Şarkılardan Bir Demet

Şarkılardan çok bahsettim size. İnsanın üzgün olduğu zamanlarda şarkıların sözlerinden daha çok etkilendiğinden…

 Evet, belki üzgünken şarkı sözlerinden daha bir anlam arıyor olabilir insan ya da sözlerini dinlerken vayy be benimki de dert mi diye teselli bile oluyor. Ben genelde sözlere takılıyorum, üzgünken ya da değilken diye bişey diyemem  ama üzgün olduğum zamanlarda bir şarkıyı son ses dinleyebilirim, kendi içimdeki vırvırı duymayasıya hem de defalarca.

Bazı programlar bile var melankoliksen şunu dinle, aşıksan şunu, öfkeliysen bunu. Napıyoruz biz de açıyoruz ruh halimize göre şarkıyı ve o an ne hissediyorsak dibine vuruyoruz. İyiysen iyi hoş güzel de… Üzgünsen asfalta yapışıp kalsan seni kazıyamayacakları hale geliyorsun. Mesela hangimiz dinlemedik Cengiz Kurtoğlu’nu aşıkken, aşkımızdan umutsuzken. Ha bir de şu var aşık ama mutsuz, öfkeli ama mutsuz, melankolik ama mutsuz olmaz şart. İşte o zaman devreye giriyor o şarkılar. 

Pekişti mi konu?” derdi öğretmenimiz. Pekişmedi mi? O  zaman örneklerle gösterelim.

Çok sevmişsin ama öyle böyle değil. Bu çok önemli çünkü sen çok sevmeli karşı taraf da aman be sen de deyip çekip gitmeli. İşte o zaman kimseye güvenmeme hatta seni o terk edenle birlikte herkesi aynı kategoride nitelendirmeye başlıyorsun ki o an en mutsuz ve en haklı modadasın. İşte bu ruh durumunu en acılı haliyle dillendirmiş Cengiz Kurtoğlu, dinleyin ama lütfen sözleri de bana yeter diyenler için buyurun…

Canım dediklerim canımı aldı,   /   Gönül sarayımı yıkıp gittiler, 

Bu mutsuz yaşantım onlarda kaldı,   /  Beni bugünümden dünden ettiler, 

Beni sevdiğime pişman ettiler.. 

Bu mutsuz yaşantım onlarda kaldı,  /  Beni sevdiğime pişman ettiler..

Haykırsam dünyaya ettiklerini,  /  Yine anlatamam çektiklerimi, 

Tanrım zalim yapmış sevdiklerimi,  /  Beni sevdiğime pişman ettiler, 

Beni doğduğuma pişman ettiler.. 

Tanrım zalim yapmış sevdiklerimi,  /  Beni ölenlerden beter ettiler, 

Beni doğduğuma pişman ettiler..  /  Ben böyle değildim yaşarken oldum…

 

Yeteri kadar diplerde miyiz? Bu duruma kolay gelmedik elbet, bir öncesi var. Yine sen çok sevmişsin yine en çok fedakârlık sende. Hatta o da seni sevmiş ve hala ümidin var diyorsun ki arar,  gurur yapıyor. Öyle bir dünya yok, bir kere gittiyse aramaz seni telefonun başında. Beni arar diye bekleyene kadar gitmemesi için elinden geleni yapacaktın. Artık yapacak bir şey yok kalk o telefonun başından. Şarkıyı hepiniz tahmin ettiniz. Buyurun o zaman;

Telefonun başında çaresiz bekliyorum  /  Bekliyorum ama çalmayacak biliyorum 

Yüreğim diyor ki boşuna bekleme  /  Aramaz gururundan seni çok sevse de 

Her şeye sahip olabilirsin ama  /  Aşkımız servettir bilmelisin 

Hala beni seviyorsun  /  Bunu sende biliyorsun 

Niye beni aramıyorsun  /  Ben seni bir anlık degil 

Bir ömür boyu ararım  /  Gururum umrumda degil

 

Durum artık daha ciddi farkına varmak üzereyiz. Farkına varıyoruz da gel- gitlerimiz var. Tabi yine kendini bu aşkın en ağır işçisi tayin etmişsin bile. Onu beklemediğini ondan vazgeçtiğini bilsin istiyorsun ama bi yandan da “ya birazcık da olsa umut varsa” diye açık kapı bırakıyorsun. Bırakıyorsun ki yarın karşına dikildiğinde diyeceksin ki tamam ben senden vazgeçmeyi düşünmüş olabilirim ama yapamadım. Burada da Yıldız abla yetişiyor imdada buyurun o zaman;

Vazgeç yüreğimden düşlerimden  /  Yaralıyım bin yerimden 

Ben değilim seviştiğin  /  Affedemem beni affet 

Gidiyorum uzaklara, sensizliğe  /  Kahretsin yapamıyorum 

Kaçtıkça sana geri dönüyorum  /  Kahretsin yapamıyorum 

Seni sevmeyi ağır ödüyorum…  /  Kahretsin , seni sevmeyi ağır ödüyorum..

 

Evettt! Şimdi boyut atlıyoruz. Sen bu aşk için neler neler yapmışsın o ne yapmış! Toplamış valizini çıkmış gitmiş. Tamam, biraz keyfim kaçmış, sabrım zorlanıyor olabilir. Her şeye göğüs germeye hazırım senin o küçük EGO’ndan korkacak değilim ya derken, Candan Erçetin yetişiyor tam hızla. Hadi dinleyelim o zaman; kim korkar,

Son günlerde hiç keyfim yok  /  Canımı çok sıkıyorsun ama ben küfredecek değilim

Sakım üstüme gelme hiç halim yok  /  O hasta ruhun için kendimi kahredecek değilim

Bu saatten sonra sana küsecek değilim  /  Şu kısacık ömürde canımı üzecek değilim

Kim korkar hain kurttan  /  Senin o küçük egondan

Haykırma yüzüme yüzüme  /  Zaten bezdim canımdan

Son günlerde hiç keyfim yok  /  Sabrımı zorluyorsun ama ben pes edecek değilim

Her şey üstüme üstüme geliyor hiç halim yok  /  Uğruna emek verdiğimi terk edecek değilim

Hayat senden olan bitenden kaçacak değilim  /  Sırf sen öyle istiyorsun diye susacak değilim

Kim korkar hain kurttan  /  Senin o küçük egondan

Haykırma yüzüme yüzüme  /  Dönmem ben yolumdan

 

Ne yapacaktı Allah aşkına senin gibi oturup dizini vura vura dertlenecek miydi? Sen de bu duruma alış istersen artık. Kabullenmek kolay değil tabii dünyalar kadar büyük aşk’ın, hatta dünyanın merkezine koyduğun aşk bitmiş. Nereden tutulur bilmiyorsun. Başlıyorsun kendini sorgulamaya bu sefer hatta kendini tutamayıp hayatı bile sorguluyorsun. O varken tozpembe olan hayat şuan sana bulanık gri…

Senin başına gelen bu olay seni iki kollarından sımsıkı tutup sallamaya yetiyor. Konu şeye geliyor hatta, yok be sende bir kişiyle işim olmaz, benim derdim kendimle ve hatta hayatla... Sebebi bu yani ama dayanabilirim mesajları havada uçuşuyor.

Nazan Öncel’ den gelsin o zaman “Ağlama gönlüm”;

Bir ben miyim bu kadar az  /  Bu yoksulluktur 

Ne haram yedim ne eğildim  /  Bu yalnızlıktır 

Ya çok sevdim unutuldum  /  Ya birinde çok şey buldum 

Bir gecede aşka durdum  /  Ağlama gönlüm 

Gönlüm ağlama  /  İnsan diyorlar aslıma 

Aslımız topraktır  /  Bu gönül bir aşktan anlar 

Ömrüm bir seraptır  /  Ne doğruyum ne de eğri 

Yaşadığım nerden belli  /  Bu garipliğim az şey mi 

Ağlama gönlüm gönlüm ağlama…

 

Konu artık sensin. Kendini bu aşk için bu kadar yıpratmış olduğuna inanamıyorsun. Halbuki senden önemlisi var mı bu dünyada! Ne yaptımsa kendim yaptım kardeşim günah da benim suç da… Ne yapayım yani bulamadıysam dengimi, diyorsun. İşte o şarkı günah benim;

Günah benim suç benim  /  Kurdum bırak bu düş benim

Bu kendime verdiğim rüşvetim  /  Dokunma elimde bir düşlerim var

Yazarım derdimi kendime  /  Kaderin benle bu derdi ne?

Fakir yar olmuyor zengine  /  Diyo davul bile dengi dengine

Bak kalbimde cengime  /  Yine kalmışım kendi kendime

Sensin çare derdime  /  Verdim ömrümü vergine

Yine kalmışım gece bir başına  /  Bir başına girdim yılbaşına

Dönmüşüm baktım en başına  /  Sarıldım bazen de yanlışıma

İşte şu an melankolik havaya büründün. 

 

Kabullendin artık. O büyük aşk bitti. Doludizgin koşarak giden, gözü kapalı her şeyin peşinden koşan sen, yerine daha dingin, kabullenmiş, önüne bakan bir sen geldi. Artık hüzünlenmek de mutlu olmak kadar doğal senin için. Yaz sıcağında serin serin esen kavak yelleri gibiydi. Hem kendine getirdi seni hem de tuttu elinden kaldırdı. Nilüfer karşıladı bizi o güzel şarkısıyla;

Delilik biliyorum senle olmak delilik  /  Takılıp kaldım karşı koymam imkansız 

Yaşanan yıllarım senden çok daha fazla  /  Hüzünlerim alır gider sevinçlerimi 

İçimde yılgın rüzgarların ayak sesleri  /  Sende daha yeni yeni kavak yelleri 

Doğrusu yanlışı ağrısı sancısı ne varsa yaşanacak  /  Gözyaşı ayrılık pişmanlık dargınlık hepsi benim olacak 

 

Evet! Neye odaklanıyorsak onu büyütüyoruz kalbimizde. Elde değil elbet sevdiğinden ayrılmak, kendini avutmak… Fakat geriye bakmak da bize bir şey kazandırmıyor. Bu hayat bizimse kabullenmeyi öğrenmek lazım. Kabullendikçe daha kolay yoluna bakabiliyorsun. Amaaan sana söylemesi kolay dediğinizi duyar gibiyim. O zaman kendimle ilgili bir sır vereyim ben de dibe çivileme çakılmışlardanım. Bak şimdi geçmişim karşınıza öyle yapmayın böyle yapın diyorum. Kolay mı dedik ya, Akrep Nalan da sormuş bize zamanında, buyurun ne sormuş dinleyelim.

Bu yalnızlığın sadece bilinen yüzü  /  Unutursun avunursun

Yalancı sözlerle  /  Soran gözlere kaygısız hesap verse de

Yüreğindir sana küskün  /  Çarpar öylesine

Kolay mı ağlamadan  /  Kabullenmek her şeyi

Kolay mı güçlü olmak  /  En zor anında

Kolay mı bir alışkanlık zinciri   /  Boynunda

Hükmeder benliğine   /  İstemesende

 

Kolay ya da değil. Kimimiz için bir gün, kimimize bir ay, kimimize bir yıl, kimimize bir ömür denilebilecek kadar uzun geçer ayrılık acısı. Bir zamandan sonra ayrılık acısı yerini pişmanlıklara sonra öfkeye sonra dinginliğe sonra boş vermişliğe bırakır kendini. Keşke ayrılık sonrası arada yaşadığın travmaları yaşamasan ama sen de insansın sonuçta. Toparlanman zaman alıyor ama emin ol ki toparlanıyorsun.

Kolay olmuyor elbet. Yanında dostların varsa alıyor yükünün bir kısmını. Yükün büyüğü sende tabii. Herkesin de kendi yükü kendine. Ha hiç kimsem yoksa dediğinde de o meşhur reklamda dediği gibi “Bir tek annem olsun bana bir şey olmaz”…

O zaman bir güzel şarkıyla bitirelim. Ne dersiniz Candan Erçetin’den bi annem güzel gelmez mi? O zaman buyurun. 

Hani eski zaman masalları anlatır  /  Hüznümü huzura dolarsın 

Kaşım gözümden çok içim bir parçan  /  Annem sen benim yanıma kalansın 

Hani bir biblon vardı kırdığım  /  Üstüne ne kırgınlıklar yaşadın 

Ama bil ki ben de parçalandım  /  Annem ben senin yanına kalanım 

Annem annem  /  Sen üzülme 

Sözlerin hep  /  Yüreğimde 

Annem annem  /  Gel üzülme 

Ben hala senin  /  Dizlerinde 

Uzayan sohbet gecelerinde  /  Rolleri unutur dost oluruz 

Bizi bağlayan bu kan değil yalnız  /  Annem biz birbirimize kalanız 

Ben kararlı uçarken yolumda  /  Sen çatık kaşlarının altında 

Her yeni güne sevgiyle başlarsın  /  Annem sen benim yanıma kalansın 

Annem annem  /  Sen üzülme 

Sözlerin hep  /  Yüreğimde 

Annem annem  /  Gel üzülme 

Bu gönül hala dizlerinde  /  Annem annem 

Sen üzülme  /  Sözlerin hep yüreğimde

 

Şarkıları dinledikçe içinizde kelebeklerin uçuşmasını diliyorum. Kelebeğin ömrüne bakıp aldanmayın. O çirkin tırtıldan muhteşem bir şeye dönüşebiliyor insan eğer isterse, doğası gereği. Tek bir farkla tabii bir gün değil her gün…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir