"Enter"a basıp içeriğe geçin

Ya Benim Şahsiyetim Ne Olacak?

Geçtiğimiz hafta Şahsiyet’e başladım ve hakkında iki kelam etmek istedim.

Dizinin çekildiği haberleri geldiğinden beri heyecanla bekliyordum. İlk kez bir Türk dizisi beni bu denli heyecanlandırdı hatta. Şahsiyet’i diğerlerinden ayıran çok özel yönleri var çünkü.

Madde madde gidelim. Öncelikle Hakan Günday’dan bahsedeyim. Ergen günlerimizin kahramanıydı Hakan Günday. Kitaplarının beyaz perdeye aktarılmasını çok bekledik. Vaktiyle Piç sinemaya uyarlanıyordu, iptal oldu. Yıllar sonra geçtiğimiz sene Onur Saylak’la beraber Daha’yı uyarladılar. Daha, Hakan Günday’ın diyalog bazlı bilindik tarzının dışında olay bazlı bir hikaye anlattığı ilk romanıydı.

İkilinin Daha’daki doku uyuşması hoşlarına gitmiş olacak ki, Şahsiyet gibi bir işe girişme cesaretini bulmuşlar. Yani Günday’ın sinemaya uymayacak bir romanını kullanmak yerine, oturup olay bazlı yeni bir senaryo oluşturması dizinin kalitesi ve gidişatı açısından çok önemli. Zaten çoğu diyalog sizi bir Hakan Günday romanının içindeymiş gibi hissettiriyor. Sevenleri için bu kelime oyunlarının Günday’ın elinden çıktığını bilmek çok hoş bir duygu.

Onur Saylak ile devam edelim.

Standart bir dizi oyuncusu olarak tanıdığımız Saylak’ın, alternatif diyebileceğimiz işler yapıyor olması Türk sineması için çok önemli. Saylak, gelecek için de büyük bir yönetmen olabileceğinin sinyallerini veriyor. Risk alarak, elindeki imkanı farklı projelerde değerlendirmesi dışında teknik konulara da gayet vakıf gözüküyor. Özellikle görünü yönetmeni Feza Çaldıran ile çıkardıkları görüntüler çok başarılı.

Bununla birlikte kullanılan mekanlar, kostümler, arabalar; dizinin genel konseptiyle inanılmaz bir uyum içinde. Tam olarak retro bir görüntü yaratılmış ve bu görüntü Hakan Günday’ın karanlık atmosferiyle iç içe girmiş.

Bir diğer husus Haluk Bilginer faktörü.

Her yapımda Haluk Bilginer’i ya da Nadir Sarıbacak’ı görmek çok sıksa da bu Şahsiyet dizisi için geçerli değil. Haluk Bilginer, Agah Beyoğlu karakteriyle tek kişilik bir şov yapıyor. Fakat bu şov dizinin genel gidişatını biraz olumsuz etkiliyor. Şöyle ki; Ezel, Masum ya da Kış Uykusu’nu ele alalım. Bu üç yapımda da Haluk Bilginer’in yanında çok önemli oyuncular yer alıyor; bu Bilginer’in oyununu daha da yukarı taşıyordu.

Şahsiyet’te Haluk Bilginer’den sonra Cansu Dere’li sahneleri izlemek bende biraz kopukluk hissi yarattı. Sanki iki farklı dizi izliyor olmak gibi bu. Bir an evvel yan karakterler geliştirilmeli ve seyirciyle bağ oluşması sağlanmalı yoksa karşılıklı oynayacakları sahnelerde neler olacak bilemiyorum.

Ne kadar bir Türk dizisine kıyasla efsane diyebileceğimiz bir iş olsa da, insan bunu ister istemez yabancı muadilleriyle karşılaştırıyor. Bunu Türk dizisi diye ayrı bir klasmana alıp, pozitif ayırarak inceleyecek değiliz. Bence biz de bu kalitede işler yapabiliriz. Sadece az biraz daha kafa yormaya ihtiyacımız var. Diziyi yapanların da Türkiye şartlarına göre farklı bir iş yapıyoruz bizi hoş görürler anlayışından uzak olmaları gerek. Çünkü dediğim gibi ister istemez kıyaslıyorsun.

Dizide biraz Dexter’dan, biraz BreakingBad’den esinlenmeler var. Hakan Günday metniyle tıpkı Breaking Bad gibi bir karakter dönüşümü ve iyi-kötü çatışmasını izleyeceğimiz aşikar. Ancak salt dönüşümü anlatmak yetmez. Oturup devamlılık ve mantık konusunda ders alınmalı. Evet zaten düşük tempolu bir dizi Şahsiyet fakat yine Breaking Bad örneği üzerinden gidersek; ortada görece uzun bir sahne varsa bu mutlaka dizinin gidişatı için önemli bir şeydir. Breaking Bad’de size gereksiz bile gelebilecek bir sahnenin, ilerleyen bölümlerde karşınıza çıkacağını bilirsiniz. Bu diziye kafa yorulduğunu gösterir.

Şahsiyet’in ise üç bölümüne bakıldığında;

Bazı sekansların çok uzun sürdüğünü ve bunun diziye hiçbir şey katmadığını görüyoruz. Ayrıca tahmin edilemez ve şaşırtıcı olaylar olmalı. Şahsiyet şu anki görünümüyle fazlasıyla öngörülebilir bir dizi. Aküsü bitmeyen arabalar, yolu çekmeyen mobeseler, koca apartmanda bağıran adamı kimsenin duymaması gibi kaliteli görüntüsüne yakışmayan mantık hataları içeriyor. Çok çok daha iyi olabilir Şahsiyet. Sadece ufak dokunuşlara ihtiyacı var.

— >Sinema / Bir Zevksizlik Turnusolü Olarak La Casa De Papel

— > İz Bırakanlar / Jean Jacques Rousseau

— > Öykü / Yaşamaktan Asla Vazgeçme

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir