Az gelişmiş ülkelerin bir çoğunun en az 1 dönem yaşadığı bir sorunsalla boğuşuyoruz yıllardır. Demokrasi, insan hakları vs gibi süslü sözcükleri dudaklarından düşürmeyen kimi lacivert takım elbiseli zat-ı şahanelerin; günler, aylar ve hatta seçimler birbirini kovaladıkça nasıl “paşa”laştığına şahit oluyoruz. Biz, “Yolun açık olsun Paşaaaaam” diyerekten nüktedan bir salık veriyoruz ancak kimi bal tutanın parmağını yaladığı malum çevreler, daha imam uçmadan “Göklerde kartal gibi” süzülmeye başlıyor. Neyse! Pırıl pırıl bir kafanız var, güle güle kullanın demekten başka bir şey gelmiyor elimden.

Konuya dönecek olursak 360 derece sonra durmamız gerekiyor. Çünkü konu tam da bu. Kullandığımız elektrikten, marketten aldığımız ciklete kadar içinde vergi ödediğimiz, bizim her dönemin iktidar pıtırcığı “TRT“nin 1980’li yıllardan bu yana yayınladığı Western-Kovboy Filmi kuşağını kaldırması, içinden geçmekte olduğumuz şu bitmek bilmeyen elem dolu günlerde TRT’nin içimizden geçmesiyle devam eder oluyor.

Neden mi? Çünkü TRT; gözümüzün içine baka baka, yüzüne değen ıslaklığı yağmur sana sana, toplumda bir kültür erozyonuna sebep oluyor. Pazar sabahı elinde kumandası, üzerinde kolsuz beyaz atletiyle köşesine kurulup Western izleyen baba figürünü yerle yeksan ediyor. Salonda serili, aslan işlemeli İsfahan Halısı’nın üzerinde oyuncaklarıyla oynayan çocuğun dilinden “dıkşın dıkşın” sözcüğünü çalmayı vazife sanıyor. En kötüsü de bunu kendi arzusu için değil, topluma giydirilmek istenen ucuz kıyafetin yine ucuz bir enstrümanı olacak olan “Ev Sineması Kuşağı” adı altındaki propagandist yayınların, “TRT’den de büyük TRT vardır” dedirtecek yerlerden rica(!) edilmesi sonucu hayata geçirilmesi oluyor.

Peki! Hayırlı olsun. Bu toplumun zevkleriyle/renkleriyle basın-yayın yoluyla oynamak istiyorsunuz, anladık. Tek manşet, tek dizi, tek konu, tek tek… Bunu da anladık. Bizleri marjinalleştirmek, “yerli ve milli” safsatasıyla, havada akıp giden bilgiden nasiplenmemizi engellemek, 1984 romanına karakter etmek istiyorsunuz, ona da tamam. Kardeş peki biz neden bu kuruma vergi ödüyoruz? Neden parasını bastırıp fiyakalı bir dayak yiyoruz? İçerliyorum ama. Sevgili devlet, hiç kusura bakma bu tutumun karşısında kendimi “Mazlum’u getirin bana” repliğindeki Mazlum kadar bile şanslı görmüyorum. Ve acil en azından Mazlum’la fırsat eşitliği talep ediyorum.

Son olarak; bizim can’ımızWestern“in yerine Almanya’dan gelen ev sahibi çocuğu gibi kurulan “Ev Sineması Kuşağı“nın ilk filmi “Ya Nasip Ya Kısmet” adlı film olacakmış. İsim yerli ve milli kokuyor. Filmin ismindeki iki kelime de büyük ünlü uyumuna uymuyor ama olsun, afiyetle yemeğe hazırım. Peki sen hazır mısın değerli TRT büyükleri. Görevini tamamlamışlıktan duyduğun hazla evine gittiğinde, koltuğuna kurulup beyaz atletinle televizyon başına geçtiğinde, “Yaaa söyleneni ne güzel yaptık” demeye hazır mısın?