Ne güzel benzetmeler vardır değil mi memleketimizde? Un var, yağ var, şeker var, helva yapsana derler. Hatta bir dönem bunun şarkısı bile yapılmıştı. Şüphesiz bir de bu teşbih tersten okunur.

Un var, yağ var, şeker var, helva yapan yok denir. İşte bu şu anki ekonomi fotoğrafımızı daha çok anlatıyor. Lakin malzemeler var mı; o da ayrı bir tartışma konusu…

Özel sektör 250 milyar dolara ulaşan dış borcuna ilaveten, dolar kurundaki baskı ve jeopolitik riskleri sırtlamış, enerji maliyetleri başta olmak üzere irdi maliyetlerine gelen zamlarla ve enflasyondaki fiyatlara yansıtamadığı 10 puanlık farkla kıpırdayamaz duruma gelmiştir.

Peki bu kesimin sorunlarıyla yüzleşmeden, çözüm üretmek mümkün mü? 100 günlük plana bakarsanız bir takım çılgınlık adı altındaki projeler dışında ne bankacılığın ne reel sektörün derdine derman olacak gerçekçi bir anahtar yok. Yani un yok…

Diyelim ki bir aydınlanma oldu ve özel sektörü inşaattan ibaret tutmayı bıraktınız. Bunların da sorunlarını çözmeye, kilogramda 1,3 dolar olan ihracat katma değerini 10 dolara, teknolojik ürün ihracatını da yüzde 3’lerden 8’lere çıkarmaya niyetlendiniz.

Bu durumda da finansman meselesi gündeme geliyor. Varlık fonuna güvenemeyiz. Zaten eksi bakiyede bir ekonominin varlık fonun biriktirdikleri, bırakın sermaye çekmeyi ancak çar çur olur. Hazine’nin durumu malum. Jeopolitik nedenlerle ve Türkiye ekonomisinin gerçekleriyle ucuz finansman olanağı yok.

Çin gibi ülkelerden gelecek 3,5 milyar dolar bir haftada biter. Tasarruf özürlü bir yapınız var. Para basma lüksünüz kalmamış. Bulmanız gereken 230 milyar doları aşkın para var. Komşularınızla ticaret yapamıyorsunuz. Çünkü çoğuyla ilişkiniz iyi değil. Çareyi yastık altındaki dolara, altına bağlamışsınız.

Bunu açıklarken biri sesleniyor. ‘Olan çıkarsın’… Açıklamayı yapan da ‘ben de olana söylüyorum’ diyor. Olan var mı? Tartışılır. Olan çıkarır mı? Bunun bir tek yolu var; güven…

Geçtim sübjektif değerlendirmeleri, zaten tüm güven endeksleri çöküyor. Yerli sermaye bile yurtdışına kaçıyor. Bu da sağlaması demektir. Demek ki yağ da yok.

Gelelim şekere… Reel sektöre inandınız, teknoloji gönül verdiniz, hadi parayı da buldunuz. İnsan kaynağı… kalabalıkla karıştırdığınız bu kavramda gelecek adına da hoş sinyaller almıyoruz. Mevcut beyinlerimizin hepsini kaçırıyoruz. Son YKS sonuçları matematikten fene durumumuzu gözler önüne sererken, ana dilimizle ilgili gelen 40 sorudan bile 16’sını yapan bir kuşakla karşı karşıyayız.

Yani yapay zekadan değil, çok güvendiğimiz genç nüfustan bahsediyorum. Ama suçları yok. Çünkü onları da yönetemeyerek mahvettik. Velhasıl kelam şeker de yok. Terse çevirmek mümkün mü? Doğru planlayarak 10 sene içinde evet.

Ama görüyoruz ki zaten mutfakta bir usta da yok. Sizce bu helvayı yapabilir miyiz? Belki ortaya bir helva çıkar. Umarım o helva ardımızdan yapılmaz. Hamaseti bırakın, sorun büyük ve görmemekte ısrar ettikçe daha da büyüyor.

cetinunsalan@yahoo.com