Size bir sır vereceğim.

Gökyüzü zifiri karanlığa çalıyor. Masa saatim ikiyi dövüyor. Tırtıllar bile uyudu. Ben bekliyorum. Size bir sır vereceğim. Vereceğim sırrın sadakatiyle alıyorum nefesimi. Ciğerlerim şişiyor. Şişen ciğerlerimi duyuyor musunuz? Göz kapaklarım vicdanımın en kuytu yerlerini örterken, cehennemin dibindekilerin yardım çağrısını duyuyorum. Ben duyuyorum. Parmaklarımın ucunda şekillenen dünyanın her bir zerresine ihtiyacı olan insanları duyuyorum. Parmaklarım ışıkları eziyor. Yıldızlar biraz daha alçalıyor. Denizin dibine göçüyor ruhum. Daha ağırlarını duyuyorum. Kulaklarımı tıkadıkça daha vahşilerini, gözlerimi kapattıkça daha canlılarını; duyuyorum, görüyorum.

Eritilmiş demir yağıyor gökyüzünden. Gökyüzü zifiri karanlığa çalıyor. Yıldızlar yerli yerinde. Gezegen parmaklarımın ucunda şekilleniyor. Üzerine küf, is ve toprak serpilmiş her şey silkeleniyor. Benim gezegenim. Her bir karesini milim milim çizdiğim sokaklarım. Hiçbir zaman anlamlanmayan saatlerim. Başlı başına hayallerim, umutlarım ve korkularım. Her bir tuğlasına emekle inşa edilmiş zihnim.

Toplanan kalabalık tozlu kıyafetleriyle dolduruyor amfileri. Gizlenmiş kapüşonlarının ardından ürkekçe bakıyorlar. Ortamın genel rengi siyah; mat bir siyah, soluk ve tozlu bir siyah. Yorgun ruhlarımızın tek timsali belki de. Avuçlarımı çeviriyorum üzerlerine. Parmaklarımın uçları yanıyor. Yanan parmaklarımdan sular damlıyor zemine. Toprak yeşile yüz tutuyor. Duymuştum. Bundan da bahsetmişlerdi. Yok oldum dediğin anda hayat buluyormuşsun. Gördüğünüz illüzyonlardan sıyrılırcasına yeşeriyormuşsunuz.

Ben yaşadım. Pegasus’un kanatlarına sarıldım. Yıldızlara kavuşmak için tırmandım atmosfere. Bedenim alev alırken yükseldi ruhum. Şimdi sizler, saklandığınız kıyafetlerinizin rengine bürünmüş ruhlarınızla, yaşayamadıklarınız, yarım kaldıklarınızla bekliyorsunuz. Parlayan her bir zerreme, anlatmak istediğiniz her sesi nakşediyorsunuz. Ben duyuyorum. Şekillenen zihinlerinizi izliyorum. Size bir sır vereceğim. Gecenin huzuru üzerimize yakıştığı anda doğacak güneş. Size bir sır vereceğim. Güneş yükselirken. Gezegeniniz ümitle şaha kalkarken ben denizlere sığınacağım. Size korkularınızı fısıldayacağım. Üzerlerine örttüğünüz kara çarşafları kaldırabilmeniz için mavi denizlere sığınacağım. Sular serinletecek ruhlarınızı. Ben size bir sır vereceğim. Mavinin tadını aldığınızda anlayacaksınız.

İşte o zaman sırrımız her ruhta yankılanacak. Sırrımız mavilerde dalgalanacak.

Mira