Kapı

Kapımdaki yabancı; savruk tenlerin ruh çaprazından tüh meramına esir düşmüşsün. Aklımın ucunun göğüs kafesime kar yağdırdığı yerdesin.

Kapımdaki yalancı; bu kadar zaman geçmişken aklımın geçmiş olsun kışlarına şemsiye olup bir de kederleri sen yağdırma. Unutulduğum gibi unuttum. Duvar kağıdı gibi şartlar koydum unutuşuma; boyamın ayıplanan renginden ayrılık zaferleri çizdim köhneme.

Seni bulmayacağım; seni bende aramayacağım, adın; gecenin solak çaresizliği, bir türlü sağ ile yazılmıyorsun. Ben sağlam sağlak hayallerin suya canı düşüren, kalbe acıyı göçtüren ve seni bende gömen kahramanıyım ama…

Beni sende bulamadım, seni bende mevcut kılmayacağım. Yumuşak g zincirlemesiyle “öğle” vakti değil; öyle, öylece ve dönmemeceyi öğreninceye dek demini tutturacağım sana araf kalan duygularımın; beni kaldırdığı kadar çekim kuvvetinin, seni uyutan bebek rüyaların gerçeğe dönüşünde bizim için çaldığım hayırsız şarkıların sözlerini susmayan masum duygularımdan esirgeyeceğim.

Kapı kırık; küreğine çekiyor sevda denizleri beni, sandala küsüm; bu aşkta yüzmem bir daha…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir