Dopdolu bir haftayı daha geride bıraktık. Ülke olarak gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın esrarengiz kayboluşu/cinayeti olayının sır perdelerini açmaya devam ederken, Casus Brunson, pardon Rahip Brunson’ın tahliyesiyle şöyle bir sarsıldık, o da yetmezmiş gibi bir de işin sonuna Arda-Berkay kavgası eklenince, haftanın tadından yenmez oldu…

İşin şakası bir yana, dünya üzerinde hiçbir ülke bu kadar yoğun gündemi bu kadar kısa sürede yaşayamaz. Bir senede, bilemediniz altı ayda yaşanabilecek olayları ülke olarak bir haftaya sıkıştırabiliyoruz. Bence bu konuda kendimizi tebrik etmemiz gerekiyor.

Gazeteci Cemal Kaşıkçı olayının arkasından belli ki daha çok sular akacak. Benim asıl değinmek istediğim konu öncelikli olarak Rahip Brunson olayı. Yaklaşık yirmi yılı aşkın bir süredir ülkemizde yaşayan Andrew Brunson terör örgütleri FETÖ ve PKK adına casusluk yaptığı suçlamasıyla yargılanmış ve yargılama sonucunda 9 Aralık 2016 tarihinde tutuklanmıştı. Kendisine isnat edilen suçlar arasında herhangi bir örgüte üye olmamakla birlikte devletin gizli kalması gereken bilgileri siyasal ve askeri casusluk amacıyla temin etmek yer alıyordu ve yirmi yıl hapis cezası talep ediliyordu. Bu olay yaşandığı zamanda bile bu kadar kamuoyu oluşturmamışken, her şey ABD başkanı Donald Trump’ın 2018 yılının bahar aylarında Brunson’un serbest kalmasını talep etmesiyle başladı. Ülke olarak maddi ve manevi olarak başımıza neler gelmeye başladıysa da bu dönemden sonra oldu. Döviz ve altın fiyatları adeta tarihi zirve görmeye başladı. Yok artık, daha fazla artmaz dediğimiz her gün döviz kurlarında adeta yeni bir rekorla karşılaşıyorduk. Derken sapasağlam rahip bir anda sağlık sorunda nedeniyle İzmir’de ev hapsine alındı. Bu durum şüphesiz ki en çok ABD cephesinde mutlulukla karşılanmıştı. Ama her şey öyle kolay değildi elbet. Ne de olsa “Bu fakir bu görevde olduğu sürece, o terörist(Brunson) hiçbir yere gidemezdi.” Koltuklarımız kabarmıştı bir kere, cumhurbaşkanımıza güvenimiz sonsuzdu…

Günler haftaları, haftalar ayları kovalarken ABD ile sürtüşmemiz gün be gün devam etti. Sürtüşmemiz sürüyor; ancak bu dönemde yaşanılan ekonomik sıkıntılar tamamen halkın üzerine kalıyordu. Döviz çalkantıları neredeyse tüm ürünlere zam olarak yansıyor ve kışın çok uzun geçeceği fazlasıyla belli oluyordu.

Bilahare, 12 Ekim 2018 tarihinde rakip Andrew Brunson dördünce kez hakim karşısına çıktı. Kendisine isnat edilen suçlar ve cumhurbaşkanının yaptığı açıklamaları göz önünde bulundurduğumuzda uzun yıllar hapis ceza alması beklenen Brunson toplamda 3 yıl, 1 ay, 15 gün hapis cezası aldı. Duruşma gününe kadar içeride kaldığı süre göz önünde bulundurularak serbest bırakıldı. Serbest bırakılması yanında yurt dışı yasağı da apar topar kaldırıldı. Ve beklenen üzere hiç zaman kaybetmeyerek, soluğu ilk uçakla ülkesinde buldu. Evet, ülkemizden birçok bilinmezle birlikte bir Andrew Brunson geçti. Casus, terörist olarak başlayan hikayesi; papaz, rahip, ABD vatandaşı olarak son buldu. Ülkesine döndükten sonra ise Donald Trump‘ın sosyal medya hesabından manidar “Brunson hakkında çok sıkı çalıştık” açıklaması geldi. Sonra cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD başkanı Donald Trump’ın karşılıklı iyi dilek diledikleri tweetlerle Brunson olayı tamamen kapanmış oldu. Eee bu durumda kim zengin, kim fakir kararı size kalmış…

***

Aylarca görsel ve yazılı medyada hakkında söylenen terörist, casus, ajan sıfatlarının hepsinin kullanıldığı Brunson, ABD vatandaşı olarak ülkemizi terk etti. Son haftanın en büyük olaylarından birisi; hepinizin bildiği üzere Arda Turan ile şarkıcı Berkay’ın arasında yaşanan kavga. Yaşanılan tartışmalar ve kavga sonrasında  Arda Turan, Berkay’a kafa atarak burnunu kırıp Berkay’ı hastanelik etti. Yaşanılan bu olay sonrası Arda Turan hakkında 12.5 yıl hapis cezası isteniyor. Diyeceksiniz şimdi ne alakası var kardeşim Brunson olayıyla, Arda-Berkay kavgasının. Öyle demeyin, davayı takip etmeyi sürdürün. Casus Andrew Brunson’ın ABD vatandaşı olarak ayrıldığı bu ülkede, kafa yiyerek burnu kırılan şarkıcı Berkay, dava sonucunda casus veya ajan olarak hapis cezası alırsa “Bu fakir, bunu daha önceden söylemişti” dersiniz…

— > Evine Hoş Geldin

— > Atatürk’ün “Cumhuriyet”i

— > Bütün Ülkelerin İşçileri Birleşin

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir