Bayramın ardından şimdi gözler Türkiye ve dünya ekonomisinde yaşanacak gelişmelerde… Elbette bunlarla ilgili analizleri de sizlerle paylaşacağım. Ama ben bir adım geriye gidip bayramdan bahsetmek istiyorum. Bayramın emeklilerinden…

Bir önceki bayramı hatırlayın. Seçim üzeriydi ve iktidar, bayramda emeklilere 1000’er TL ikramiye vereceğini açıkladı. Sonra anlaşıldı ki, tam olarak da 1000 TL değil. Herkes maaşına göre 600 TL ile bin TL arasında bir rakam alacaktı.

Seçim öncesiydi ve bu kabul edilemezdi. Hemen gerekli düzeltme yapıldı ve emeklilere maaş ayrımı yapmaksızın bin TL’si ödendi. Seçimler geçti ve herkeste bir soru işareti belirdi. Acaba bu uygulama devam edecek miydi?

Öncelikle bunun bir seçim rüşveti koktuğu malum. Ama yine de dar gelirli insanlara verilecek desteğin önemli olduğunu düşünüyorum. Zira bu ülkede emekli olanların büyük bir geçim zorluğu yaşadığını biliyoruz.

Ayrıca tam bu aşamada emekli tanımını da hatırlatmak gerekiyor. Çünkü gerek emekli olanlar, gerekse de yasaları geriye doğru işleterek hakları gasp edilen emeklilikte yaşa takılanlar karşısındaki tavır beni rahatsız ediyor.

Sanki bu insanlar, oturdukları yerden avantadan para istiyormuş ya da onlara ianede bulunuluyormuş gibi terbiyesizce bir tavır takınılıyor. Oysa kimdir emekli?

20 ile 25 yıl arasında çalışan, ülkesine gerek özel sektörde, gerekse de kamuda hizmet veren ve bunun karşılığında da yıllarca ödediği prime istinaden maaş ve sağlık hizmeti alan kişi. Bu insanlardan bahsederken onlara mülteci gibi davranmayı bırakın. Zira onlar bu ülkeye emek verdiler.

Bu hassas tanımlamayı hatırlattıktan sonra, gelelim bu bayrama… Yine birçok emekli bin TL ikramiyesini aldı. Hatta bu konuda oluşan kuyruklar, insanların nasıl da bu rakama ihtiyaçları olduğunu da gösterir nitelikteydi. Peki o zaman bu yazıyı neden yazıyorum?

Çünkü takke düştü, kel göründü. Bayramda bana ulaşan bir izleyicim, bilhassa bankacılık sektöründe sandık uygulamasına tabi emeklilerin devre dışı kaldığını söyledi. Vatandaşımızın ifade ettiğine göre bir önceki bayramda ikramiyeler ödenmiş, bu bayram ise ödenmemişti.

Bankanın kendilerine sunduğu gerekçeyi sordum. Sandık uygulamasına tabi bu kişilerin, kapsam dışında bırakıldığı, bu nedenle de bu kez iktidarın para göndermediği için bin TL’nin ödenemeyeceği yanıtını paylaştı. Aslında emeklimizin derdi o bin TL değildi. Kandırılmış olmanın ve anayasanın eşitlik ilkesine aykırı davranılmasının dertlenmesi içindeydi.

Elbette meseleyi biraz araştırdım. Gördüm ki, şimdi adını vermeyeceğim diğer özel bankaların emeklileri arasında da aynı sorun yaşanmış. Hatta bu konuda itirazlar yapılmış. Anayasaya aykırılık gerekçesiyle mahkemeye başvurulan durumlar var.

Bazı banka emekli sandıklarında ödemelerin bir önceki bayramda da ‘nasılsa ödenecek’ denilerek yapıldığı ve fakat ödemeler yapılmayınca, dernek yönetimlerinin zor durumda kaldığını da öğrendim.

Bundan sonra işin yasal boyutunda nasıl sonuç alınacağını bilmiyorum ve göreceğiz. Fakat burada büyük bir ilkesizlik ve kandırma olduğunu söylemek gerekiyor. Binlerce emekliyi diğer emeklilerden ayıramazsınız.

Çünkü bu sandık uygulaması aslında Türkiye’nin tam da arayıp bulamadığı bir kavram. Yani insanlara çalışırken insan gibi para veriyorsunuz ve onlar da bu maaşlarının bir kısmını oluşturulan bu sandığa atarak, gelecek adına ayrıca bir yatırım yapıyorlar. Yani gelirlerinden fedakarlık gerçekleştiriyorlar. 

Peki bunun adı ne? Aslında doğru tanımı tasarruf. Ortada iktidarın seçim geçince emekli ayrımı yapması ilkesizliği bir yanda, insanlara meydanlarda gerçeği söylememesi öte yanda, tasarruf yapan insanları cezalandırması bir tarafta, bireysel emeklilik diye asgari ücretli insanın gelirinden para keserken, bu insanları emekli bile kabul etmemesi ikiyüzlülüğü öte tarafta…

Neresinden tutacaksınız? Yanıt tutulacak hiçbir yeri yok. Denilecek tek şey kalıyor: Geçmiş bayramınız mübarek olsun. Belki de bir soruyla bitirmek daha doğru. Kasa bu kadar mı tam takır da, emekli arasında ayrım yapıp, üç kuruşun peşine düştünüz?

cetinunsalan@yahoo.com