"Enter"a basıp içeriğe geçin

Seçim

Ülke bir seçim atmosferine girmiş ki öyle böyle değil! Milletvekilliği parlamento seçimi, cumhurbaşkanlığı seçimi, Galatasaray’daki başkanlık seçimi ve Fenerbahçe seçimleri… Eğer bu seçimler bir de Adab-ı Muaşeret içinde yapılsa ne güzel olurdu diyor insan.

Demokrasinin, medeniyetin en güzel idrak olayıdır aslında seçimler. Başa gelmek isteyen kişi çıkıp da seçmenlere doğru bilgilerle ulaşılabilir hedefler anlatsa, rakibine düzeyli eleştiriler getirse, tüm adaylar bunun bir hizmet yarışı olduğunu idrak etse ve kaybetmeyi bir izzetinefis meselesi haline getirmese, memleketin durumunun çok daha iyi olacağı muhakkak. Güven gelirdi bir kere, hem kurumlara hem kişilere…

Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin çiftçinin mazot sorununa dikkat çekmek için yanına bir çiftçiyi alıp benzin istasyonuna gitmesi nasıl bir demokrasi görüntüsü içeriyorsa… Ve yine aynı Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne yapacağı ziyareti engellemesi yönünde zorlanan ve bunu demokrasi adına kendime yediremedim, böyle bir şey yapamazdım zaten, diyen Dekan Prof. Dr. Alaaddin Duran’ın olayın hemen sonrasında görevden alınması bir o kadar çirkindi.

İnsanın aklına şu sorunun geliyor olması gerekmez mi? Bilim olması gereken kurumlarda öncelik bilim, AR-GE faaliyetleri değil mi? Değil. Sadece, ya bizdensin ya değilsin anlayışıymış meğer!

Peki, bu anlayış ile bu ülke müreffeh yarınlara nasıl ulaşacak? Toplum olarak bu olaylara çok alıştık, bence asıl tehlikeli hem de çok tehlikeli olan bu!

Bir diğer konu ise siyasette vefa… Siyaset, ülke yönetimi vefa yeri değildir. Siyaset bir hizmet yeridir. Yani örneklemek gerekirse Sayın Deniz Baykal, geçmişte Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve ülke siyasetine verdiği katkılardan dolayı hasta olduğu halde 1.sıradan vekil adayı gösterilmemelidir. Genç, dinamik, çalıştığı kurumda siyasetin aforoz ettirdiği, ciddi anlamda haksızlığa uğrayan gazeteci İrfan Değirmenci liste dışı kalırken belki de meclise hiç gelemeyecek olan birini birinci sıradan aday göstermek işgüzarlıktan başka bir şey değildir.Kişisel vefanızı ortaya koymak isteyebilirsiniz ama halkın oylarını alıp kullanıp vefalı olamazsınız. Halk kendi vekillerini seçmeye gidiyor ama kendilerinden önce birileri kim vekil olacak karar vermiş zaten. Yıllarca vekilliğin rahatlığına alışan halkın sıkıntılarını ne derece bilecektir?

Ülke tarihinin belki de en çok önem arz eden seçiminin arifesinde umarım sağduyu kazanır diyorum. Şaibeli ortamlar oluşmaz. Vefa adına torpil de yapılmaz!

Belki bir ütopyadan bahsediyorum ama önce istemek başarmanın yarısıdır. Hakkımız olan dürüstlüğü, şeffaflığı, nezaketi, adaleti istemeliyiz.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir