Sümer Tabletleri (Tanrı Enki’nin Sözleri) 1.Tablet (2.Bölüm)

NİBİRU’DA GEZEGEN SAVAŞI VE BARIŞIN SAĞLANMASI

Elde tutulan şeyler fırlatılan füzelere dönüştü. Gürleyen ve parlayan silahlar dehşeti artırdı. Uzun ve şiddetli bir savaş tüm gezegeni sardı. Kardeş kardeşe karşı yığılıp birikti. Hem kuzeyde hem güneyde ölüm ve yıkım vardı. Pek çok tur boyunca diyarda yıkım hüküm sürdü; tüm yaşam sönmüştü. Sonra bir ateşkes ilan edildi, barış görüşmeleri başladı. “Milletler birleşsin” dedi elçiler birbirine. “Nibiru’nun tahtında bir kişi olsun, herkese hükmedecek bir kral”. Kuzeyden ve güneyden olsun ve kurayla belirlensin, en üstün olacak bir kral.

NİBİRU’DA KRALLIK KURULUYOR

Kuzeyden olursa eğer, yanı başında eşiti olacak kraliçesini güneyden eş olarak alsın. Güneyden seçildiyse eğer, kurayla, eşi kuzeyden bir kadın olsun. Karı koca olsunlar ve tek beden oluştursunlar. İlk doğan oğulları tahtın varisi olsun, böylece birleşmiş bir hanedan kurulup Nibiru üstünde sonsuza dek birlik kurulsun. Yıkıntıların tam ortasında başladı barış. Kuzey ve güney evlilik bağıyla birleşti. Kraliyet tahtı bir bedende birleşti, kesintisiz bir krallık silsilesi kuruldu. Barışın sağlanmasından sonraki ilk kral, kuzeyin bir savaşçısı, yiğit bir komutandı. Dürüst ve adil kurayla seçildi; birlik ilanı kabul edildi. Meskeni için muhteşem bir şehir kurdu; adı Agage’ydi., birlik anlamına gelmekteydi. Saltanatı için ona bir kraliyet ünvanı bahşedildiAn‘dı bu, Göksel Olan anlamına. Zor kullanarak tüm topraklarda düzeni tekrar sağladı. Yasalar ve kurallar ilan etti. Her bir ülke için valiler atadı, onların ilk işi yeniden inşa ve tarıma elverişli hale getirmekti.

Kraliyet yıllıklarında ondan şöyle söz edilmiştiÜlkeleri birleştiren, Nibiru’da barış sağlayan AnYeni bir şehir inşa etti; kanalları onardı; halka gıda sağladı, topraklarda bereket vardı. Eş olarak kendine güneyden bir kız seçti; hem sevgisi hem de savaşçılığıyla ünlenmişti kız. An.Tu idi kraliyet ünvanı; An’ın eşi olan önder. Bu ad ona pek akıllıca verilmişti. An’a üç oğul ve bir kız doğurdu. İlk oğluna An.Ki adını verdi. An sayesinde Sağlam Bir Temel anlamında.

Oğul tahtta yalnız kaldı. Eş seçimi iki kez ertelendi. Onun hükümdarlığında saraya cariyeler getirildi, bir oğul sahibi olamadı. Böyle başlayan hanedan, An.Ki’ nin ölümüyle kesintiye uğradı; kurala göre tahta çıkacak bir evladı yoktu. İlk oğul olmasa da ortanca oğul yasal varis ilan edildi. Üç erkek kardeşten biriydi, gençliğinden beri annesi ona sevgiyle, ortada olan anlamına İb derdi. Kraliyet yıllıklarına göre ona An.İb dendi; Krallıkta göksel, nesillerde ise An’ın oğlu olan anlamına gelen.

Babası An’ın ardından Nibiru tahtına çıktı; sayarsak, tahta çıkan üçüncü kraldı. Küçük kardeşinin kızını kendine eş seçti. Ona Nin.İb denildi, İb’in hanımı. An.İb’in, Nin.İb’ten bir oğlu oldu; tahtın varisi oydu, sayarsak kralların dördüncüsü. Kraliyet ünvanının An.ŞarGal adıyla bilinmesini istedi; An’ın prensi, prenslerin en büyüğüdür anlamına. Üvey kız kardeşi olan eşi Ki.Şar.Gal ise eşit biçimde adlandırılmıştı. Bilgi ve anlayış kralın başlıca hırsıydı. Göğün usullerini büyük bir gayretle inceledi. (Güneş sistemleri ve gezegenler ilişkileri)

 KRALLIKTA ARDILLIK KURALLARINDA KAFALAR KARIŞIYOR. BİR YANDAN DA NİBİRU TEKNOLOJİK GELİŞİM GÖSTERİYOR.

Nibiru’nun büyük turunu araştırdı, uzunluğunun bir şar olduğunu sabitledi (3600 yıl). Nibiru’nun bir yılıydı bu ölçü. Kraliyet saltanatları bununla sayılıp kaydedilecekti. Şar’ı on kısma ayırdı, Bundan böyle kutlanacak iki bayram ilan etti. Güneşin çevresine en yakın olunduğunda sıcaklık bayramı kutlanacaktı. Nibiru en uzaktaki köşesine vardığında, soğukluk bayramı kutlanacaktı. Kabilelerin ve ulusların tüm eski bayramlarının yerine, halkı birleştiren iki bayram tesis edildi. Karı kocanın, oğullar ve kızların kanunlarını belirledi.

Savaşlardan dolayı erkeklerin sayısı azalmış, kadınlar çoğunlukta kalmıştı. Bir erkeğin bilmek (eş kabul etmek) için birden fazla kadın alabileceğini ilan etti. Kanuna göre, resmi eş olarak tek bir eş seçilecek ve ilk hanım olarak anılacaktı. Kanuna göre, ilk doğan erkek evlat babasının ardılıydı. Bu kanunlara göre, kısa süre sonra akıllar karıştı. Eğer ilk oğul ilk hanımdan doğmadıysa, ama sonrasında ilk hanım bir oğul, kanuna göre yasal varis olacak bir erkek doğurduysa, tahta kim çıkacaktı? Şar sayısına göre ilk doğan erkek evlat mı? İlk hanımdan doğan erkek evlat mı? İlk oğul mu? Yasal varis mi? Mirası kim alacaktı? Ardılı kim olacaktı? An.Şar.Gal’ın saltanatı sırasında, Ki.Şar.Gal ilk hanım olarak ilan edildi. Kralın üvey kız kardeşlerinden biriydi. An.Şar. Gal’ın saltanatı sırasında, cariyeler saraya tekrar getirildi. Cariyeler de oğullar ve kızlar doğurdular krala. Birinden doğan oğul ilk doğandı. İlk oğul bir cariyeden doğmuştu. Ardından Ki.Şar.Gal bir oğlan doğurdu.

Kanuna göre yasal varis o değildi, ilk oğul değildi. Sarayda Ki.Şar.Gal’in öfkeyle bağıran sesi yükseldi: “Kurallar gereği bir ilk hanımdan doğmuş olan oğlum ardıllıktan menedilecekse, çifte tohum ihmal edilmeye! Farklı annelerden doğmuş olsak ta kral ve ben aynı babanın çocuklarıyız. Bu nedenle oğlum, babamız Anib’in çifte tohumunu taşımaktadır. Tohumun Kanunu bundan böyle Eşlik Kanunundan üstün gele! Bundan böyle, bir üvey kız kardeşten bir oğul ne zaman doğarsa doğsun, diğer tüm oğullardan üstün tutulsun ardıllıkta”

An.Şar.Gal derinden düşünüp, tohumun kanununa iltimas geçip, benimsedi. Bununla eşler ve cariyelerden, evlenmeler ve boşanmalardan doğan akıl karışıklığından kaçınılacaktı. Mecliste kraliyet danışmanları ardıllık için Tohumun Kanununu benimsediler. Kralın emriyle, yazıcılar bu emri kayda geçirdiler. Böylece Tohumun Kanununa göre tahta çıkacak bir sonraki kral ilan edilmiş oldu. Ona kraliyet ünvanı olarak An.Şar denildi. Tahta çıkan beşinci kraldı. Şimdi bu, An.Şar’ın saltanatının ve onu izleyen kralların hikayesidir.

NİBURU’NUN İKLİMİ DEĞİŞİYOR, ATMOSFER ZARAR GÖRÜYOR VE KURTULUŞ ÇARESİ DİĞER GEZEGENLERDE ARANIYOR

Kanun değişince, diğer prensler rıza gösterdiler. Söylendiler ama başkaldırmadılar. An.Şar eş olarak kendine üvey kız kardeşini aldı. Onu İlk Hanım yaptı; Ki.Şar adıyla anılacaktı. Böylece hanedan bu kanunla devam etti. An.şar’ın saltanatında tarlaların ürünleri zayıfladı, meyveler ve tahılların bereketi azaldı. Turdan tura Güneş’e yaklaştıkça sıcaklık arttı, uzaktaki meskende serinlik daha çok keskindi. Tahtın kenti Agade’de kral, anlayışı büyük olanları bir araya topladı.

Bilgisi büyük olan eğitimli alimlere sorgulamaları emredildi. Ülkeyi ve toprağı incelediler, gölleri ve dereleri sınadılar. Daha öncede olmuş, diyerek yanıtladı bazısı: Geçmişte de Nibiru ya daha soğumuş ya daha da ısınmıştı. Nibiru’nun turunda bir kader yer etmişti. Turu gözlemleyen diğer bilgililer, Nibiru’nun kaderini suçlamayı düşünmediler. Bulduklarına göre, atmosferde bir bozulma meydana gelmişti. Atmosferin ceddi olan yanardağlar daha az duman püskürtüyordu. Nibiru’nun havası incelmişti; koruyucu kalkan güçten düşüp zayıflamıştı.

An.Şar ve Ki.Şar’ın saltanatında, tarlalara hastalık musallat oldu, ne kadar uğraştılarsa da boşuna. Onların oğlu En.Şar geçti tahta sonra; hanedanın altıncı kralıydı. Adı, Şar’ın Azametli Efendisi anlamına geliyordu. Büyük anlayışla doğmuştu, çokça öğrenip çokça bilgiler edinmişti. Belalara çare bulmanın yollarını aradı; Nibiru’nun göksel turunu epey inceledi. Çizdiği ilmek içinde, Güneş ailesinin beş üyesini, göz kamaştırıcı güzellikteki o gezegenleri kucaklıyordu.

Belalara çare bulmak için En.Şar bunların atmosferlerini inceletti. Her birine birer ad verip atalarını onurlandırdı; onları göksel çiftler gibi düşünmüştü. Karşılaşılan ilk ikisine, ikizleri andıran gezegenlere An ve Antu dedi. Nibiru’nun turunun ötesinde boyutları en büyük olan Anşar (Satürn) ve Kişar ( Jüpiter) vardı. Diğerlerinin arasında bir haberci gibi dolaşana Gaga (Plüton) dendi. Bazen Nibiru ilk bununla karşılaşıyordu. Güneşin etrafında dolanıp ta Nibiru’yu selamlayanların hepsi beş taneydi.

Bunların ötesinde, sanki bir sınırmışçasına, Dövülmüş Bilezik (Dünya ve Jüpiter arasındaki asteroid kuşağı) dönmekteydi güneşin etrafında. Göğün felaketle dolu yasak bölgesinin muhafızıymış gibi onu korumaktaydı. Güneş’in diğer çocuklarının sayısı dörttü ve bilezik onların davetsiz misafirlere karşı kalkanıydı. En.Şar karşılamaya çıkan beşlinin atmosferlerini incelemeye koyuldu. Tekrarlayan turlarda, Nibiru’nun beş ilmeği boyunca bunlar dikkatle tarandı.

DÜNYA KEŞFEDİLİYOR ve NİBİRU’NUN ATMOSFERİ HER GEÇEN GÜN KÖTÜLEŞİYOR

Ne tür atmosfere sahip oldukları gözlemlenip, gök arabalarıyla (uzay gemileri) yoğun biçimde incelendi. Bulgular akıllara durgunluk verdi, keşifler akılları karıştırdı. Turdan tura Nibiru’nun atmosferindeki bozulma daha çok kötüledi. Bilginlerin meclislerinde çareler arzuyla tartışıldı, yarayı sarmanın yolları aceleyle gözden geçirildi. Gezegeni kucaklayacak yeni bir kalkana yapımına girişildi. Yukarı fırlatılanların hepsi aşağıya, yere indi. Bilgililerin meclislerinde, püsküren yanardağlar incelendi.

Atmosfer püsküren yanardağlarla oluşmuştu. Yarası ise onların püskürmesinin zayıflamasıyla ortaya çıkmıştı. Yeni püskürmeleri teşvik edecek şeyler icat edelim, volkanların tekrar kusmasını sağlayalım, diyordu bir grup alim. Bu işin nasıl yapılacağına, püskürmenin hangi araçla sağlanacağına dair, hiçbiri krala bilgi veremedi. En.Şar’ın saltanatı sırasında göklerdeki gedik daha da büyüdü. Yağmurlar durdu. Rüzgar daha sert esti, pınarlardan derinlerden çıkıp yükselemediler.

Topraklarda bir lanet vardı, anaların memeleri kurumuştu. Sarayda huzursuzluk vardı, lanet orada da tutunmuştu. En.Şar ilk hanım olarak kendine, Tohumun Kanununun emrettiği gibi bir üvey kız kardeş seçti. Nin.Şar dendi ona, Şarların Hanımı. Bir oğul doğuramadı. Bir cariyeden doğdu En. Şar’ın oğlu, ilk oğul oydu. İlk hanımı ve üvey kız kardeşi Nin.Şar’dan bir oğlu olamadı. Ardıllık kanununa göre, cariyenin oğlu tahta çıktı, saltanatın yedinci kralıydı. Kraliyet ünvanı Du.Uru idi. Konutta biçimlenmiş olan anlamına gelmekteydi.

Gerçekten sarayda değil de Cariyeler konutunda düşmüştü rahme. Du.Uru eş olarak kendine gençliğinden beri sevdiği bir kızı aldı; İlk Hanım tohumundan dolayı değil, aşktan dolayı seçilmişti. Kraliyet ünvanı Da.Uru oldu; Yanımda Olan Kadın’dı anlamı. Sarayda akıllar çok karıştı. Oğullar varis, eşler üvey kız kardeş değillerdi. Ülkede ızdırap artıyordu. Tarlalar bereketi unuttu, halk arasında doğurganlık azaldı. Sarayda bereket yoktu. Ne oğullar ne kızlar doğuyordu. An’ın tohumundan olan yedi hükümdar gelip geçmiş ama sonra onun tahttaki tohumu kurumuştu.

ATMOSFERİ KURTARMANIN ÇARESİ ALTIN TOZLARI DENİLİYOR

Da.Uru sarayın girişinde bir çocuk buldu; onu oğlu olarak kucakladı. Sonunda Du.Uru da onu oğul benimsedi, onu Yasal Varis ilan etti ve ona Lahma denildi, kuruluk anlamına. Sarayda prensler homurdanmakta; Danışmanlar Meclisi şikayet etmekteydi. Sonunda Lahma tahta çıktı, An’ın tohumundan değildi ama sekizinci kral oldu. Eğitimlilerin meclislerinde, gediği iyileştirmek için iki öneride bulunulmaktaydı. Biri adı altın olan bir maden kullanmaktı. Nibiru üstünde bu metal çok azdı; Dövülmüş Bileziğin (Dünyadan sonraki bölümdeki asteroid kuşağı) iç kısmında ise çok bol bulunmaktaydı.

En ince toz haline gelene dek dövülebilen tek maddeydi bu. Göğün yükseklerine ulaştırılınca havada asılı kalabilecekti. Böylece gedik tekrar tekrar doldurmalar ile kapanacak, daha iyi koruyacaktı. “Gök sandalları inşa edilsin, göksel bir filo altını Nibiru’ya getirsin.” Diğerleri ise; “Dehşet Silahları oluşturalım, yeri sarsıp gevşetecek, dağları ayırıp parçalayacak silahlar. Füzelerle yanardağlara saldıralım, tembelliklerini harekete geçirelim ki püskürmeleri artsın, atmosfer yenilensin ve gedik ortadan kaybolsun”

Lahma karar veremeyecek kadar güçsüzdü. Hangisini seçeceğini bilemiyordu. Nibiru bir tur daha tamamladı, Nibiru iki şar saymaya devam etti. Tarlalardaki bela azalmadı. Yanardağların püskürmesi atmosferi onarmadı. Üçüncü şar geçti, dördüncü sayılıyordu. Altın elde edilmemişti. Ülkede çekişme çoğaldı. Yiyecek ve su azalmıştı. Ülkede birlik bozuldu, suçlamalar giderek arttı. Saraya alimler gidip geliyorlardı. Danışmanlar durmaksızın içeri girip dışarı çıkmaktaydı. Kral onların sözlerine kulak asmadı. Lahama sadece karısını dinliyordu.

Haftaya 3.bölümde görüşmek üzere, sevgi ve dostlukla kalın.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir