Kudüs Kimin?

Aslında kentsel yerleşim ya da yapısal estetik anlamında hiçbir önemi olmamış tarih boyunca. Birçok ulus, sırf dinsel kökenleriyle gönül vermişler bu bölgeye. Oldukça sancılı bir tarihe sahip olan Kudüs, savaşlarla sürekli el değiştirmiş, defalarca yerle bir edilmiş, defalarca kez yeni baştan kurulmuştur.

Kudüs; Museviler, Hristiyanlar ve Müslümanlar için kutsal bir bölgedir. MÖ. 1000 yıllarında Musevi Kralı Davut Peygamber, kenti ele geçirir ve burayı Yahudi Krallığı’nın başkenti ilan eder. Beraberinde getirdiği “On Emir”in yazılı olduğu tabletleri burada gizler (Ahit sandığı). Yıllar sonra İsa Peygamber de bu kentte yaşar. Mesihliğini burada ilan eder. Burada yargılanıp hüküm giyer ve Hristiyanların inanışına göre, burada göğe yükselir. Ve yine yıllar sonra Hz. Muhammed de burada göğe yükselir. Genel olarak bakıldığında üç büyük semavi dinin temel taşlarının örüldüğü yerdir Kudüs.

Gelelim Kudüs’ün yaklaşık üç bin yıllık tarihine:

Yahudi kralı Davut kenti ele geçirip, Yahudi krallığının baş kenti yapmadan önce, Kudüs’te (o zaman ki adı Uruşalim) Kenaniler ve Filistinliler yaşamışlardır. İstiladan sonra şehrin adı Yeruşalim olarak değiştirilmiş, Davut’un ölümünden sonra oğlu Süleyman, şehri daha da genişleterek Süleyman tapınağını inşa ettirmiştir. Süleyman Tapınağı Musevilerin ilk kutsal tapınağı olarak bilinmektedir. Oldukça hareketli bir tarihe sahip olan Kudüs, MÖ.580 li yıllarda Babillilerin (Persler) saldırısına uğramış ve tapınak yerle bir edilmiştir. Bu arada Ahit sandığının kaybolduğu da kayıtlarda yazılıdır. Pers idaresine geçen şehirdeki tüm Yahudiler Babil’e sürülmüşlerdir.

MÖ.530 lu yıllarda ileri gelen Musevi liderleri (Ezra ve Nehemidh), şehri yeniden canlandırmak isteğiyle, tapınağı ikinci kez inşa etmişlerdir. MÖ:330 yıllarında, bu kez Büyük İskender şehri ele geçirmiştir. Kudüs MÖ.60 yıllarına kadar, yaşamını Helen kültür ve yönetimi altında sürdürmüştür. Zaman zaman, Helenler ve Musevilerin evliliklerinin sebep olduğu çatışmalar hatta iç savaşlar yaşanmıştır.

MÖ.63 yılında Şehri Romalılar ele geçirmesiyle, Kudüs’te yaşayanlar için çok zorlu bir dönem başlamıştır. Romalılar; Yahudilerin kurban kesmelerini, sünnet olmalarını ve neredeyse tüm ibadetlerini yasaklamışlar, tekrarında ölüm cezası getirmişlerdir. Bu arada Yahudilerin din kitaplarını yakmışlar ve Süleyman Tapınağı’nı yerle bir etmişlerdir.

MS: 130 yıllarında Musevilerin baş kaldırması sonunda, Romalılar Musevileri Kudüs’ten tümden yasaklayarak sürgün etmişlerdir. Bu dönemde Yahudiler dünyanın dört bir yanına dağılmışlardır.

Daha önce de söz ettiğim gibi İsa Peygamberin yaşamı da Kudüs’te geçmiş ve burada çarmıha gerilmiştir. Daha sonraları 320 yıllarında Romalılar Hristiyanlığı kabul etmişler ve Kudüs Hristiyanlığın kutsal merkezi haline gelmiştir.

Kudüs 630 yıllarında Hz. Ömer tarafından fethedilerek bu kez İslam topraklarına katılmış ve nüfusunu, Medineliler ile daha sonradan Müslüman olan Filistinli Araplar oluşturmuşlardır.

Sonuç olarak; MÖ.3000 yıllarından bugüne dek, çeşitli medeniyet ve dinlerin beşiği olmuş bu kutsal şehir, yine tarihine uygun bir aksiyon yaşamaktadır. Üç semavi din tarafından paylaşılamayan Kudüs, günümüzde dahi dinler arası sıkıntılara neden olmaya devam etmektedir. Oysa uluslararası bir anlaşmaya varılsa… Kudüs bağımsız bir kent, bağımsız bir bölge, bir ibadet merkezi olarak kabul edilse, sadece dinsel ziyaretlere açılarak, uluslararası bir konsorsiyumla korunmaya alınsa çok daha isabetli olmaz mı?

Güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle, sevgi ve dostlukla kalın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir