Sarı Oda

Toplumun büyük bir ayrışma içinde olduğu yıllardı. Eğer seçim barajı olmasaydı inanın toplum tam olarak 8 kişiden oluşacak ve arkasından gelen milyonları barındıracaktı. Herkes için sonuçlanmış ve bitmiş gibi gözükse bile içimde bulunan bu derin yarayı siz sevgili okuyucularla (isterseniz isim isim sayabilirim) paylaşmak istedim.

2003 senesinde saat 18.00 sularında görülmemiş bir trafik ile karşılaşılır. İnsanlar çabucak evlerine varmak için yarışırdı. Televizyon başına kurulup sadece onu izlerdik. Emin olmamakla birlikte sanıyorum yenisi gelecek olan POPSTAR.

Aman Tanrım! Nasıl bir yarışmaydı o. Firdevs, Bayhan, Abidin, Serkül, Barış, Aydan, Eser, Elena ve niceleri. Ama biri vardı ki işte o adamda kendimi buluyordum. Sesi ne güzeldi ne çirkin. Ne çok derli topluydu ne çok pespaye. Futbolcu olsa Umut Bulut, siyasetçi olsa Mesut Yılmaz olurdu. Hiçbirşeyden yok değil herşeyden var değildi kendisinde. Tıpkı hayat gibi. Kimden bahsettiğimi bal gibi anladınız. 112 Selçuk.

Abidin, şuan yaşadığımız popüler kültür yozlaşmasının temellerini atıyor gibiydi. Karizmatik olarak topluma lanse ediliyor, görüntünün sesten önce olacağını taa o zamanlardan bizlere gösteriyordu.

Firdevs’ten yeni Sibel Can, Ebru Gündeş çıkacakmış gibi bir hava yaratılıyor, en basit şarkıları seslendirirken bile Diva’nın Kor şarkısını okuyormuş gibi şekillere giriliyordu.

Bayhan, alternatif tıp yolunu seçmiş bir yarışmacıydı. Hipnoz en iyi olduğu daldı. John Lennon’la karşılaşsaydı eğer mikrofonu John’un elinden alıp yarım yarım bakışlarıyla Londra sokaklarını Yesterdaaaaaay diye büyüleyebilirdi ki büyü olduğunu düşünüyorum.

Serkül, imkansızlıklara rağmen iyi sesi ile buralara gelmişti. Fakat Serkül popstar olamayacak kadar iyi niyetliydi. Bir de sigarayı güzel hiç ediyordu. Aklımda kalmış.

Barış, giderayak toplumun can damarına basıp adından söz ettirmişti. ‘’Bu gece soooonnn’’ ve Barış eleniyor. ‘’Bu gece sooooonnnnnnn’’ güle güle Barış’’. Sonrasında bu gece son diye diye her yerden çıkıyordu Barış. Oysa ne güzel demişti Ercan Saatçi 112 Selçuk elenirken ‘’Bence Selçuk’un sesi Barış’tan iyi ‘’. Yani sadece Selçuk’un sesini bir komple insandan daha iyi görmüştü Ercan Bey. Katılmamak işten değil.

Elena, dış ilişkilerimizi gözler önüne sürüyordu. Kıyılar Eser’de olmasına rağmen Popstar olmasına yetmiyordu. Aydan ise kararsızdı.

112 Selçuk ki numarasının bile ona kazandırdığı anlam başkaydı. Hızır Selçuk. Yetiş Selçuk. Kurtar bizi bu Abidin ve Bayhan çıkmazlarından. Yıllarca Abidin’in şarkıları ezmişti bizi. İntikamını Bayhan’ın şarkıları çıkaracaktı. Kişilerden nesiller oluşacak ve Serkül’ü de Eser’i de Eleni’yi de destekleyenler ya Abidinci ya Bayhancı olacaktı. İkiye bölünecekti canım Popstar.

Kişisel görüşüm kesinlikle dış mihraklar diyor. Yani çok şey mi istedik? Normal, standart, dümdüz, hafif samimi… Şarkısını unutacak kadar insan. Evet sinirli ama kin barındırmayan. İstemese bile gülümseyen. Çok şey istedik. Körolası çöpçüler. Kim bilir kaç yıl daha böyle canım yanacak?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir