Onur Ünlü ile Teke Tek Çıkacağım

Ben bu yazarlar topluluğunda kültür-sanat yazıyorum. Naçizane… Bugüne dek hep sinema ya da müzik üzerine yazmaya çalıştım. Bildiğim konu buydu çünkü, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olamam. Konu hakkında fikrim yoksa da bir şey yazamam.

Bugün bir değişiklik yapıp, film yerine karakterleri inceleyeceğim.

Ama önce kısaca bir bilgi vermek istiyorum.

Kemal Sunal; 1944 yılında İstanbul’da doğdu. Vefa Lisesi‘nden mezun oldu. Sanat hayatı, “Zoraki Tabip” adlı tiyatro oyunuyla başladı. 1 yıl kadar Kenterler Tiyatrosu‘nda çalıştıktan sonra Devekuşu Kabare Tiyatrosu‘nda görev aldı. 1972 yılında Ertem Eğilmez’in Tatlı Dillim filmiyle sinema kariyerine başladı.”

Bu yukardaki Kemal Sunal’ın kısaca bir biyografisi. Onu bu kadarcık bir tanıma sığdıramayız tabi ki. Bu Adolf Hitler’i anlatmak için “1889’da Avusturya’da doğdu ve Yahudileri katletti” demek gibi bir şey. Hitler’in yaşattığı acıları anlayabilmek için ya o dönemi yaşamak ya da çok fazla okumak gerek. Aynı şey Kemal Sunal için de geçerli. O dönemde yaşamasak da şanslıyız ki onun filmlerini izleyerek büyüdük.

Hepimiz onun filmlerini hatmettik ve o filmler sayesinde de Türkiye’nin bir dönemine hakim olma şansına sahip olduk. Kemal Sunal’ın oynadığı filmler; 70’lerden 90’lara kadar Türkiye’nin sosyolojik bir tahlilidir aslında. Çünkü o hep halkın içinden karakterleri oynamıştır. Bir filminde çöpçü, öbür filminde bekçi, başka bir filmde öğrencidir. Askeri de oynamıştır, marabayı da.

Bu bakımdan Kemal Sunal’ı izlemek Türkiye’yi izlemektir. Dönemin sokağına, muhabbetine, insanına günümüzden bir bakıştır. Canım Kardeşim’de sokakta kan satıldığını görürken, Katma Değer Şaban ya da Gurbetçi Şaban’da Türkiye’den Almanya’ya işçi göçü olayı ve gurbetçi profili işlenir. Özetle yalnızca bu filmler izlenerek dönemin sosyo-kültürel okuması bile yapılabilir. Bu geniş skalada hep kendine has mizah tarzını karakterlerine yansıtmış; Saffet’i de oynasa, Feyzo’u da oynasa o hepimiz için İnek Şaban olmuştur.

Şaban karakteri yalnız bir karakterdir.

Çünkü kaba tabirle salaktır. İnsanlar salak olduğu için yalnız bırakırlar onu. Yalnız olmasa bile çevresindeki insanlar onun bu tarafını pozitif ayırarak koruyup kollarlar Şaban’ı hep. Salak olmasa bile fakir olduğundan, başarısız olduğundan, çirkin olduğundan hep yalnızdır. Zaten filmlerinin çoğunda köyünden kalkıp İstanbul’a gelen bir karakterin yalnız olmaması mümkün müdür?

Fakat tüm filmlerinde temiz kalbi, iyi niyeti, kadınlara ya da çocuklara bakışı sayesinde toplumun içinde yer edinmiş hatta liderleşmiştir. Hiçbir filmde kimseye zararı olmamıştır. En uyanık olduğu film Hababam Sınıfı’dır onda da Güdük tarafından tokatlanır. Sunal’ın yaşı nedeniyle Şaban karakterinden sıyrıldığı son dönem filmlerinde de yalnızdır. Ancak hiçbir zaman yalnızlığı uzun sürmez, sevecenliğiyle kendine hep arkadaş edinebilmiş, beğenmeyenlerini utandırmıştır.

Geçenlerde Onur Ünlü ‘nün bir röportajına denk geldim. Epey konuşuldu.

Şunları diyor Onur Ünlü;

Recep İvedik’i herkes gömüyor. Recep İvedik’in gömülmesinin sebebini anlamıyorum, insanlar neye dayanarak gömüyorlar? Hangi yüksek mevkilerle Recep İvedik’i gömüyorlar. Recep İvedik ile ilgili ileri geri konuşanlar insanlar, hangi yüce mizah duygusuna sahipler?

Boş konuşuyorlar, ben gömebilirim. Çünkü teorik olarak yaptığı şeyin saçmalığıyla ilgili fikrim var, tırnak içinde. Bakın Recep İvedik acayip yalnız bir karakterdir, dünyadaki en yalnız adamlardan biridir. O yalnızlık Recep İvedik’i tuhaf bir yaratığa dönüştürmüştür. Karakterin çıkış noktasındaki yalnızlık, öldürücü bir yalnızlıktır.

Ben çok seyretmedim, ilk filmini seyrettim. Bir de babaannesi anneannesi baktım biraz. Bir şeyi gömmeden önce biraz eğri oturup doğru konuşmak lazım. İnsanlar işkembeden sallayıp duruyorlar. Ben bundan bıktım, usandım. Yalnız, zavallı bir adam. Mesela Kemal Sunal yalnız değildir. Kemal Sunal bir toplumu temsil eder. Recep İvedik yalnızdır. Dolayısı ile Recep İvedik daha derinlikli bir karakter. Çünkü ne yapıyorsa yalnızlıktan yapıyor. Hep filmler öyle biter ya, bütün mahalleli gelir arkaya, Kemal Sunal son lafları söyler ve film biter..”

Açıklamanın burasına kadar klasik bir lümpen beyanı.

Benim entelektüel birikimim o kadar yüksek ki, ben sizin de izlediğiniz bomboş bir filmden acayip derin anlamlar çıkarıyorum kafaları. Ben Onur Ünlü ‘yü pek sevmem. Şairliği eyvallah da yönetmenliği olmamış bir adam.

Samanyolu dizilerine senayo yazarken ne hikmetse Haluk Bilginer’le, Köksal Engür’le ne bileyim Selçuk Yöntem’le çalışma şansına sahip olan bir insansın. Filmlerinde hala ucuz edebiyat peşindesin. Sinematografiye dair hala bir olayın yok. Ne bir fotoğraf ne bir açı… Hiçbir şey. Sadece diyalog ve absürd olaylardan ibaret işler.

Senin o Leyla ile Mecnun zamanı kazandığın fanların bunları yiyor olabilir ama burası yemez hocam. Önce sinemada kendini geliştireceksin ondan sonra belki sana otorite muamelesi yapılmasını bekleyebilirsin. Bir bu, bir Emrah Serbes bitmediler yani. Bunun gibi mahalle serserisi ama kitap okuyor tipleri yüzünden sanatımız da şuradan şuraya gitmiyor. Neyse siz, İsmail Abi diye bağırmaya, küfürbaz, alkolik bir polise amirim çekmeye devam edin.

Gelelim diğer yumurtlamalara…

Ben ki sinemada her türlü üretime saygı duyan bir insanım. Sinemacı bir şeyi üretir, bunun iyi ya da kötü olduğunun kararını seyirci verir. Seyircimiz bu tarz karakterleri seviyor ki; Recep İvedik, Cumali Ceber vb. artarak devam ediyorlar. Şimdi bu seyirciler yüce bir mizah duygusuna ya da yüksek mevkilere mi sahipler? Hayır. Bu insanların hayatları boyu izledikleri filmlerin yüzde altmışı şehirler arası otobüslerde izlenmiştir.

Onur Ünlü olarak bu insanlarla aynı yüce mizah duygusuna sahip olduğunu söylüyorsan kabul. Ancak açıklamaları yaparken alkollü olduğunu ya da dikkat çekmeye çalıştığını söylersen senin için daha iyi olacak. Senin yalnız diye çözümlediğin karakteri, Şahan yazarken düşünmemiştir bile.

Şahan zeki bir adam.

Baktı tutan bir karakter seri şeklinde çekip duruyor, sen filmlerini vizyona sokamazken onun her çektiği filmden milyonlar kazanıyor. Bu yüzden İvedik yalnızmış değilmiş Şahan’ın çok da şeyinde. Hadi onu geç, bu karakter Dikkat Şahan Çıkabilir skeçlerinde ilk ortaya çıktığında Halime adında bir hayat arkadaşı da vardı. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın güzel bir örneğini göstermiş Onur Ünlü.

Filmleri de izlemedim diyor, ben sana söyleyeyim nasıl filmler olduğunu; basit, tamamen güldürmeye yönelik yazılmış hiçbir derinliği olmayan bir karakter Recep İvedik. Filmleri de çocukluğumuzun Ayşegül serisinden daha yüzeysel; Recep İvedik Tatilde, Recep İvedik Üniversitede, Recep İvedik Survivor Oluyor vb. gül ve izle şeklinde yazılmış, fazlasını düşünmüyorsun.

Sen belli ki daha filmleri izlemeden bundan fazlasını düşünmüşsün. Senin izlemediğin filmlerde Recep İvedik; osuruyor, insanları tenkit edici davranıyor, insanlara şiddet uyguluyor yani sokakta görüp yolumuzu değiştirdiğimiz, kadınlarımızın otobüste yanına oturmadıkları adamların bütün özellikleri bunda mevcut. Diyorsun ya “o yalnızlık Recep İvedik’i tuhaf bir yaratığa dönüştürmüştür.” diye. Doğrusu şu olacak; Recep İvedik tuhaf bir yaratık olduğu için insanlar tarafından yalnız bırakılmaktadır.

Recep İvedik‘in reklam ajansında çalıştığı filmi hatırlayın. Şirkette en ezik resmedilen karakter olan stajyer bile partiye davet edilirken, Recep İvedik edilmez. Yine de çağrılmadığı davete gider. Bu mudur yalnızlıktan kafayı yemiş karakter? Recep İvedik partiye çağrılmadığından mı tuhaf bir yaratıktır, yoksa osurup sıçacağı için mi çağrılmamaktadır? Bir de kendi gibi bir ninesi vardı İvedik’in. O da kalabalıklar içinde yalnız bir Kadıköy insanı mıydı acaba? Onur Ünlü ‘nün bu karakteri okumasını da merakla bekliyorum.

Gerçekten bu adamlara tahammül edememeye başladım.

Sen islami kültürle yetiş, iç-sıç, sanat dünyasına gir derken kafa gidiyor galiba. Sen üç sene boyunca “ne at mı o, at kafası mı?” diyerek mizah yapabilmiş bir insansın. O yüzden teorik olarak yaptığı şeyin saçmalığıyla ilgili ancak bu kadar fikrin olabiliyor. Dikkat çekebilmek adına Türk Sineması’nın en önemli karakterini, ayının biriyle kıyaslama cüretini gösterebiliyorsun. Marjinal falan da değilsin Onur Ünlü. Hala Beşinci Boyut’un senaristisin.

— > Sinema / Işıklar, Kamera, Rock and Roll!

— > Sinema / Damızlık Kızın Öyküsü

— > Sinema / Deadpool 2

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir