İz Bırakanlar / Simon Bolivar

Simon Bolivar kimdir?

Hep duyarız belki ama kim olduğunu bilir miyiz? Güney Amerika’da O‘na ”kurtarıcı” derler. Neden? Venezuella tarihinin etten, purodan, Nusret‘ten ibaret olmadığını anlatmak isteriz. İz Bırakanlar‘da Simon Bolivar var.

Bolivar her zaman cesaret doluydu. Tekrar tekrar denemekten asla yorulmaz istediğini elde edene kadar canla başla çalışırdı. 1810 yılında Francisco Miranda’nın yapmayı kararlaştırdığı ihtilale katılmış fakat başarılı olamamıştı. 1811 yılında Curaçao Adasına, oradan da Cartegena’ya giderek ihtilalcilerle anlaştı. 

Elinde bulunan az sayıda asker ile  yaptığı altı savaştan başarı le ayrıldı ve 6 Ağustos 1813’te “El Libertador” olarak Caracas’ı ele geçirdi ve Venezuela İkinci Cumhuriyeti’ni ilan etti. Fakat İspanyollar bu durumu öyle kolay bırakmadılar.

1814 yılında İspanyollar taze Cumhuriyeti tekrar yıktı.

Simon Bolivar, güç bela Jamaika‘ya kaçtı. Sürgündeyken devrimci yaşamının en büyük belgesi olan Güney Amerika‘nın durumunu anlatan bir başyapıta imza attı. La Carta de Jamaica.

Simon Bolivar ’ın Nueva Granada saldırısı, işte bu saldırının önemi askerlik tarihinin en korkusuz en imkansız girişimlerinden biri olarak anılır. Bolivar’ın İngiliz paralı asker birliği de dahil 2.500 kişiden oluşan küçük ordusu, sel basmış ovalardan ve buzlu dağlardan geçerek, İspanyolların ”geçilemez” dediği yolları aştı.

7 Ağustos 1819’da yapılan Boyaca çarpışmasında İspanyol kuvvetlerinin büyük bölümü teslim oldu. Bolivar üç gün sonra Bogota’ya girdi. Bu, Güney Amerika’nın kuzey kesiminin tarihinde bir dönüm noktasıydı. Bolivar, 1819 yılının Aralık ayında Angostura’da toplanan kongrede başkan ve askeri diktatör seçildi ve büyük  üç gün sonra da Büyük Kolombiya Cumhuriyeti kuruldu.

Büyük Kolombiya Cumhuriyeti

Bir federasyon olan yeni cumhuriyetin üç bölümünden ikisi, Quito (Ekvador) ve Venezuela, İspanyol denetiminde oldukları için Büyük Kolombiya Cumhuriyeti şimdilik yalnızca kağıt üzerinde idi. Bununla birlikte Bolivar, zafere çok yaklaştığının bilincindeydi. İspanya’daki devrimin etkisiyle kralın kendi ülkesinde liberal ilkelerin geçerliliğini kabul etmek zorunda kalması, doğal olarak Güney Amerika’daki İspanyol kuvvetlerinin de cesaretini kırmıştı.

Simon Bolivar, Morillo’yu ateşkes görüşmelerine oturmaya ikna etti. İki savaşçı Santa Ana’da bir araya geldi ve Kasım 1820’de çatışmalara altı ay ara verilmesini öngören bir antlaşma imzalandı. Savaş yeniden başladığında, sayıca üstün durumda olan Bolivar, Venezuela’daki İspanyol kuvvetlerini pek zorlanmadan yendi.

Haziran 1821’deki Carabobo çarpışması Caracas’ın kapılarını açtı ve Bolivar’ın anayurdu özgürlüğüne kavuştu. Aynı yılın sonbaharında, Kolombiya için bir anayasa taslağı hazırlamak üzere Cucuta’da bir kongre toplandı. Çok geçmeden Ekvador da kurtarıldı.

Bolivar, Ekvador’un Quito kentinde büyük bir tutkuyla bağlandığı Manuela Sáenz ile tanıştı. Bu sevgiye gönülden karşılık veren ve ateşli bir devrimci olan Manuela, savaş alanlarından başkanlık sarayına kadar her zaman Bolivar’ın yanında yer aldı.

Kolombiya Kurtuluyor

Kolombiya İspanyollardan bütün topraklarını geri aldıktan sonra, ABD yeni yönetimi resmen tanıdı. İspanyol egemenliğinde kalan tek ülke Peru’ydu. Bu sorun, Arjantinli devrimci José de San Martin ile Bolivar’ı bir araya getirdi. San Martin, Bolivar’ın kuzey için yaptıklarını kıtanın güneyinde başarmış bir devrimciydi. Ayrıca Lima’ya girerek Peru’nun bağımsızlığını ilan etmişti.

San Martin, dağlara çekilen İspanyol kuvvetlerini izlemede güçlük çekince, Bolivar’la birlikte davranmaya karar verdi. Bolivar ve San Martin, 26 Temmuz 1822’de Ekvador’un liman kendi Guayaquil’de bir araya geldiler. Bolivar’dan askeri yardım almayı amaçlayan San Martin, aynı zamanda sınır sorunları ve Latin Amerika’nın geleceği konularında da anlaşmaya varmak istiyordu, ama bir sonuç alamadı. Guayaquil’den döndükten sonra, Lima’daki görevinden ayrılarak kendi köşesine çekildi.

Eylül 1823’te Lima’ya giden Bolivar, 1824 yazında bir orduyla yüksek dağlık kesim üzerine yürüdü. Junin’deki ilk önemli çarpışmayı kazandıktan sonra, Peru seferini tamamlama işini komutanlarından Antonio José de Sucre’ye bıraktı. 9 Aralık 1824’te önemli bir çarpışmada yenilgiye uğrayan İspanyol genel valisi bütün ordusuyla birlikte teslim oldu.

Bolivar Kolombiya ve Peru’nun devlet başkanlığını üstlendi.

Artık Güney Amerika kıtasının yalnızca küçük bir bölümü (Yukarı Peru) kralcı kuvvetlerin elinde bulunuyordu. Bu bölgeyi kurtarma görevi verilen Sucre, Nisan 1825’te İspanyol kuvvetlerini bölgeden çıkardı. Yeni ülkeye kurtarıcının anısına Bolivya adı verildi.

Tüm bu savaşlardan sonra o coğrafyada bulunan Kolombiya, Venezuela, Ekvador, Peru ve Bolivya namıdiğer Grand Columbia  İspanyol sömürgecilerden kurtarılmıştır. Ayrıca Peru ordusu da bu zaferi her yıldönümünde kutlamaktadır.

Simon Bolivar’ın Güney Amerika devletlerini tek idare altında toplama gayretleri 1825 yılında Panama’da kurulan Pan-Amerikan konferansı ile sonuçlandı. Bolivar her zaman büyük bir birlik olmayı hedeflemişti ve bu düşüncesini Panama’da yapılan konferansta dile getirmişti.

Böylece ortak bir ordu kurmayı, federe devletleri temsil eden bir meclis oluşturmayı, devletler arasında çıkabilecek olası sorunları hakem heyetiyle çözmeyi ve ortak bir karar mekanizması oluşturmayı hedefliyordu. Fakat bu düşüncesi istediği sonucu doğurmadı, konferansa katılanlar bu görüşe sıcak bakmadı. Katılan temsilcilerde bağımsızlık istekleri ön plandaydı.

Bolivar, Kolombiya başbakanı oldu. 1829 yılının sonunda Venezuela’nın Kolombiya’dan ayrılması üzerine istifa etmek zorunda kaldı. 1830 yılının Mayıs’ında Bolivar Avrupa’ya göç etmek için Bogota’yı terk etti. Avrupa yolunda en büyük yardımcısı ve en yakın arkadaşı Sucre’nin bir suikasta uğradığını ve öldürüldüğünü öğrendi.

Sonrasında Bogota’da askeri bir ayaklanma oldu ve yönetimi ele geçiren grup Bolivar’a ülkeye dönmesi çağrısında bulundu. Avrupa’ya gitmekten vazgeçip yurduna dönmeye karar veren Bolivar, Bogota’ya dönüş yolu üzerinde Santa Marta’da bir İspanyol’un evinde 17 Aralık 1830‘da tüberkülozdan öldü.

— > İz Bırakanlar / Iqbal Masih

— > İz Bırakanlar / Pablo Neruda

— > İz Bırakanlar / Mahatma Gandhi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir