Bizi Öldürmeyin

  • Bakın çocuklar, ben dedenizi çok sevdim. O zamanlar evimizin cumbasında oturur, dedenizin daha ayak sesini duyduğum anda elime Udu alır başlardım şarkı söylemeye. Tam cumbanın önünden geçerken de, ona yazdığım şiiri atıverirdim. Eskiden kadınla erkeğin yan yana gelmesi, hele kadının erkeğe bakması ayıptı. Ama biz dedenle hep aydınlık baktık hayata. Annelerinizi, babalarınızı da hep o aydınlıkla büyüttük.

Böyle anlatırdı anneannem bize çocukken dedemle aşkını, cumbalarında başlayan hikayelerini. Dünya güzeli bir kadın ve sağlam duruşlu bir adamın aşkı, aydınlığı, güleç yüzü hep aklımda kaldı, hep hayata bakışım oldu. Hayalimdi, insanları hele ki kadınları ve gençleri bir araya getirecek bir çatım olsun ve adını Cumba koyayım. Hayalime üç yıl önce kavuştum. Şiire olan sevdamla kurmuştum Cumba Kültür ve Sanat Platformunu. Bir sürü şiir etkinlikleri düzenledik. Şiir yolculuğumuzda kilometrelerce yol kat ederken, insan kavramı her zaman ulaşmak istediğimiz nokta oldu.

Üç yıl önce yola çıkarken, “Kadın varsa, gençlik varsa, sanat varsa, hayat vardır” diye benimsediğimiz inanç, felsefe ve olmazsa olmaz manifestomuzun, bugün geldiğimiz yerde bize kazandırdıkları, az şeyler değil. Neler mi bunlar?

Tamamı el işi olan ürünlerini her hafta atölyemizde satışa sunma olanağı bulan “Emekçi Kadın Grubumuz”, okumak isteyen herkese açık “Mini Cumba Kütüphanemiz”, özgüven ve inanmakla yola çıkan tiyatro öğrencilerimiz, kalemine yol yordam öğretmek isteyen yazarlık atölyesi katılımcılarımız ve elbette dostlarımız…

İşte bütün bu dallar, yanımda ve yanımızda olan dostlarımızla, her etkinliğimizde biraz daha yüksek sesle haykırılan çığlık olduk. Ve bu çığlıkların en güçlüsü de 13 Nisan 2018 tarihinde sahnelediğimiz ilk oyunumuz “Bizi Öldürmeyin” ile haykırıldı. Ezilen, dövülen, yok sayılan, öldürülen kadınlarımızı anlattığımız, yazarlığını ve yönetmenliğiniz üstlendiğim bu oyunda sekiz kadın, yaşamının sonuna doğru geldiğinde gerçekleri görmek telaşına düşen bir yazarın etrafında toplanıyor ve o yazarın nefessizliğinde aslında nefes buluyorlar. Birlikte bağırıyorlar o “Kadınlar Vardır” diye..

”Kadınlar Vardır, Kadınlar Vardır!”

Hayatı bulmamız, hayatı en güzel renkler ve seslerle şekillendirmemiz lazım. Hayatı, geleceğe aydınlıklar içerisinde taşımamız lazım. Hayatı, güzelliklerle donatmamız lazım. Öyleyse, önce insan sonra insan sevdalısı olmamız lazım.

Ben ve bütün yol arkadaşlarım işte bu inançla yürüyoruz. Bu yazıyı okuyan sizler, ben, biz, hepimiz kadınlarımızı duymakla işe başlamakta geç kalmış sayılmayız. İnancımız aynı olursa, varacağımız yerde el ele kenetlenmekte hiç zorlanmayız.

Biz başardık. Gelin, birlikte başaralım ve birlikte haykıralım; “Kadın Varsa, Hayat Vardır” diye..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir