Eskiden

Biz eskiden eskiden su içerdik testiden… Tamam tamam bu kadar eskisini görmedim. Testiden sürahiye geçiş döneminde aranıza katıldım. Tulumbayı biliyorum ama müstakil minik evimizin önünde zaman zaman kuruyan, suyla bir iki çektin mi (bu nasıl olur hala aklım almıyor) şakır şakır suyu gelen, her yaz farklı renge boyadığımız bir tulumbamız vardı. Buz gibi ve tertemiz olan bu suyla annemin deyimiyle “demlenen çayın tadına doyum olmazdı”. Halı bile yıkamışlığımız var ki; bir çocuk için köpükle oynamanın keyfini anlatmama gerek yok herhalde. 

Hayır, ben şimdi buraya nasıl geldim diye düşünüyorsunuzdur belki, şöyle izah edeyim. Geçtiğimiz gün henüz daha üç buçuk yaşında olan yeğenimle dolmuşa bindik. Oturduk ilk duraktan, bindiğimiz için boş yer vardı. Sonra dolmuş yavaş yavaş dolmaya başlayınca, –teyze yaşlılar bindi yer vereyim mi? demez mi Asya. O an dedim ki evet ya, bizde böyleydik eskiden. Bir büyüğümüzü gördük mü saygımızı eksik etmezdik, tabi o da sevgisini.

Kimi başımızı okşar geçer kimi bozuk para tutuştururdu elimize de “canın ne istiyorsa git al” derdi. Sana da sadece seke seke bakkala gitmek kalırdı. Evlerin kapıları kilit nedir bilmezdi. Çat kapı gelir komşu “bir acı kahveni içmeye geldim” derdi. Kırk yıllık dostluklar işte taa o zamanlardan geldi. Herkesin bisikleti yoktu. İki bisiklete on çocuk beş kerede binerdi. Sevgi vardı. Saygı vardı. Kimsenin aklına “ne yapsam da ondan önce binsem” gelmezdi. Çünkü güvenirdi arkadaşına, bilirdi arkadaşı ona haksızlık yapmazdı. Ekmek yoksa evde ya da yumurta kalmadıysa ilk akla gelen bakkala koşmak olmazdı. Önce komşu vardı nöbetçi bakkaldı adeta. 

Yine bir eskidenli cümle kuracağım ve alacağım sizi anneannemin gençliğine götüreceğim. Küllü ütüler vardı eskiden, varmış yani. Ocakta bir yandan yemek pişerken bir yandan da kül o ütüye konup ütülenirmiş. Suyun kirecini alsın diye kül koydukları çeşme suyuyla yıkadıkları çamaşırlarını… O zamanlardan kalmıştır diye düşünüyorum. “Komşu komşunun külüne muhtaçtır” atasözümüz. 

Valla Zeyno bir dolmuştan nerelere geldik, dediğinizi duyuyorum. Ama daha bitmedi…

Şarkılar mesela. Eskilerden bir şarkı çal, benim zamanımın şimdiki orta yaşlıları hep bir ağızdan koro oluruz. Şu anda da sevdiğim, onunla birlikte söylediğim sanatçılar yok değil. Bir şarkının ömrünün, bir mevsim olduğu zamanlardan geçiyoruz. Fakat bir “Medcezir”, “Aldırma Gönül”, “Yine Yol Göründü Gurbete”, “Dönence”, “Delikanlım”, “Söyle”, “Kış Güneşi”, “Elfida” denizi, gitarı gördüğümüz yerde senin de şu anda aklına gelen “Akdeniz Akşamları” öyle mi? Hepimizi bir araya koysalar bir meydanda sanatçıya bile gerek kalmadan ezbere söyleriz hepsini hem de provasız.

Eskiden öğretmenimizi gördük mü o zamanın formasında giydiğimiz lacivert ceketimizin düğmelerini iliklerdik. Ya şimdi öyle mi herkes öğretmenlerden daha çok bilir olmuş her şeyi. Herkes çocuğu için güzel şeyler olsun ister tamam “eti senin kemiği benim” de biraz abartılı ama bırakalım herkes işini layıkıyla yapsın.

Şey var mesela, okulda teneffüs aralarında koşa koşa 50 kuruşa aldığımız fakat lezzetinden bir şey çalınmayan leblebi tozumuz vardı. Birbirimizin yüzüne “Yusuf” diyerek püskürttüğümüz. Ucuz fakat sağlıklıydı, iki bisküvinin arasına sıkıştırdığımız lokumlu tost.

Tek kanallıydı televizyonlar. Saatin on iki oluşunu Anıtkabir’de karşılardık milletçe. Tekrar yayın başlayana dek dııııt sesini izlediğimiz bile oldu o yuvarlak, içinde renkli kutucukların olduğu sadece saati yazan ekranı.

“Şimdinin gençlerinin benim gibi hatıraları da olacak mı acaba?”diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Herkesin yaşadığı çocukluk, gençlik anıları sıcacık edecektir kalplerini belki de kim bilir?

Murathan Mungan’ın yazmış olduğu şiiri 1983’te seslendirmiş Yeni Türkü. O zamanın benim yaşımda delikanlıları da demiş ki; “Biz büyüdük ve kirlendi dünya”. Anlaşılan böyle gelmiş böyle gidecek. Hep bir ağızdan söyleyelim mi ?

Telli telli telli, şu telli turna
Sanma ki, yaralı uçmaz bir daha
Takılmış kanadı göçmen buluta
Anlatır eski beni şimdiki bana

Sakın çıkma patika yollara
O dağlara kırlara o karlı ovaya
Yenik düşüyor her şey zamana
Biz büyüdük ve kirlendi dünya

Kim bilir belki onlar da bizler için iyi bir gelecek hayal etmişlerdir. Bende hayal ediyorum ve bir fidan dikiyorum her yaşım için. Şimdinin çocukları geleceğin akranlarıma…

Sevgilerimle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir