Farklı evlatlardan gelse de soylarımız, tek bir atadan geliyoruz. Birlikte esenlik içinde yaşayalım ki bolluk bereket Nibiru’ya dönsün. Ben tahtta kalayım, sen de ardılım ol.” Sonra meclise seslendi. “Anu veliaht olsun, izin verinde ardılım olsun.

 

Alalu da Başarısız Olur, Anu Tahta Geçer

Oğlu kızımı eş alsın, ardıllık birleşsin.” Anu meclisin önünde saygıyla eğilip toplananlara şunu açıkladı. “Alalu’nun sakisi olacağım, bekleyen ardılı olacağım, oğullarımdan biri onun kızlarından birini gelin seçecek.” Meclisin kararı buydu ve kraliyet yıllıklarına böyle yazıldı. Alalu işte bu şekilde tahtta kaldı. Bilgeleri, alimleri ve komutanları toplayıp onlara danıştı.Karar vermek için çok bilgi derledi. “Gök sandalları inşa edilsin” diye karar verdi. Dövülmüş bilezik (dünyadan sonra gelen bölümdeki asteroid kuşağı) içinde altın aranacaktı.

Sandallar parçalanıp ezildi, dövülmüş bilezik içinden hiçbiri geri dönmedi. “Dehşet silahları Nibiru’nun derinliklerini kesip açsın, yanardağlar tekrar patlasın” diye emretti yine. Göğe çıkan arabalar dehşet silahlarıyla donatıldı; göklerden atılan dehşet füzeleri yanardağlara çarptı. Büyük parıltılar gök gürültüleriyle patladıklarında dağlar sallandı, vadiler titredi. Ülkede pek çoktu sevinenler, bolluk bereket beklentisi vardı.

Sarayda Anu, Alalu’nun sakisiydi. Alalu’nun ayaklarına kapanmakta, içki kadehini Alalu’nun eline vermekteydi. Alalu kraldı ve Anu’ya bir hizmetkar gibi davranıyordu. Ülkede sevinenler azaldı, yağmurlar hala gelmemiş, rüzgar sertleşir olmuştu. Yanardağların püskürmeleri çoğalmadı, atmosferdeki gedik kapanmadı. Göklerde Nibiru turlayarak rotasında devam etti. Turdan tura sıcaklık ve soğukluk giderek dayanılmaz oldu. Nibiru halkı krallarına hürmet etmez oldular, rahatlama sağlayacağına sefil etmişti onları.

Alalu tahtında kaldı. Prensler arasında önde gelen, güçlü ve bilge Anu onun huzurunda duruyordu. Alalu’nun ayaklarına kapanıyor, içki kadehini Alalu’nun eline veriyordu. Dokuz sayılan dönem boyunca Alalu, Nibiru’da kral oldu. Dokuzuncu Şar’da Anu, Alalu’ya savaş açtı. Çıplak, silahsız, yumruk yumruğa meydan okudu Alalu’ya. “Kazanan kral olsun” dedi Anu. Meydanın ortasında birbirleriyle boğuştular; kapıların menteşeleri ve duvarlar sallandı. Alalu diz büktü, yüz üstü yere kapaklandı.

 

Alalu Gemisiyle Dünyaya Kaçıyor

Alalu bu dövüşten yenik çıktı. Anu alkışlanarak kral ilan edildi. Anu konvoy eşliğinde saraya götürülürken, Alalu saraya dönmedi. Kalabalıkların arasından gizlice uzaklaştı. Lahma gibi ölmekten korkuyordu. Hiç kimsenin haberi olmaksızın, gök arabalarının olduğu yere gitti. Füze fırlatan bir arabaya tırmandı Alalu ve kapağını ardından kapadı.

Ön kısımdaki odaya girdi ve komutanın yerine yerleşti. Yolu göstereni aydınlattı. Odaya mavimsi bir pırıltı dolarken ateş taşlarını karıştırdı, uğultuları bir müzik gibi büyüleyiciydi. Arabanın büyük fişeğini canlandırdı Kırmızımsı bir parlaklık yaymaktaydı. Hiç kimsenin haberi olmaksızın, Alalu gök geminin içinde Nibiru’dan kaçtı. Alalu rotasını kar renkli Dünya’ya çevirdi, başlangıca ait bir sır sebebiyle seçmişti bu hedefi.

(Bir macera filmi izler gibi, heyecan ve merakla 1.Tabletin sonuna geldik. Oysa bu yazılar, altı bin yıl önce Sümerliler tarafından yazılmışlar. Eğer yaşadığımız medeniyetin evveli olarak düşünürsek, imkansızı konuşuyor olabilirdik. Ya teknolojinin zirvesini yaşamış bir medeniyetten söz ediyorsak… Bu inanılmaz yazının devamına, haftaya 2.Tablet olarak devam edeceğiz.)

Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle, sevgi ve dostlukla kalın.

— > Sümer Tabletleri ( Tanrı Enki’nin Sözleri ) 2.Tablet 1.Bölüm

— > Deneme / Deniz Adam

— > Deneme / Bir Ülkeyi Geride Bırakmak