Yağmur yağarken sokak lambalarına baktınız mı hiç. Ben hep bakıyorum. Yağmur bana özel yağıyor sanki sadece yağmurla ben varım. Sonra ne mi yapıyorum açıyorum kollarımı ellerimde hissediyorum, yüzümde, gözümde hissediyorum yağmur tanelerini. Kapatıyorum gözlerimi zaten açmak mümkün değil. Sadece sesi var kulaklarımda ve yüzümde yarattığı gülümsemenin sıcaklığı. Biraz tadını çıkarıp bu anın, açıyorum haliyle gözlerimi sokak ortasında kollarını yanlara açmış yüzünü gökyüzüne çevirmiş gözleri kapalı bir insan çok ta doğal karşılamıyor tabi ki. Bakıyorum sağa sola var mı bu deliyi fark eden diye. Çokta umurumda değil aslında. Umurunda olan bunları yapar mı sence? İçime doldurduğum huzurumla iki ayağımın üstünde sıçrayıp düşüveriyorum su birikintisinin üstüne. Keyfime diyecek yok. Herkes ıslanmamanın derdinde,  koşarak bir yerlere yetişme derdindeyken ben inadına salınıyorum. Küçük bir çocuğun yaramazlığı kaçmış içime daha ne olsun işte tadını çıkarıyorum doya doya.

Koyuyorum bu anımı da huzur keseme. Kulağımda en sevdiğim şarkı, yüzümde aptal bir gülümseme. Sizinde bir keseniz olsun yanınızdan ayırmadığınız, gözünüzü kapatıp derin bir nefes alıp verdiğinizde yüzünüzü güldüren anılarınızı içinde biriktirdiğiniz.

Ha bir de evde huzur depom var. Gün boyu kesemde topladığım huzur anlarımı boşaltıyorum doldukça. Kese bu sonuçta şükretmesini, sahip olduklarının kıymetini bilen için küçük geliyor haliyle.

Ve Zeyno der ki dolsun dolsun taşsın keseleriniz…

                                                                                                          20.12.2017