Sessiz Bir Yer

Oldum olası bayılmışımdır Post-Apokaliptik filmlere. Uzaylı istilası olsun, zombi senaryoları olsun, dünyaya yayılmış virüs konusu olsun, canavar olsun falan…

Çünkü bu filmlerin bilim-kurgu, fantezi türüyle aralarında çok ince bir çizgi var. Bu türlerin aksine, post-apokaliptik filmler; bizim dünyamızda, bizim bildiğimiz insanın başından geçenleri konu ediyor. Bu nedenle de ayrı bir gerçeklik barındırıyor.

Bilim-Kurgular size bilmediğinizi resmederken, bu tür fimlerde bildiğiniz gerçekliğin ayrı bir katmanı anlatılıyor. Bu sayede aynı zamanda sinemacılar için farklı bir oyun alanı. Örneğin I Am Legend gibi tam anlamıyla bir hayatta kalış hikayesi de işleyebilir ya da Children Of Men gibi siyasi göndermelerde bulunabilir ya da 10 Cloverfield Lane gibi bir rehin hikayesi anlatabilirsiniz.

Bu çeşitliliğin son örneği de; A Quiet Place…

Az evvel bahsettiğim oyun alanı tabiri cuk oturuyor bu filme. Hatta abartmadan söylüyorum, oyun alanı değil resmen Tatilya!

Çok basit bir şekilde filmi özetleyeyim. Klasik bir hikaye. Dünyayı canavarlar basmış. Fakat nereden gelip, nereye gittikleri hakkında bir bilgimiz yok. Fakat dünya geneline yayıldıklarını ve dünya nüfusunu ciddi şekilde azalttıkları filmdeki birkaç ufak sahneyle size anlatılıyor. Yine bu şekilde hayatta kalan insanların da olduğunu biliyoruz, fakat birbirleriyle iletişimde değiller. Film bu sayede bize izlettiği aileye yoğunlaşıyor.

Anne-baba ve çocuklardan oluşan ailemizin hayatta kalma macerasını izliyoruz. Çok mu klişe, evet. Ancak zaten bu janrın klişelerden beslendiğini de söylemek isterim. Ufak nüanslar filmi özgün kılar. A Quiet Place de bunu başarıyor. Çünkü bu filmde canavarlarımız kör. Bu yüzden de hayatta kalabilmek için sessizliğe gömülmüş bir aile izliyoruz.

Buradaki detaylar şahane.

Ailemiz işaret diliyle haberleşiyor, çıplak ayakla yürüyor, yürüdükleri yollara kum dökerek ilerliyorlar, araba dahi kullanamıyorlar ki böylelikle bu bir kaçış değil saklanış hikayesi olarak ele alınıyor.

Ailenin büyük kızının işitme engelli oluşu detayı da ailenin işaret diline hakimiyetini de pekiştiren bir detay olmuş. Konuşma olmaması filmi apayrı bir yere taşıyor. Bu sayede oluşabilecek duygu sömürülerinin önüne geçilip aynı zamanda bu sessizlikle, ailenin birbirine duyduğu hissiyat size iki kat etkileyici aktarılmış oluyor. Çünkü açıkçası konuşamıyor olmanın verdiği zorluk seyirciye hissettirilirken, oyuncuların bakışlarındaki sevgi, kızgınlık gibi duygular da böyle bir filmin içinde insanı epey etkiliyor.

Tabii ki sessizlik senaryo içinde bunları yaratırken, tür için de inanılmaz zekice bir önemde. Çünkü korku gerilim türündeki en büyük etki ses sayesinde gerçekleşir. Aniden açılan bir kapının, yere düşen bir cismin çıkardığı ses hep seyiriciyi korkutmak içindir. A Quiet Place ’de ise bu başka bir boyutta. Çıkabilecek bir ses oraya yaratıkları taşıyor. Bu yüzden çıkan sesler kadar, sesin engellenip-engellenemeyeceğinin yarattığı gerginlik bambaşka.

Tüm bunların dışında aile ilişkilerini, ebeveyn olmanın zorluklarını ve getirdiği sorumlulukları, erkek olma ve aileni koruma zorunluluğu gibi pek çok yan öğeyi de ele alıyor film. Her ne kadar zaman zaman yaklaşsa da çoğu zaman klişelerden kaçan ve işleyişi şahane bir film. Kendinizi çok yormazsanız mantık hataları bulamayacağınız ve size zorlama şeyler seyrettirmeyen bir film.

Ailenin bildiği kadar şeyler bazında kafanızdaki soru işaretlerini gideriyor, ötesine pek dokunmuyor ancak, size gösterdiği her şeyin de içini dolduruyor. Mühendisliği güzel oluşturulmuş zerre baymadan ilerliyor ve muhteşem bir son ile nihayete eriyor.

A Quiet Place hem türünün en özgün örneklerinden hem de gerçekten çok iyi bir film.

— > Bir Zevksizlik Turnusolü Olarak La Casa De Papel

— > Bir Şahsiyet Meselesi

— > Çavdar Tarlasındaki Rezalet

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir