Ne zaman bir hata yapsak, hatanın sebebi olarak kendimiz dışında herkesi görebiliriz. Alışmışız adeta buna. Hem de fena bir alışkanlık bu. Oysa ilk önce kendimizi ve yaptıklarımızla yapmadıklarımızın ölçülerini düşünmek ve tartmak, hem hatayı kabullenme cesaretini verecek bize hem de hatadan en azından o hatadan ayrı durmanın mantığını. Ama yok! Biz inatla başkasını, başkalarını suçlamayı severiz. İnsan olarak genlerimiz de var bu sanki. Peki ya toplumsal olarak? Evet, toplumsal olarak da bizden ve bizim gibi düşünenlerden başka herkes suçludur.

İki yıl kadar önce yerel bir gazete için kaleme aldığım bir yazımda ,“Dört koldan geliyorlar” demiştim. Dört koldan gelenler kimlerdi? Bugün dert yandığımız yasakların, zulmün, yokluğun-yoksunluğun mimarları idi efendim. Ve biz Onlar gelirken tutup, ezberlere dayadık sırtımızı. Bir süre önce biri bana; “Neden Atatürk değil de sürekli Mustafa Kemal diyorsunuz?” diye sormuştu. O gün o kişiye verdiğim yanıt sadece kişisel öngörü ve mantık farklılığımın beni getirdiği bu sonuca istinaden olmuştu. Ezberci, dayatılmışlıkla verileni alan biri olarak değil, araştıran, okuyan ve öğrenmeye çalışan biri olaraktı yanıtım şu olmuştu:

“Çünkü Cumhuriyet’İn kurucusu, aklı, vicdanı, strateji gücü ile büyük bir mücadeleyi kazanmıştır. İşte ben bu mücadele gücünü kendimde bulmaya ve buldukça bunu karakteristik bir özellik haline getirmeye çalışıyorum. Bu karakteristik özellik açısından baktığımda benim için Cumhuriyetin kurucusu, büyük lider öncelikle savaşımların, dirayetin adamı. Dolayısıyla benim içinde adıyla müstesnadır onun bu gücü. Bu sebeple benim için öncelikle, Gazi Mustafa Kemal’dir

Şimdi biz, Mustafa Kemali nasıl anlatıyoruz. Reşit Galip’in söylediği bir sözün hakkını veriyor muyuz? Eğer yanıtımız evet ise, bu durumda mücadeleye başlamamız gerekir. Büyük devlet adamını, doğum tarihi ile, anne babasının adını söyleyerek anlatmak ve tanıtmaktan daha ötede anlatımlar yapmalıyız. Suçlu aramadan yapmalıyız bunu. Bizler önce, emperyalizme karşı bir yaşam kalitesine razı olarak ve bu rıza için emek harcayarak, savaşım göstererek, adını ister Mustafa Kemal, ister Atatürk olarak analım, gelmiş geçmiş en büyük liderin emanet ettiği ışığa layık şekilde durmalıyız. En büyük suçumuzun, anlatmasını ve yaşamasını bilmediğimizin farkına vararak.

Yoksa “Suçlu Aranıyor” diye hep birbirimize atıflarda, hatta hakaretlerde bulunur ve bir arpa boyu bile yol alamayız.

Anlatılabilecek en büyük lidere saygı ve özlemle, onun aydınlığına inananlara, sevgi ile.

 

>>> – Zafer, zafer midir?

>>> – 23 Nisan’ın Tarihi

>>> – Yolculuk

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir