Türkiye, Antartika’da bilim üssü kuracakmış. Açıklamayı yapan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, 1959 yılında imzalanan anlaşmaya atıfta bulunarak, bu kıta üzerinde söz sahibi olmak adına bir atılım olduğundan bahsetti.

Esasen gerek stratejik olarak, gerekse de bilim adına yapılan her çalışmaya olumlu bakarım. Özlü’nün de bilime yatkınlığını bildiğimden önemsedim. Fakat madem bunları konuşmaya başladık; bir katkı da ben yapayım.

Dünyanın diğer yarım küresini de ihmal etmemeliyiz. Çünkü buradaki gelişmeler, geleceğin lojistik haritası ve ekonomisi üzerinde belirleyici olacak. Bilhassa küresel ısınma ile birlikte ortaya çıkan bu tabloda dünya çapında bir rekabet yaşanıyor.

Meseleyi daha önce 17 Eylül 2015 tarihinde bir programımda Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Harun Gümrükçü ile konuşmuştum. Gümrükçü’nün yerinde tespitlerle aktardıkları çok önemliydi. Bu bakımdan paylaşımları ben de gündeme taşımak ve bugün köşemi Gümrükçü’nün sözlerine ayırmak istiyorum.

Gümrükçü, Almanya’da 36 yıl kalan bu arada iki araştırma ödülü alan,  Avrupa Birliği, Serbest Dolaşım, AB ülkelerinde yaşayan Türk vatandaşlarının Yasal Hakları, Vizesiz Avrupa gibi konularda çalışmalarıyla tanınıyor. Prof. Dr. Gümrükçü’nün önderliğinde yazılan “Küresel Bakışla Kutup Çağı” isimli kitap da tüm bu gelişmeleri ortaya koyan bir yayın oldu. 

Prof. Dr. Gümrükçü yayınımda izleyiciyle şu bilgileri paylaştı: “Yeni ulaşım yolları geldi; ama biz farkına varmadık. Zaten 2010 yılında Londra’dan kalkan ilk gemiler kuzey kutbu üzerinden Pekin’e vardılar. Hamburg’tan kalkan gemiler da aynı rotayı kullanarak Çin’e, Japonya’ya sevkiyat yaptılar. 8 bin kilometre daha az bir mesafeden bahsediyoruz. Başka bir deyişle gemi başına 300 bin avro kârınız var. Bu fiili durum gerçekleştiği için de Ağustos 2015’te buradan geçen gemilerin uyması gerekli kurallar kutup kodu ile belirlendi. Prosedür tamamlandı ve resmileşti.  Tek tartışılan konu o çevrenin hassas olmasıydı. Bölgeyi korumak için geçen gemilerin hangi çevresel tedbirleri alması gerektiğine dair sıkı kurallar getirilmek istendi. Rusya Federasyonu’nun karşı çıkmasıyla bu kurallar da sulandırıldı. Çünkü kuzey buz denizi üzerinden bir deniz yolu, tamamen Rusya’nın menfaatlerini ön plana çıkarıyor. Rusya’nın 5 bin kilometre bir sınıra sahip bu hatta. Orada 12 değişik liman inşaatına başladı. Yani kalkan gemi yolda limanlara uğrayabilir. Yine bir kurtarma istediğinde Rus limanlarından desteği alması lazım. Daha önemlisi navigasyon sistemleri günümüzde çok ilerledi. Geminin imdat çağrısını her yerden duyabilirsiniz, ama ilk müdahale Rusya’daki limanlardan yapılacak. Ayrıca o limanlar boyunca güvenliği sağlayacak bir teşkilatlanmayı da yapmanız lazım.”

Son derece kritik bir uyarı değil mi? Dahası da var: “Kuzey bölgesindeki değişimler bizi çok daha fazla etkileyecektir. Biraz daha detayına indiğimiz zaman şunu görüyoruz: İlk etapta kutup bölgesine muhatap ülkeler, yani ABD, Rusya, Kanada  gibi ülkelerin ilgi alanında. Oysa bu alan sadece onları ilgilendirirse, insanlık için bir felaket olur. Çünkü orada 40 milyon km2 bir alan söz konusu. Bugün dünyanın en büyük coğrafi alanı sayılabilir. Bu bölgeyi sadece oraya sınırdaş olan ülkelere bırakamayız; bu felaket olur. Sınırları olan 7 ülke kutup konseyini kurdular. Fakat bunun dışında kalan Çin, Almanya, İngiltere gibi ülkeler ‘size bırakmayız’ tavrını koydular. ‘Konsey daimi üye olun; kararlara katılmayın’ denildi. Türkiye’nin de daimi temsilci olma başvurusu var. Umarım ülkemiz sürekli üye statüsüne kavuşsun. Bununla ilgili çalışmalar yapılması lazım. Daha da kritik başlık ise devletin bir temsilcisinin olmasından çok, toplumun bilgilendirilmesi.”

Bizim pek önemsemediğimiz ve tüm dünya bizi kıskanıyor düşüncesiyle hastalıklı bir yapı sergilediğimiz günümüzde yaşanan mücadeleyi de Prof. Dr. Harun Gümrükçü programda şu sözlerle paylaşmıştı:

“Petrol artık önemini yitirmeye başladı. Değerli topraklar ve madenler öne çıkıyor. Bilhassa uzay teknolojisinde kullanılan madenler üzerinde bir mücadele yaşanıyor.  Bu konuda özellikle kuzey kutbu çalışmalarının ardından Çin’in tekelinin maden bazında kırılması söz konusu. Diğerleri daha değersiz olduğunu söylemiyorum ama nadir madenler bu bölgede var. Bu nedenle herkesin gözü onlarda.  Entelektüellere sorun: Kanada ile ABD arasında bir tartışma çıkar mı? Şimdi var. Çünkü Alaska bölünürken, Kanada orada bir petrol avantajı ve kuzey doğu geçidinin kime ait olduğu tartışması yaşanıyor.”

Gümrükçü ile sohbetimizde kutupların erimesinin aynı zamanda Asya’dan Türkiye’ye bir göç akını başlatma riski olduğuna da dikkat çekmişti. Yani konu hem lojistik haritanın değişmesi, hem de göç riskiyle bizi yakından ilgilendiriyor..

Şu bir gerçek ki, Türkiye’nin bu meseleleri çok fazla tartışması gerekiyor. Zira biz dolar / altın tartışırken, dünya geleceğin ekonomisine hazırlanıyor. Hem de acımasızca… Bu nedenle hazır kutuplara bakmaya karar vermişken, güneydeki kadar kuzeydeki ile de ilgilenelim. İlgilenelim ki, film bittikten sonra yine ‘kaçırdık’ diye hayıflanmayalım.

cetinunsalan@yahoo.com