Kötü gün dostu, sanılanın aksine, yanı başımızda pek çoktur. Yani denemesi bedava… Düşüp kafanızı ortadan ikiye yarın, oturun bir kaldırıma, derdinizi dinleyen de, içi burkulan da,  geçmiş olsun yuğlaması ile akalayıp- paklayan, akabinde sarıp- sarmalayan da bol bulunur.
Hatta iddia ediyorum, hiç tanımadığınız biri, sizi alıp muhakkak dakikalar içerisinde, görevi bu olan birinden daha bir fazladan ‘canı dişe takıp’, hastaneye götürecektir. Buradaki ilk nüans, insanların, kendilerini iyi ve yararlı imiş gibi hissetmek adına sergiledikleri düşünce ve davranış, ikincisi ve belki de daha buz gibi gerçek olanı, kötü, ya da zor durumunuza, kendilerinin başına gelmediği için şükür ve hamd ile karışık, tampadan hediye edilmiş, üstün olabilme zevkini tatma fırsatıdır.

Dolayısıyla mesele ‘iyi gün dostu’ bulabilmektir.

Yeni bir ev ya da araba aldığınızda, güzel ve getirisi bol bir iş bulduğunuzda, sevip-sevilebildiğinizde, güzel bir tecrübe edinip, olmadı sosyal medyanızdan harika bir tatil anısı paylaştığınızda, düğününüz ya da mezuniyetinizde, kıskançlık ve hasedini bir yana bırakıp, sizi tüm samimiyeti ile kutlayacak, yüreğindeki kuş en az sizinki kadar memnuniyetten çırpınacak, birinci derece aile efradınızdan başka –ki o bile şüpheli– , kaç tanıdığınız var?..

Serum takılmış bir hastane fotoğrafınız, doğum günü eğlencenizi içeren bir kareden daha fazla ilgi görecektir garanti ederim.

Şu ücra küçük çevremizin ve dahi dünyanın asıl sorunu, kimseye bir zarar vermediği, hatta sadece sizi ilgilendirdiği halde yaptığınız seçimler neticesinde ulaştığınız başarıların, kaldı ki isterse bu başarı sadece kendinizi mutlu etmek adına olsun, inadına bir hasetten sebep, geneli memnun etmemesidir.

Şurada bunu da gayet net ortaya koyabiliriz ki;

Bilgisiz, donanımsız ve bilmek istemeyen kötü adamın harcıdır mutsuzluk. Kim, kendisini ilgilendirmeyen bir durumda, başkasının mutlu hissettiği yol, yöntem ve davranışlar için hoşnutsuz olabilir ki? Salt bu sebepten, tarihte derisi yüzülen, günümüzde ise yakılan, küfredilen, kellesi koparılan, yedi sülalesine zulüm edilen bir sosyal durum var.

Açıkçası bu tutum acaba eğri mi, doğru mu diye de tartışılmakta. Zira dünya “kötü gün dostu”dur. İyi gün dostluğu öte alemlere ertelenmiştir.

 ‘Bunun iyi ya da kötü gün dostu ile alakası ne?’ diye soracak olur iseniz, kendinizi iyi ya da kötü hissettiğinizde dostluk adına, varlığı malum kurumların da yanınızda bulunmasını örnek verebilirim. Devletlerarası konularda dost – düşman diye bir niteleme var ise, insan ve mensubu olduğu ya da olmadığı devlet arasında da böyle bir nitelendirme vardır.

Mahkemeye çıkarırken, memurunu, kelepçesini, savcısını, hakimini, mübaşirini, kalemini, adliyesini, klimasını, benzinini hizmetinize verir ve azametini gösterir de, beraati aldığınızda tahterevanla çıkacağınızı sanırsınız.

Yok!..

Adamı öyle kendi ayakları üzerine bırakıverirler. Dönüş için cebinizdeki parayı bile sormazlar. İyi gününüzde ortadan yok olurlar.

İyi gününüzde dostluğunu edinebileceğiniz bir banka, ya da finansör bulamazsınız. Size destek olacak girişimci ya da tefeci, ucuza kapatacağı, fikir, emek ya da emtia için dimdik ayakta ve güvenilir bir pozisyon sergiler. O şirin mahalle esnafınız, ekmeğiniz kalmadığında dostunuzdur.

Kural budur. Etraf kötü gün dostu ile doludur. Ekmeğini herkes kendisi yaptığında tek bir fırıncı dost bulunamayacaktır. Hamur tekneniz delindiğinde, böbürlenmek ve size ispat adına ekmeği veresiye teklif edecek de ilk odur.

Hayatın yaşam dinamiği ve sürdürülebilirliği için mevcut mantık da budur aslında. Bunun üzerine kurulmuştur, av-avcı ilişkisi. Acıktığınızda önünüzde buluverirsiniz zokanın ucundaki dostane yemi. Sloganlar ikinci eviniz olduğuna dairdir, kalacak bir çatı aradığınızda ücreti mukabilinde otellerin.

Yalnızca gerçek büyükler mutluluğunuzla mutlu olabilirler. Dolayısıyla size olmasa bile, bana iyi gün dostu gerek. Yararlılığını başıma kakmayacak, kendi hatırına dahi getirmeyecek kadar büyük. Dost acı günde belli olur demiş ise de atalar, iyilik yap denize at da demişler. Boşuna mı?

Bunlar da ilginizi çekebilir…

— >Ankara – Gençlerbirliği – KaraKızıl – Ezhel Dostum Bu Hikaye Çok Dikkat Çeker

— >Masumiyet

— >Asıl Çarpıştıktan Sonra