Medya

 

Gelişen teknoloji ile birlikte birbirine iyice yakınlaşan dünya ülkelerinin adalet sistemleri kadar önemli yer tutuyor medya. Kısaca özetlediğimiz; Yasama, Yürütme, Yargı üçlüsüne artık medyayı da katmak hiç de abartılı bir düşünce olmaz, sanıyorum!                                             

Zaman zaman tanık olmadık mı? Adalet sisteminin veya adli makamların hata yapma eğilimi durumunda, medya ve/veya sosyal medya aracılığı ile ortaya çıkan etkili halk müdahalesinin, adli makamların daha doğru sonuca varmalarına yardımcı olduğuna?                                                           

Örnekleyerek saymaya kalksak sayfalara sığmaz sanıyorum. Bu durumda ister teoride ister pratikte ele alalım; kabul etsek de etmesek de medya gerçekten bir güç, hem de çok önemli bir güç.

Çağdaş ülkeler bu gücü yerinde ve sağlıklı kullanırken bizim ülkemizde maalesef hakim siyasetçilerin silahı haline geliyor. Buna sebep olan mutlaka kanunlarımız ve iç dinamiklerimizdeki eksikliklerimizdir. Gerçekten ülkeye hizmet etmek isteyen bir parti veya hükümeti oluşturan bir lider… Adına ne derseniz deyin! Yönetime geldiği zaman, medyanın o partinin veya o liderin güdümüne girmesine engel olacak, medyanın illa bir taraf haline dönüşmesine mani gelecek, yaptırımları, kanuna-yasaya bağlayacak önlemi almalıdır.  Yoksa, “Eğer bir ülkenin kendi insanlarını aldatan bir medyası varsa o ülkenin başka düşmana ihtiyacı yoktur’’ tespiti iyice genlerimize yapışmış olacak ki bu çok tehlikeli bir durumdur!

Siyasette yaşadığımız bu son Reza Zarrab çalkantısına baktığımızda hükümete yakın kanalların vakti zamanında bayrağımızın önüne oturtup ‘’Bu ülkenin cari açığının bir bölümünü tek başıma kapatıyorum’’ diye böbürlenerek anlattıklarını halka: Bakın bu adam aslında hayırsever bir iş adamı, imajını vermek için nasıl bir çaba içine girdiğini herkes hatırlar sanıyorum.! Ama aynı idareciler bu dolandırıcının, Amerika Birleşik Devletleri’nde itirafçı pozisyonuna geçip ülkemizin itibarını yerle bir etmesi sonucunda ülkemiz içindeki mal varlığına el koydular. Zamanında; Bu adam kim? diye soran, bu işten pis kokular geliyor bu adam ve adı geçen bakanları mecliste aklamayın yargıya gönderin, dendiğinde anayasa profesörümüzün ‘’oğlan bizim kız bizim niye gönderelim” dediğini herkes hatırlıyordur herhalde.!

Gelinen noktada medyamız üzerinden olayın bir hükümet başarısızlığı değil de; bize yapılmış bir kumpas ve bu bir milli meseledir, mantığı ile halka enjekte edilmeye çalışıldığını net görüyoruz değil mi?. Ama bunun böyle olacağını, bu işin sonunda bizim başımızın ağrıyacağını söyleyenler şimdi hesap sorunca ‘’Vatan haini misiniz siz?’’ baskısı ilk önce medyadan başlamıştı yine. Hangi medyadan? Bayrağımız önünde milli kahraman edası ile ekranlarında ağırlanan medyadan..      

Söyleyeceklerim bu kadar ….

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir