İspanyaspor

Slovenya’nın Avrupa Basketbol Turnuvası’na damga vurup şampiyon olmasının arkasındaki detaylara göz atıp, konuyu sporun her alanında devrim yaparak ülke ulusunu başarıya boğan İspanya üzerine paslamıştım.. Şimdi bu güzel pası pozisyona sokarak golü atmanın zamanı geldi diyerek İspanya’nın Spor Devrimi’ni yavaştan anlatmaya başlıyorum..

1992 de Barcelona’da düzenlenen olimpiyatlar, İspanya için dönüm noktası oldu..

Olimpiyatlar için daha önceden sportif alanlarda pek de başarılı olmayan İspanya özel programlar ( ADO92 ) çerçevesinde özel sponsorlarla anlaştı, maddi kaynaklar yaratıldı ve bu kaynakları spor branş federasyonlarına dağıtarak ilk adımı atmış oldu..

Sponsor bulmak için bu fikrin çekici bir hal bulması adına İspanya Radyo ve Televizyon Kurumu ( Tve ) devreye sokuldu.. Yapılan anlaşma gereği sponsor olan firmalara reklamda vergide vs indirimler yapılacağı belirtildi ve çok kısa sürede bu çağrıya yanıt alındı..

İspanya “92 Olimpiyatları”na 28 branşta katıldı ve her branş için bir sponsorla anlaşma yaptı.. Sponsorlar federasyonlarla birlikte çalışarak yetenekli sporcuları aramaya başladı.. Altyapı eksiklikleri tespit edilip yatırımlar yapıldı.. Sporcuların sadece işlerine odaklanması için onlara fon yaratıldı, temel ihtiyaçları karşılandı.. Dünyaca ünlü teknik adamlar, antrenörler, kondisyonerler ile anlaşılarak ülkeye taze kan aşılandı.. Gelişmiş teknolojiyi de takip ederek en iyi antrenman tekniklerini sporcuların antrenmanları üzerinde uygulayarak gelişimlerini en üst seviyeye yükselttiler..

1989 yılına 900 sporcuya ödenek ayıran İspanya branş testlerinin ardından 268 sporcu ile Barcelona Olimpiyatlarına katıldı.. Daha önceki olimpiyat oyunlarında 4 altın, 12 gümüş, 10 bronz toplamda 26 madalya alan İspanya “1992 Barcelona Olimpiyatları”nda 13 altın, 7 gümüş, 2 bronz toplamda 22 madalya alarak müthiş bir başarı elde etti.. (Olimpiyatlarda başarı toplam madalya sayısı üzerinden değil altın madalya çoğunluğuna, ardından gümüş ve bronz madalya sayısına göre değerlendirilir)

“1992 Barcelona Olimpiyatları”nda İspanya Paralimpik takımı da 34’ü altın toplamda 107 madalya kazanarak büyük bir atılımın meyvelerini biz sporseverlere tattırıyordu.. İspanyol sporcular 12 farklı dalda madalya kazandı..

(Atletizm, futbol, boks, jimnastik, çim hokeyi, judo, yüzme, su topu, tenis, okçuluk ve yelken)

1992’de gelen bu başarının ardından ADO projesini devam ettirme kararı alındı.. Sponsor ve federasyon gelirleri hükümetin desteği ile liselere, üniversitelere kadar ulaştı.. Spor eğitimi adı altında bölümler açıldı.. Başarılı sporcu neslinin devam ettirilmesi federasyon ve hükümetin öncelikli planları arasındaydı.. Yetenekli sporcular tespit edilip fonlar sayesinde öncelikle ekonomik olarak rahatlatılıyordu ve beslenme düzenleri özel olarak planlanıyor daha fit, daha uzun ve daha güçlü sporcular yetiştiriliyordu..

Kısa vadeli başlayan proje artık uzun vadeli bir ülke meselesi haline gelmişti ve İspanya artık spordaki devrimini dünyaya haykırmaya başlamıştı.. Özellikle takım sporlarında genç yaştan itibaren keşfedilerek birlikte oynama alışkanlığı elde eden bu yetenekli gençler aldıkları eğitimler doğrultusunda takım olabilme özelliklerini de üst seviyeye çıkararak takım sporlarında dünyaya ambargo koymaya başlamıştı..

2008 Dünya Şampiyonu Futbol

2010 Avrupa Şampiyonu Futbol

2006 Dünya Şampiyonu Basketbol

2008 Olimpiyat İkincisi Basketbol

2009 Avrupa Şampiyonu Basketbol

2011 Avrupa Şampiyonu Basketbol

2015 Avrupa Şampiyonu Basketbol

2005 Hentbol Dünya Şampiyonu

Takım sporlarına ek olarak 19 yaş altı erkek futbol takımı son 10 yılda 5 şampiyonluğa, 17 yaş altı takımı da son 5 yılda 2 şampiyonluğa imza atarken bayan futbol takımı da 2010 ve 2011 yılında Dünya Şampiyonu olmuştur..

Takım ve bireysel sporcuların antrenörleri de İspanya’daki spor devriminin komutanları idi..

Antrenör eğitimine de büyük önem veren İspanya, Uefa A veya Pro Lisans’ına sahip antrenör sayısında da dünyada rakipsiz bir şekilde zirvede..

Gelelim bu devrimin diğer branşlarına;

Formula 1’de Alonso

Tenis’de Rafael Nadal

Motorsiklet’de Lorenzo

Bisiklet’de Oscar Pereiro, Alberto Contador

İşte bu devrim delinin birinin kuyuya taş atmasının ardından tüm delilerin o taşın peşinden koşmasıyla gerçekleşti.. Yani ülkenin aslında koşacağı varmış da delinin taşını beklemiş misali…:)

Bu deliliğe son örnekte işte Slovenya Basketbol Takımı’nın Avrupa Şampiyonu olmasıydı.. Geçmiş yazımda bahsetmiştim 2.5 milyonluk Slovenya’dan şampiyon takım çıkarken, tenisçi, yüzücü, koşucu, güreşçi, gülleci, halterci, futbolcu çıkarken neden bizim 70 milyonumuzdan bir Arda çıkıyor.. Arda dedim çünkü Arda’yı herkes tanıyor.. İşin kötü yanı Arda’dan çok daha başarılı ülke bayrağını göklerde dalgalandıran sporcularımız var iken işte onlar tanınmıyor, Arda tanınıyor.. O yüzden 70 milyon Arda’yı tanırken diğerleri ya yokluktan, imkansızlıktan parasızlıktan ya da sponsorsuzluktan silinip gidiyor..

Tesadüfi zaferlerle avunmak yerine İspanya’nın devrimini yapmak çok mu zor sizce?

Federasyonlar ve hükümet böyle bir projeye destek verse, Milli Eğitim ilk-orta-lise ile bizde varız dese, üniversiteler zaten cepte.. Böyle bir akıma devrime sponsor bulamayacak mı bu ülke.. (?)

Her şey olur hem de çok güzel olur.. Bu genç ve yetenekli nesil doğru ellerde doğru projelerde doğru teknolojiler ile eğitilir ise neler olur siz düşünün.. 2.5 milyonluk Slovenya’mı  70 milyonluk Türkiye’mi.. 🙂

Tek sorun o taşı bu kuyuya atacak deli henüz delirmedi.. Ya işi çıktı ya da çişi geldi, o deli henüz gelmedi 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir