Milyarları Toprağa Gömecekler

Seçim sathına girince ekonomi daha çok konuşulmaya başlandı. Ekonomik durumun alarm verdiği bizzat Cumhurbaşkanı tarafından dile getirilirken, acil yapılan toplantılarda bile bankalara gayrimenkul kredileri konusunda baskı yapılacağı ortaya çıktı.

Bununla da yetinmediler; bir iki gün sonra Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, yaptığı açıklamada imar affından elde edilecek gelirin kentsel dönüşümde kullanılacağını açıkladı. Bir tarafta depremle korkutulan, diğer tarafta imar affıyla avlanmaya çalışılan vatandaşın üzerinden yine konut ve gayrimenkul inşaatına girişecekler.

Bugüne kadar ders alınmadığı, milyarca doları toprağa gömdüğümüz gerçeğinin iyi okunmadığı, stok fazlasının görülmediği o kadar ortada ki… Şimdi ellerine üç beş kuruş daha geçirip, varı yoğu satıp, yeniden milyarları toprağa gömmeye niyetleniyorlar.

Oysa gerçek dert depreme karşı kentlerin dönüştürülmesi olsaydı yapılamaz mıydı? Bugüne kadar toplanan deprem fonları neden yollara ve borç ödemelerine harcandı? Şimdi taahhütlerle ortaya çıkan yetkililerin önce bunun hesabını vermesi gerekmiyor mu?

TOKİ gibi, dünyada eşi benzeri görülmemiş yetkilerle donatılmış bir kuruma sahipken, siz bina dönüşümü halledemediyseniz, gözünüzü rant bürüyüp, deprem ile korkutup sonradan müteahhit olanlara para kazandırmayı alışkanlık haline getirdiyseniz, bundan sonra elinize geçecek para ile de bizim deprem sorunumuzu çözmeyeceğiniz açık.

Ayrıca TÜİK raporlarına göre ülkede yaşayan nüfusun yüzde 60’ının kendi evinde oturduğunu iddia ediyorsunuz. O zaman bu konutları kime yapacaksınız? İş sadece burada da bitmiyor.

Kentleri dönüştürmek başka, binaları dönüştürmek başka… Kentsel dönüşümden anlaşılan sadece eski binaları yıkıp, yerine yenilerini yapmaksa, zaten dönüşüm fikrinin çok uzağındasınız demektir.

Deprem toplanma alanlarını bile imara açarak bu konuda ne kadar samimiyet içinde olduğunuzu sergilemediniz mi? ‘İstanbul’u biz katlettik, affedin’ demediniz mi? Emin olun diğer illerde de durum İstanbul’dakinden farklı değil.

Peki tüm bu hamasi pişmanlık sözlerini sarf ettikten sonra, halen tıkanmış, stok fazlasına sahip olan, hedef kitle ile örtüşmeyen binaların inşa edildiği, bankaların bu nedenle çok ciddi riskler altına sokulduğu, inşaatı yapanların da tedarikçilerine para ödemeyip batırdığı bir sektör ısrarı neden?

Nasıl bir mantık bunun açıklamasını yapabilir? Matematik, akıl, izan hepsi ortadayken, dolar almış başını gitmiş, insanların önemli bir bölümü yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşarken, işsizlik, enflasyon iki hanelere oturmuşken bu ne tip bir tercih hatasıdır?

Gözüken o ki, ekonomi yönetimi halen inşaat ve gayrimenkul sektörü ile ilgili bağlantılarından medet umuyor. Oysa bu yaklaşım bizi adım adım felakete sürüklüyor. Halen mi görmüyorsunuz? Sonra dış güçler bizimle uğraşıyor öyle mi? Dış güce ne hacet…

cetinunsalan@yahoo.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir