Süfrajet

“Kadınların başarılı olamayacağını düşünen sizlere şunu söylemek isterim: İngiliz hükümetini bu pozisyona getirmeyi başardık. Hükümet artık şu alternatifle yüzleşmek zorunda: Kadınlar artık ya öldürülecek, ya da oy kullanacak.”

Emmeline Pankhurst

Çok kullanırım Nazım Hikmet’in kaleminden sıyırttığı “Yaşadım Diyebilmen İçin” dizesini. Dudaktan hoş bir müziğin ezgileri gibi devrilir çokça. İlerlemek için ellerini kullanmayı bıraktığı günden bu yana insanlığa ilham vermiştir de aslında, Türkçeyi en iyi kullanan insanın karaladığı dizelerden sonra ete kemiğe girmiştir bir anlamda.

Her ölümlüde farklı şekilde açığa çıkmıştır. “Yaşadım” diyebildiği yılları para kazanma hırsıyla doldurmuştur birileri. Kimileri kağıt bulamadığında duvarlara yazmıştır derdiyle dertlendiklerini, çizmiştir resimlerini, yüksek bir taşın üzerine çıkarak avazı çıktığı kadar bağırıp anlatmıştır hikayelerini. Çokları ise düzenin, annesine-babasına itelediği yoksul hayatı yaşamak için sırasını beklemiştir.

Ve tükenmiştir ömürler. Çaylar içilmiş, hesaplar istenmiştir bir vakit. Geriye baktığınızda hızlı yenen yemeğin bir lokması dahi sizin orada bulunmanıza mana katmamışsa eğer, masadan hoş bir sada olarak geçip gitmişsinizdir.

Ama misafir olduğunuz o masada oturduğunuz her lahzayı “denedim” diyerek geçirmişseniz, “Yaşadım” diyebilenlerdensinizdir.

Hele inançla sıktığınız yumruğunuzu başkaları için havaya kaldırmışsanız…

Emmeline Pankhurst gibi…

Medeniyete henüz beşik kurulmamış olmalıydı ki erkekler o yıllarda “”lerini kendilerinden aşağıda görmekteydi. Kadınlara özel, “Fazla işe az ücret” değiştirilmesi teklif dahi edilemez 4. Madde gibiydi. “Eksik akıllı” sözcüğü lütuf, karnına bırakılan çocuk bir onur nişanesiydi sanki ve yeterdi.

Süfrajet Hareketi

Evet, yeterdi. Emmeline Pankhurstsüfrajet” hareketiyle çıktığı yolda önce kadınlara oy hakkı istedi. Aynı anneden doğan bir kız ve bir erkek çocuğun eşit olduğunu; ne fazlası ne azı, erkeklerle aynı şartı istemenin düzenin bir gereği olduğunu, yok eğer düzen müsaade etmiyorsa bundan sonra bir “düzen”in olmayacağını söyledi.

Defalarca hapis yattı. Açlık grevleri başlattı, sonlandırdı. Sayısız kez dayak yedi yoldaşlarıyla birlikte, henüz medeni olamamış İngiliz asilzade polislerinden. Ve günün sonunda, 1918’in Şubat ayında, kadınların medeni durumlarıyla ilgili birçok kısıtlamanın ortadan kalkmasıyla birlikte kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı tanındı. Değiştirilemez denilen düzen tarihin çöplüğüne itilirken yine geçmişteki benzerleri gibi hak verilmedi, alındı.

Ve o günlerde kadın haklarının erkeklerin elinden koparılması için anarşi yaratan Emmeline Pankhurst, Britanya hükümeti tarafından terörist denerek yaftalanan Emmeline Pankhurst, Muhafazakar Parti tarafından Londra’dan Avam Kamarasına aday gösterildi. Ömrü seçilmesine yetmedi belki ama tahmin ediyorum ki Emmeline Pankhurst “Yaşadım” diyebildi.

Bunlar  da ilginizi çekebilir…

— > İz Bırakanlar / Pablo Neruda

— > Diğer Olmak

— > Yönetme Arzusu ve Mücadele

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir