Mayıs’ın Ortası

Bu hayattan ne beklediğinle orantılı, sabah gözünü açtıktan sonraki yataktan kalkma hızın. Gözlerini açmıştı ama ruh-beden hepsi daha uykudaydı. Daha yeni boyanmış beyaz badanalı tavanı izlerken, aklından geçenler yüzünü gülümsetmiyordu da ağlatmıyordu da. Hafif doğrulup oturdu. Önce biraz emekleyerek uzandı, zorla elbise dolabının kapağına, açtı kapağı boydan boya. “Kıyafetler konuşsa keşke” dedi. Belki onlar da kendi aralarında konuşuyor, “Bugün ben çıkar mıyım acaba…” diyorlar mıdır? Diyerek, gülümsedi.

Uzun zamandır giymediği pantolonunu ve gömleğini seçti. Ne zamandır bekliyorlardı onu sonuçta, onları sevmediğini düşünmelerini istemezdi. Garipti, bugün tadsız tuzsuz hazırlandı. Her sabah aldığı duştan bile vazgeçmişti. Kepekli tost ekmeğinin arasına peyniri domatesi falan koydu. Saatine baktı. Yatakta tavana bakma süresini biraz fazla tutunca servise yetişemeyeceğini düşünüp o gün arabayla gitmeye karar verdi. Servise yetiştim yetişmedim heyecanını gözü yemedi. Anahtarlarını aldı. Çöpleri attı. Arabayı bir an nereye koyduğunu hatırlayamadı. Neyse ki hatırlaması çok uzun sürmedi. Arabaya doğru ilerliyor bir yandan da gün içinde ne yapacaklarını kafasından geçiriyordu. Arabaya bindi anahtarı çevirdi, önceki akşam açık olan radyo kaldığı yerden devam ediyordu.

Bu tanıdık ezgi kulağından kalbine bir geçiş yaptı. Yüreğinin burkulduğunu hissetti. Bir bir anıları gözünün önüne geldi. Ne kadar çok özlediğini ve bu özleme bir çarenin olmadığını düşünürken buldu kendini. Gözlerinden damlayan bir kaç damla yaşa engel olamadı, o engel olamadıkça arkası kesilmez oldu gözyaşlarının. Şarkı bir yandan çalarken… Bir an kendine geldi. Ne çabuk geçmişti zaman ve insan ne kadar çabuk günlük telaşın koşuşturmasına kaptırmıştı kendini.“Belki de iyi bir şeydir bu, bir sene önceki bugün gibi olsa her gün… dayanılır mı? “ diye geçirdi aklından. Şarkı bitti, başka bir şarkı başladı. Bu sabah ki ruh halini daha iyi anlar oldu şimdi. Ve dedi ki; “Yaşayamayanlar için yaşayacağım. Daha bir sımsıkı sarılacağım hayata…”

Şarkıyı merak edenleriniz olmuştur mutlaka. Barış Manço’nun babaannesinin ölümünün ardından yazdığı o şarkıyı bilmeyenimiz yoktur.

Buyrun,

Sen gülünce güller açar Gülpembe

Bülbüller seni söyler biz dinlerdik Gülpembe

Sen gelince bahar gelir Gülpembe

Dereler seni çağlar sevinirdik Gülpembe

 

Güz yağmurlarıyla bir gün göçtün gittin inanamadık Gülpembe

Bizim iller sessiz bizim iller sensiz olamadı Gülpembe

Dudağımda son bir türkü Gülpembe

Hala hep seni söyler seni çağırır Gülpembe

 

Güz yağmurlarıyla bir gün göçtün gittin inanamadık Gülpembe

Bizim iller sessiz bizim iller sensiz olamadı Gülpembe

Gözlerimde son bir bulut Gülpembe

Hala hep seni arar seni bekler Gülpembe

 

Dudağımda son bir türkü Gülpembe

Hala hep seni söyler seni çağırır Gülpembe

 

Hayatınızdaki Gülpembe’lerinizin , gül kokulu, gül yanaklılarınızın hala onlar hayattayken kıymetini bilin. Anılar biriktirin. Onlar olmadığında yüzünüzü gülümsetecek anılar…

Anneler, anneanneler, babaanneler günümüz de kutlu olsun. Bir gün değil hergün başımızın tacı onlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir