Seçim Stratejileri

YSK kararına göre, cumhurbaşkanlığı kesin aday listesi belli oldu. Recep Tayyip Erdoğan, Muharrem İnce, Meral Akşener, Temel Karamollaoğlu, Doğu Perinçek ve Selahattin Demirtaş. Bir de ülkede demokrasi(!) yok derler, bakın tamı tamına altı tane cumhurbaşkanı adayı var. Hepsi de kendi çapında iddialılar.   

Malumunuz, seçime epeyce kısa bir süre kaldı ve hafta hafta seçim stratejilerini, gelişmelerini yazmaya devam edeceğim. Gelelim son hafta içinde olan gelişmelere. Bu hafta içerisinde olan en büyük gelişme şüphesiz ki en iddialı iki cumhurbaşkanı adayının bir araya gelmesiydi. Evet, Muharrem İnce ve mevcut cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan bahsediyorum. Muhalefet kesimi görüşme sonrası verilen fotoğrafa halef/selef yakıştırmalarına başladı. Kim bilir, belki de vardır bir bildikleri…

Yaklaşık 40 dakika süren görüşme sonrasında Muharrem İnce; sohbet ettik, dertleştik şeklinde açıklamalarda bulundu. Çok merak ediyorsunuz değil mi, bu dertleşme nasıl oldu diye, inanın ben de en az sizler kadar merak ediyorum. Herhangi bir saygısızlık olmadığını ve dosthane bir havada görüşmenin bittiğini söyleyen İnce, başarı dileklerinde bulunmayı da ihmal etmemiş. Muharrem İnce’nin şu ana kadar yaptığı en iyi ve en doğru işin kesinlikle ayrışmaya/kutuplaşmaya izin vermiyor oluşudur. Meral Akşener’den, Selahattin Demirtaş’a ve hatta Tayyip Erdoğan’a kadar kesinlikle tek kötü söz söylemiyor ve olabildiğince birleştirici konuşmalar yapıyor. Bu açıdan bakacak olursak, Muharrem İnce seçime öncesi çok doğru bir strateji sürdürdüğünü söyleyebiliriz. Çünkü kendisi çok iyi biliyor ki, karşısına alacağı bir grup, bir parti kesinlikle seçim başlamadan kaybetmesine yol açacaktır. Bu sebeple tek bir oyun bile ne kadar önemli olduğunu ispat edercesine mitinglerini sürdürüyor.

Yine İnce açısından çok olumlu bir gelişme daha var ki, aslında en çok dikkatini çekmek istediğim konu bu, Muharrem İnce’nin düzenlemiş olduğu Hakkari mitingi. CHP ve Muharrem İnce adına o kadar büyük bir gelişme ki, yıllardır İç Anadolu Bölgesi’nin yarım metre doğusuna ulaşmayan CHP için, kendi içerisinden çıkmış bir adayın, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nin oy verme eğilimi açısından en tutucu bölgesinde miting yapması, şahsen benim adıma inanılmaz olumlu bir davranış. Yıllardır sırt çevirdiği ve tek oy dahi almakta zorlandığı bir bölgede miting düzenlemesi, bu işi ne kadar ciddiye aldığını göstermeye yeter de artar bile… Evet, Muharrem İnce açısından şu an itibariyle işlerin gayet olumlu gittiğini söyleyebilirim.

Recep Tayyip Erdoğan açısından bakacak olursak, kendisini en zora sokacak gelişmelerin başında ekonomi geliyor. Ekonominin ısrarla kötüye gitmesi ve muhalefetin kendisini özellikle buradan vurmak istemesi, kuşkusuz ki Erdoğan’ı zorlayacak en büyük etmen olarak öne çıkıyor. Her defasında doların düşürülmesi adına yapılan müdahalelerin sonuçsuz kalması, Erdoğan’ın canının sıkılmasına sebep oluyor. Bir yandan her seçim öncesi yapmasına çok alışkın olduğumuz bir konu var ki, o da seçmeni iki kutuba ayırıp, Cumhuyet Halk Partisi’ne yüklenmesi. Yine kimseyi şaşırtmayarak, özellikle de Muharrem İnce ile görüşmesinin kısa bir süre sonrası “CHP pisliktir, CHP çöplüktür, CHP hava kirliliğidir, CHP susuzluktur” şeklinde açıklamalarıyla seçim öncesi klasik diyebileceğiz stratejisinden vazgeçmeyeceğini ortaya koymuş oldu.        

Meral Akşener cephesinden bakacak olursak da, şu an itirabirle işlerin iyi gitmediğini söylemek doğru olacak. Özellikle Muharrem İnce’nin ismi ortaya çıkmasından sonra tabiri caizse tüm havası sönmüş oldu. Muharrem İnce ismi ortaya çıkana kadar, rüzgarı arkasına almaya başaran ve muhalif kesim açısından taze bir umut gibi görünürken, şimdi Muharrem İnce ile kıyasıya ikinci tur yarışı verecek. Benim görüşümü en başından beri biliyorsunuz. Meral Akşener’in olası bir ikinci tura kalma şansını oldukça düşük görüyorum. Eğer kendisi de durumun farkındaysa, Muharrem İnce’yi geride bırakabilmek adına önemli bir çıkış yapması gerektiğini biliyordur. Kendisine seçimler yaklaşırken mutlaka bir slogan bulmalı.    

Gelelim son seçimlerin “Seni başkan yaptırmayacağız” sözleriyle seçmenin en çok sempatisini kazanan ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaklaşık %10 oy alarak, partisinin %10 barajı geçmesindeki en önemli etmenlerin başında gelen Selahattin Demirtaş’a. Diğer tüm rakiplerine oranla, cumhurbaşkanlık seçimlerine en kısıtlı propaganda hakkına sahip olarak hazırlanıyor. Zaman zaman ise resmi twitter hesabı üzerinden, gündeme yön verebilecek açıklamalarda bulunmaya devam ediyor. Seçimlere mahkum koşulları altında giriyor olması, kendisine gönül veren, sempatiyle yaklaşan birçok seçmenin “mağdur” oluşu üzerinden desteklerini esirgemeyecekleri ortada.

Demirtaş ismi HDP seçmeni adına çok önemli bir isimdir. Tabii ki cumhurbaşkanı olmak gibi bir beklentisi olmadığı ortada. Ancak kendisinin aday oluşu ve mecvut şartları üzerinden bile hala umut dolu açıklamalarının devam edebilmesi, seçmeni ve sevenleri adına, milletvekili seçimleri adına barajı geçmesini sağlayacak çok önemli bir etmen olacağını düşünüyorum. Kendisini terörden ayırıp, birleştirici ve “barış” adına ortaya koyacağı olumlu her adım, arkasında duracak insanların sayısının artmasına neden olacaktır.          

Temel Karamollaoğlu ve Doğu Perinçek isimleri ise, kendileri ve partileri adına bir ölçüm aracı olabilir. Özellikle seçim ittifakları ve olası Abdullah Gül’ü aday gösterme durumu sebebiyle bir ara bir hayli gündem olan Temel Karamollaoğlu, kendisinin ve partisinin daha çok gündem olmasına sebep oldu. Daha çok medyada yer alan ve görüşlerini daha çok beyan edebilen Karamollaoğlu, bu gündem artışını oya dönüştürebilecek mi, hep beraber göreceğiz. Cumhurbaşkanlığı seçiminde alacağı oy oranı, kuşkusuz ki “Millet İttifakı” açısından da çok önemli olacaktır.                 

Haftalar ilerledikçe ve söylemler, stratejiler değiştikçe, hafta hafta kim daha önde veya atak yaptı, ya da seçim anketleri ne söylüyor, yorumlamaya devam edeceğim. İnatla oy atmadan çok iyi düşünmeniz gerektiğini ve köprüden önce son çıkış olduğu hatırlamasını yapmayı sürdüreceğim…

               

Dünya’nın En Güzel Varlıkları; Anneler

Günün anlam ve önemini anlatmaya gerek olmadığını farkındayım. Başta kendi annem olmak üzere tüm annelerin, anneler gününü en içten dileklerimle kutluyorum. Onlar ki bu dünyayı bizler için yaşanılar kılan, düştüğümüzde ayağa kaldıran ve yaşını başını almış, koca insanlar da olsak, bize her zaman şevkatiyle yaklaşan annelerimizi, sadece bugün değil, her gün hatırlamamız dileğiyle…

“Sen bir avuç bebektin

Kimdi süt veren sana,

Hastalandın ölecektin

Kim kanat gerdi sana?

 

Senin minik başını

Avuçlarına alıp

Gece uykusuz kalıp

Kucağında kim salladı

Ağladın, seninle kim ağladı

        Annen!

 

Sana ilk adımını attıran kimdir

Konuşmayı öğretti sana bir bir

         Annen!

 

Sen şimdi giderken okula

Sefertasını kim hazırlar?

Kim bakar arkandan yola?

Sende en çok kimin hakkı var

Kimdir seni en çok seven

         Annen!

 

Dünyayı hiç değilse bir günlüğüne

allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar

oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında

dünyayı çocuklara verelim

kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu

gibi

hiç değilse bir günlüğüne doysunlar

dünyayı çocuklara verelim

bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı

çocuklar dünyayı alacak elimizden

ölümsüz ağaçlar dikecekler…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir