Mecliste “Sol” Rüzgarı

24 Haziran seçimlerinin ardından geçtiğimiz günlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 27. dönem milletvekillerinin yemin töreni gerçekleşti. Meclis, sağlık sorunları sebebiyle mecliste başkanlık görevini yerine getiremeyen Deniz Baykal’ın yerine, meclisin en yaşlı üyesi olan İYİ Parti milletvekili Durmuş Yılmaz’in geçici başkanlığı ile açıldı. Yemin töreni sırasında son seçimlerde yeniden cumhurbaşkanlığını kazanan Recep Tayyip Erdoğan da mecliste hazır bulundu.

Yemin metinlerinin okunması sırasında, her dönem yaşanılanlar hayli gündem olmuştur bugüne kadar. Bu sefer de özellikle merak ettiğim bazı isimler vardı. Bu isimlerin başında da Barış Atay, Erkan Baş ve Ahmet Şık geliyordu. Tam da beklediğim gibi kendine has ve daha ilk günden iz bırakır şekilde yeminlerini ettiler.

Ahmet Şık, yemin metninin okunması sırasında Metin Göktepe rozetiyle kürsüye gelerek yemin etti. Türkiye İşçi Partisi kurucu meclis üyeleri Erkan Baş ve Barış Atay ise yemin ettikleri sırada Türkiye İşçi Parti kurucusu Mustafa Suphi ve eski TİP Başkanı Behice Boran’ın bulunduğu rozetle kürsüye çıktılar. Özellikle Barış Atay’ın kürsüye geldiği sırada AKP milletvekillerinde yuhalama seslerinin yükseldiğini hep beraber izlemiş olduk. Meclis Başkanı ise yapılan bu tepkilerin ardından tepki gösteren milletvekillerini salonun dışarısına çıkartarak oturumu devam ettirdi. Daha ilk günden Barış Atay etkisi mecliste görülmeye başlandı diyebilirim. İlerleyen süreçte özellikle bu üç milletvekili ile ilgili mecliste yaptığı konuşmalar ve verdikleri mücadelelerle ilgili birçok habere de şahit olacağımıza eminim.

Yıllardır %10 seçim barajı sebebiyle farklı ideolojilere mensup olan yüzlerce insan TBMM’de yer alamıyor ve görüşlerini dile getiremiyordu. Kendi partisinden seçilme şansları bulunmayan Erkan Baş ve Barış Atay, HDP ile anlaşıp, seçime katıldıkları şehirlerden yeterli oy alarak meclise girmeye başardılar. Uzun süre Cumhuriyet Gazetesi Davası’nda yargılanan ve tutuklu bulunan, yargılanma esnasında yaptığı cesur söylemleriyle gündemden hiçbir zaman düşmeyen Ahmet Şık da bundan sonra tüm görüş ve düşüncelerini meclis sıralarında yerine getirebilecek.

Meclis, halkın oylarıyla orada oturmaya hak kazanan insanların yeridir. Bu sebepten dolayı oradaki insanların herbirinin halkı temsil ettiğini unutmamalı ve en baş görevi, halkın sorunlarına ve insanların haklarını göz etmeleri gerektiğini aklından çıkarmamalıdır. Ama yıllardır görüyoruz ki meclis birçok milletvekili için adeta bir dekor… Sadece alınacak kararlar doğrultusunda elini indirip kaldıran, milletvekili maaşı ve arkasından gelecek ömür boyu vekil maaşı garantisini elde edip, milletvekili ayrıcalıklarından faydalanan bir görev haline geldi.

Milletvekili maaşı ve özellikle emekli vekillerin maaşlarıyla ilgili takıntımı herkes bilir. Keşke hepsinin maaşı bu ülke insanı için “yeterli” görülen asgari maaş düzeyinde olsa. Sonuçta orada görev yapanlar para kazanmak için değil, ülke sorunlarını dile getirmek için bulunuyor. Neyse, amacım konuyu saptırmak değil, diyeceğim o ki; Erkan Baş ve Barış Atay gibi amacı tamamen ülke sorunlarını dile getirmek olan iki cesur insanın ve gazeteci Ahmet Şık’ın orda olduğunu bilmek, kendi adıma mutlu olduğum gelişmedir. Belki üç kişi oluşları bir kararın alınmasında etki etmeyecek ama biliyorum ki onların mücadelesi belki de milyonlarca insana umut olacak.

Veli Saçılık’ın da onların arasında olmasını çok isterdim, umuyorum ki kendisi de bir sonraki seçimlerde bu görevi icra etme şansını yakalayabilir. Halkı gerçekten temsil edecek insanların sayısının artması dileğiyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir