Klinik anlamda bana zayıflamak amaçlı başvuran hastalarımın %90’ında gördüğüm bir durum olan “başkası gibi olma/başkasının vücuduna sahip olma” durumu aslında bir psikolojik rahatsızlık. Sosyal medyanın üzerimizde yarattığı “ideal beden” algısı herkesi tek bir vücut olmaya teşvik ediyor. Ama şunu unutma ki herkesin vücudu kendine has ve özel. Birinin kemikleri ince iken bir kişinin basen problemi olabiliyor. Herkesin kendine özgü “ideal kilosu, ideal bedeni” var. Bu yüzden kilo verme programına başlamayı düşünüyorsan sana tavsiyem “size göre olan ideal vücut ağırlığına” gelmen.

Bu adımı atlattıysan eğer ikinci adımın sana kilo aldıran etmenleri değerlendirmen olmalı. Hareket seviyen mi yetersiz, düzensiz bir beslenmen mi var, sağlıksız besinleri mi tercih ediyorsun yoksa kilo vermeni engelleyen bir endokrin hastalığın (diyabet, hipotiroidi, hashimato, cushing sendromu vs.) mı söz konusu? Kendini değerlendir ve kabul et. Değerlendirmenin sonucu sana bağlı bir yanlış beslenme ise bunu kabul et ve çözüm önerisi geliştirmek için bir diyetisyene başvur. Günlük hareket seviyen yetersiz ise bir spor hocasından yardım alabilirsin. Hareket etmeye zamanım yok diyorsan yapacağım küçük öneriler faydalı olabilir; gün içinde asansör yerine merdiven kullan, her saat başı kalkıp 5 dakika hareket et, telefonla konuşurken odanın içinde yürü, arkadaş buluşmalarını yürüyüş yaparak değiştir, arabanı gideceğin yere gelmeden park et ve yürü, otobüsten 2-3 durak önce in gibi. Kilo vermeni engelleyen endokrin bir hastalığın var ise endokrinoloğa görün ve kan testlerini yaptır.

Buraya kadar sağ salim geldiysen bu işi gerçekten istiyor ve sonuç almak istiyorsun demektir. 3. aşama irade ve inanç adımı. Bu işi yapacağına inanıyor ve pes etmeyeceğim diyorsan başardın demektir! Aramıza hoş geldin. Artık sende kendin oldun, kendini kabullendin ve sağlıklı beslenmeye adım attın.