Mitinglerdi, cumhurbaşkanı adaylarıydı, sandık gözlemcileriydi, HDP’ydi, Akşener’di derken ülke olarak bir seçimi daha geride bıraktık. İkinci tura kalacak, heyecan zirve yapacak derken gözümüzü bi’ kapadık açtık ki Berat Albayrak Hazine ve Maliye bakanı olmuş. Enerjisi çok yüksek gelmiş olacak ki, enerji bakanlığından maliye bakanlığına terfi etti, kendisi tebrik ederim. Neyse, artık moral bozmak yok, kıyıda köşede bulunan üç beş dövizimiz de katlanır ne güzel, olaylara iyi yönünden bakmak lazım…

Sayın Meral Akşener bu gelişmeleri kaldıramamış olacak ki, bir anda istifa kararı aldı. Hezimeti kaldıramadı demek ki, darısı Kılıçdaroğlu’nun başına diyelim. Muharrem İnce’ye ne oldu der gibisiniz; olacak olacak, zaman er ya da geç onu Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı yapacak ama partinin genel düşünce yapısını değiştirecek mi, o konuda hala soru işaretlerim yok değil. Bir de gelelim  Genel Kurmay eski başkanmız Hulusi Akar’a… Demek bunca yıl emek verdiği mesleğine, siyaset uğruna veda edecekmiş, umarız üniforma yerine giyeceği takım elbise bol durmaz üzerinde…

Hulusi Akar demişken, asıl konuyu getirmek istediğim yerden bahsedeyim size; bedelli askerlik! Sayın Akar,  hayatını bu üniformaya adamış biri olarak, bakan olduktan sonra yaptığı ilk açıklamada, “Söz konusu yasanın ülkemize, gençlerimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.”

Evet, Genel Kurmay eski başkanı bedelli askerliği böylesine savunuyor. Şimdi düşünün ki Ulu Önder Atatürk’ün “Ölmek var, dönmek yok” açıklamasının ardından, sabık bir genel kurmay başkanı bu açıklamayı yapıyor. Sen şimdi bu vatan için canını feda etmeye hazır mehmetçiğine hangi yüzle moral verebileceksin? Daha dün gibi aklımda, cumhurbaşkanından başbakanına kadar nice devlet adamı Suriye’ye Afrin Dalı Harekatı için moral olmaya, destek vermeye gitmedi mi, şimdi mehmetçiklerimizin iki cümle etme hakları olsa demeyecekler mi, kardeşim sen bizimle alay mı ediyorsun diye?

Ben size söyleyeyim, içleri kan ağlasa da, dillerinin ucuna gelse de demeyecekler; çünkü onlar kendini vatan uğruna adayan… Biz değil miydik daha 15 Temmuz’un yıl dönümü yeni geçmiş, ölen birçok şehidimize gözyaşı dökmüş, o şehitleri anarken oldu mu üzerine 48 saat bile geçmeden bedelli askerlik çıkarmak? İnanın bu konu hakkında söyleyeceğim çok şey var aslında ama,kelimelerimi seçmek zorunda kalıyorum.

Vahşi kapitalizm böyle bir şey işte. Parası olanın her konuda ayrıldığı… Ama bıraksaydınız da bari paranın geçerli olmadığı tek yer Peygamber Ocağı kalsaydı… İşinize gelince ülke için çok büyük sorun haline geldi askerlik sorunu, “İşini gücünü kurmuş birçok insan var, onların dertlerine çare olmak lazım.

Kardeşim bu ülkede işsiz/aç gezinen milyonlarca insan var, onların derdine derman olsanız ya, atanamayan belki de milyonlarca öğretmen var, onların derdine çare olsanız ya, tek sorun ülkedeki asker kaçağı olan gençlerimiz miydi? Bir de apar topar meclis tatile girecekken koştur koştur yasayı geçirmek için mücadele ediyorsunuz.

Şimdi bütün bu olanlardan sonra, belki de 15bin tl bulamadığı için şehit olmuş evlatlarımızın ve şehit ailelerinin ahı sizin üzerinizde olacak desem, kaçınız vicdan azabı çekersiniz, bence hiçbiriniz. Çünkü sizin için hala önemli olan 28 günlük/21 günlük askerlik yapılsın mı, yapılmasın mı tartışması. Ben fikrimi söyleyeyim, bence yapılmasın. Şehitlerimizin üzerine geçirdiği kutsal üniforma, onlara özgü kalsın…

Şunu da belirtmek isterim, benim derdim bedelli askerlik yapanla değil, bu yasanın çıkmasına onayı olan herkesle. Sonuçta sen bu hakkı tanırsan insanlar da doğal olarak kullanır.

Bu arada söylemeden de geçemeyeceğim; az önce tüm açıklamaları yapan ben, sanmayın ki milliyetçiliği çok kuvvetli bir insanım. Benim kabullenemediğim, her konuda olduğu gibi bu konuda da eşitlik! Bu kadar hayati bir konunun maddiyata indirgenmesini hiçbir zaman kabul etmedim, etmeyeceğim de.

Son olarak; Suriye sınırlarında, bizlerin daha rahat yaşamasını sağlayan mehmetçiğe bin selam olsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir