Kırmızı Çizgimiz Kudüs

ABD Başkanı Donald Trump, yine yaptı yapacağını. Ağzından her çıkan cümleyle veya her yaptığı hareketle gündem olan ABD Başkanı’nın, bu sefer ki açıklaması yenilir yutulur cinsten değil. Bundan sonra Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyacaklarını belirten Trump, Tel Aviv’de bulunan büyükelçiliklerinin de Kudüs’e taşınması için talimat verdi. Trump’ın açıklamaları tüm Dünya’da, özellikle Müslüman aleminde infiale yol açtı. Sonuçta Trump’ın söyledikleri resmi durumu ortaya koymuyor, zaten birçok ülke bu kararı tanımadıklarını ivedilikle belirtti.

Peki neydi bir anda bu açıklamaların altındaki sebep? (Üstelik yapılan anketlerde ABD’li vatandaşların %63’ü Kudüs’e taşınma kararına karşı çıkıyor). Her geçen gün, başkanlığa seçildiği günden bu yana kendisini destekleyenlerin sayısının tahmin ettiğinden fazla azalması olması olabilir miydi? Acaba güçlü Yahudi lobisini yanına mı almaya çalışıyor? Yoksa somut adımlar konusunda kendisinden beklenildiği kadar adım atmaması olabilir mi?

En son 1995 senesinde ABD kongresi elçiliklerinin Kudüs’e taşınması için karar almış; ancak gerçekleşmemişti. Bu adımı atarak “İcraatçı başkan” imajını kazanmak isteyebilir. Tabii ki Trump’ın aklından geçenleri tam olarak bilemeyiz; bunlardan birisi olabileceği gibi, aklından geçenler çok daha farklı da olabilir. Ancak ben Yahudi lobisinin desteğini alma isteğini daha bi’ ön planda tutuyorum…

Gelelim bu açıklamalarının ardından Dünya üzerinde kendisine yöneltilen tepkilere. Dünya Müslüman Alimler Birliği, başkan Trump’ın Kudüs’ü İsrail’i başkent olarak tanımasını “kitlesel eylemler” başlatma isteği olarak gördüğünü açıkladı. Bu adımın “bölgeyi cehenneme çevirecek kışkırtıcı bir adım” olarak gördüklerini belirtti. Bütün Arap ve İslam ülkelerini bu kararı reddetmeye davet edilen açıklamada “Bu karar, Filistinli ve tüm Müslümanları, var olan güçleriyle hakları ve kutsal kentlerini savunmaya sevk edecektir. Müslüman alimler olarak, ABD kararının tehlikesi konusunda halkları bilinçlendirmeye ve bugün başta olmak üzere her cuma Kudüs’e destek gösterileri düzenlemeye çağırıyoruz. Müslüman ve Arapları, ABD’nin İslam’ın ilk kıblesine yönelik kararına karşı kitlesel eylemler başlatmaya çağırıyoruz.” denildi.

Şu açıklamalardan bile olayların ne kadar tehlikeli boyutlara taşınabileceğini anlayabiliyoruz. Üstelik bu Müslüman-Yahudi, yani dinler arası savaşa kadar sürüklenebilir ki hafazanallah!

Arap ve Müslüman coğrafyası dışında başta Rusya olmak üzere birçok devlet de Trump’ın bu kararının doğru olmadığını ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımadıklarını belirten açıklamalar yaptılar. Ülke olarak biz de bu karara tepki koymakta gecikmedik. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan Trump’a yönelik eleştirilerini sürdürdü. Alınan karar provokasyon, arkasında evangelistler var. Bizzat sayın başkandan dinlemiş birisiyim, süreci biliyorum, dedi. Trump’ın Kudüs kararının bizim nazarımızda hiçbir hükmü, geçerliliği yoktur. Ben yaptım oldu, anlayışıyla bir yere gitmek istiyor. Büyük ülkelerin liderlerine buradan sesleniyorum; büyük ülkeler çatışmakla değil, barışmakla görevlidir…

Bir de hepimizin bildiği üzere Yahudiler kendilerini “Tanrı’nın seçilmiş halkı” olarak görüyorlar. Kutsal Topraklar’ın Yahudilerin malı olduğuna inanıyorlar ve Yahudiler Mesih’in gelişi ile birlikte bir dünya egemenliğine ulaşacakları gibi kehanetleri kabul ettiklerini biliyoruz. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence de önde gelen bir evangelist olarak biliniyor ve bu kararın arkasında bir rolü olduğu düşüncesi de hiç az değil…

Sanıyorum bu Kudüs olayını sadece İsrail’in başkenti olarak tanınması dışında, bu şehir neden bu kadar önemli bu konuyu da açmamız gerekiyor. En başında hiç şüphesiz ki üç semavi dinin de Kudüs’te kutsal mekanlarının bulunması geliyor. İsrail, kentin doğusunu 1967’de işgal etti ve 1980 yılında tamamını başkenti ilan etti.

Evet, o yıllar da başkent ilan etmesine etti ancak Trump’ın açıklamalarına kadar Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan tek devlet yoktu. Bu anlamda Trump’ın bu kararı da tarihte bir ilk olma özelliği taşıyor. Filistinliler açısından bakacak olursak da, onlar da Doğu Kudüs’ü ileride kurulacak Filistin devletinin başkenti olarak görüyorlar… Tarihi iyi bilenleriniz hemen anımsayacaktır. Osmanlı İmparatorluğu 1517’de işgal ettiği Kudüs tam 1917 tarihine kadar kontrolü altında tutmuştu.

Müslümanlar için en kutsal yerlerden birisi kabul edilen Mescid-i Aksa ve Kubbet’üs Sahra’nın bulunduğu Harem-üş-Şerif, Doğu Kudüs’te yer alıyor. Muhammed Peygamberin buradan göğe yükseldiğine inanılmaktadır. Yahudiler içinse; Mescid-i Aksa’nın hemen altında yer alan ve Süleyman döneminde yapılan tapınağa ait olduğuna inanılan Ağlama Duvarı yer alıyor. Burası Yahudilik inancının en kutsal mekanı. Hristiyanlar içinse; Kudüs’te bulunan Kutsal Kabir Kilisesi’nde İsa Peygamber’in çarmıha gerildiği ve kabrine konulduğu inanılıyor. Bu kilise, aralarında Rum Ortadosk Patrikhanesi, Roma Katolis Kilisesi ve Ermeni Patrikliği’nin de olduğu farklı mezheplerin temsilcileri tarafından yönetiliyor.

Yıllardır süregelen İsrail-Filistin arasındaki en büyük sorun haline gelen Kudüs, bundan sonra çok daha büyük bir sorun olmayaca devam edeceğe benziyor. Bizim içinse kırmızı çizgimiz olmaya devam edecek. Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımıyor ve Kudüs’e özgürlük diliyorum/diliyoruz…

***

Kudüs’e tekrar özgürlüğün tanındığı bir gelecek, ve herkese sağlık dolu bir hafta diliyorum…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir