Dürbün Okur’dan 5 Kitap Önerisi

Dürbün Okur’dan 5 farklı kitap önerisi. Kitabınız yeni bitti veya başlayacak bir kitap bulamıyorsunuz. Dürbün Okur bu hafta size 5 farklı biyografi kitap önerisi sunuyor.

1-Elon Musk-Tesla SpaceX ve Muhteşem Geleceğin Peşinde

Bu kitap; 1971 doğumlu genç bir girişimcinin şirketleri ile dünyadaki otomotiv, uzay-havacılık ve enerji sektörlerindeki yerleşik düzene meydan okumasının sıra dışı hikâyesidir.

Elon Musk, X.com ve PayPal’in kurucularındandır ve sonraki dönemde Tesla ile sadece elektrikle giden 600 km menzilli ve 100km/sa hıza sadece 2,3 saniyede çıkan muhteşem otomobiller üretmiştir. SpaceX ile uzay taşımacılığının maliyetlerini çok büyük oranda düşürerek dünya devlerine meydan okumuş ve yakın gelecekte Mars’a insan yollayabilecek en muhtemel şirketi yaratmıştır. Ayrıca ABD’deki en büyük güneş enerjisi şirketi SolarCity’nin en büyük ortağı ve başkanıdır.

Ashlee Vance, 300’e yakın insanla konuşarak ve Elon Musk ile 30 saatten fazla birebir görüşme yaparak bu çarpıcı ve ilham verici hayat hikâyesini okurlarla buluşturuyor.

Hayatını, dünyayı fosil yakıtlara mahkûm olmaktan kurtarmaya adayan Elon Musk’ın önüne çıkan engeller, büyük başarıları ve yaşadıkları daha iyi bir geleceğin hayalini kuran girişimci, mühendis, siyasetçi, eğitimci ve gençler için motivasyon kaynağı olacaktır.

“Kitabın sonlarına doğru herhangi bir okuyucu Steve Jobs ile Musk’ı kıyaslama ihtiyacı hissedecektir. Musk’a fırsat verin. Kimse onun gibi olamaz.”

—The New York Times-

“Ashlee Vance’ın yeni kitabı, ‘Elon Musk: Tesla, SpaceX ve Muhteşem Geleceğin Peşinde’ tartışmasız dünyanın en önemli girişimcisinin hayatına muazzam bir bakış sunuyor.”

—The Washington Post-

2-Pablo Escobar Benim Babam

Benim doğduğum günden, onun öldüğü güne kadar babam benim arkadaşım, rehberim, öğretmenim ve güvenilir akıl hocamdı. Hâlâ hayattayken, ona gerçek hikâyesini yazması için zaman zaman yalvardım, ancak o bunu reddetti: “Grégory,” derdi, “tarihi yazabilmek için önce onu bitirmen gerek.”

Bu kitap kimseyi suçlamıyor. Bu kitap mutlak bir gerçek de değildir. Bu, babamın hayatına yakınlaşabilmek için bir araştırma, bir girişimdir. Bu, kişişel, özel bir incelemedir. Tüm erdemlerinin yanısıra tüm hatalarıyla bir adamın yeniden keşfidir. Bu kitaptaki anekdotların çoğu, yaşamının son yılında, ateşin başında hep beraber toplandığımız uzun ve soğuk geceler boyu bana anlattıklarıdır. Diğerleriyse, düşmanlarının hepimizi öldürmeye çok yaklaştıklarının anlaşıldığı zaman bana yazılı olarak bıraktıklarıdır.

Babamla ilgili “gerçekler” kısmen bilinmektedir -ya da hiç bilinmemektedir. Ve bu yüzden onun hikâyesini anlatmak büyük bir risk içermektedir; onun hakkında söylenen kötü şeylerin çoğu doğru gibi göründüğü için bunlar muazzam bir sorumluluk duygusuyla anlatılmalıdır. Bu anlatılanlar, benim babamla ilgili olmasının yanı sıra, insanlık tarihindeki en kötü şöhretli mafya organizasyonunun başında olan bir insanın iç dünyasının kişisel ve derin bir araştırmasıdır.

Babama acımasız dürüstlüğünden dolayı minnettarım; onu net bir şekilde görmek, yaptıklarını asla savunmadan onu olduğu gibi bir adam olarak kabul etmek benim kaderimdi.

Ben, babasının yaptıklarıyla değil, sadece kendi yaptıklarıyla hatırlanmayı dileyen bir insanım. Umarım insanlar, bu hikâyeleri okurken benimle ilgili gerçekleri unutmaz ya da beni babamla karıştırmazlar.

Ne de olsa, bu benim de hikâyem.

3-Belki Gerçek Yapmaya-Cem Karaca’nın Hayatı,Müziği ve Yalnızlığı

Mehmet Atilla Güler, rock müzik tarihimizin başta gelen isimlerinden Cem Karaca’yı muhalif ve politik kimliği ile inceliyor. Cem Karaca’nın da dahil olduğu öncüler, önce yabancı sözlü şarkılar yorumlayarak yola çıkmış, ardından buralı yeni bir rock türevini ortaya koymuştu: Anadolu Pop/Rock… Daha ortaya çıkan ilk kayıtlarda “toprak ağaları”yla bir meselenin olması bu türü doğal olarak muhalif kılmıştı. Cem Karaca ilk yükselişe geçtiği grubu Apaşlar’la “ipsizlerin” Mehmet ve dört köyün ağa kızı Zeyno’nun hikâyesini anlattığında bu tabii ki sadece bir aşk hikâyesi olmuyordu. Kısa süre sonra Cem Karaca, Apaşlar’la şöyle bir yol ayrımına geldi: “Sol majör mü yoksa sol devrim mi?” Bu araştırma ne majörlerden ne de devrimden vazgeçen Cem Karaca’yı anlatıyor.

Cem Karaca, 1960’ların ortasından itibaren dönemin sosyal ve politik gelişmelerinin de etkisiyle kendisine yeni bir hat çizerek uzun süre boyunca Türkiye’de “politik rock” denince akla gelen ilk isim oldu. Apaşlar, Kardaşlar, Moğollar, Dervişan ve Edirdahan gibi gruplarla çalıştı. Başlarda daha çok feodalite vurgusuna odaklanan Karaca, Dervişan döneminden itibaren Tamirci Çırağı başta olmak üzere yaptığı şarkılarla kentli sorunlara değinmeye başladı. Yine aynı döneme ait 1 Mayıs Marşı, 12 Eylül 1980 darbesinin ardından Karaca’nın vatandaşlıktan çıkartılmasına neden olan süreci başlattı. Cem Karaca, “vatansız” pasaportu ile Almanya’da geçirdiği 1980-1987 döneminde Türkiye’de sistemli saldırılara maruz kaldı. 1987’de ülkeye dönüşünün ardındansa bir dönemi birlikte yaşadığı insanlar tarafından “döneklik” başta olmak üzere çok sayıda suçlamayla karşılaştı.

Bu kitapta, tüm bu yılların yanında, Cem Karaca’nın pek de bilinmeyen 1990’lı yıllarından 2004’te ölümüne kadar geçen süreç ve ölümünün ardından yapılan çalışmalar kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

-Güven Erkin Erkal-

(Tanıtım Bülteninden)

4-Lüzumlu Adam İshak Alaton

Lüzumlu Adam bir hayat mücadelesinin anlatımı… Bir toplumda azınlık olmanın verdiği yük, Varlık Vergisi ve bununla altüst olan bir aile. Ama ne olursa olsun bu zorluklardan yılmayan kararlı ve azimli genç bir adam: İshak Alaton.

Mehmet Gündem’in bu kitabıyla yaşadığı hayat mücadelesini, kırılma anlarını, hüzünlerini, mutluluklarını, her ne olursa olsun yeniden başlama iradesini, sonsuz öğrenme azmini, kendini aşma çabalarını ve küçük de olsa hayata iz bırakma niyetine tanık oluyoruz İshak Alaton’un.

Muhaberat memurluğuyla başladığı iş hayatına İsveç’te kaynak işçiliğiyle devam eden, teknik ressam olarak ülkesine dönen, ama teknik diploması olmadığı için iş bulamayan ve sonunda kendi işini kurmaya karar veren İshak Alaton, ortağı Üzeyir Garih’le nasıl tanıştıklarını ve bugünkü ALARKO Holding’i nasıl kurduklarını, verdikleri mücadeleleri anlatıyor. Ayrıca mütevazı aile yaşantısını, çocuklarıyla ilişkilerini paylaşıyor bizlerle.
Tüm bunların gerisinde ise Türkiye’nin bir dönemine ışık tutuyor.
Lüzumlu Adam iniş çıkışlarla dolu bir yaşamın anlatıldığı bir başarı öyküsü.

(Tanıtım Bülteninden)

5-Madam Blavatsky-Modern Spiritüalizm’in Anası

Ne zaman “kadim bilgelik”, “gizli öğretiler”, “ruhsal bilgiler” üzerine ciddi bir tartışma olsa Madam Blavatsky’nin adı orada mutlaka anılır.Einstein’dan Hindistan’ın ilk başbakanı Nehru’ya, şair T.S. Eliot’tan, Oz Büyücüsü’nün yaratıcısı L. Frank Baum’a kadar pek çok kişiyi etkilemiş olan Madam Blavatsky bazı tarihçiler tarafından Marks, Nietzsche, Freud gibi “yirminci yüzyılın kurucularından” biri olarak kabul edilir.
Modern Rus edebiyatının Gogol’un “Palto” isimli kısa hikâyesinden çıktığı söylenir. Aynı şekilde modern spiritüalizmin, okültizmin ve ezoterizmin Gogol’un hemşerisi ve çağdaşı olan Blavatsky’nin heybetli göğüslerinin arasından çıktığı söylenebilir.
Meditasyon yapan, Budizm’le, reenkarnasyonla ve karma ile ilgilenen ya da “yüksek bilinç”e ulaşmaya çalışan, Atlantis’e kafa yormuş veya eski uygarlıkların bizim bugün bilmediğimiz bazı bilgilere hakim olduğunu düşünen, beş kıtayı dolaşmış bu öncü,vizyoner, kışkırtıcı, mistik Rus aristokratın biyografisinde çok şey bulacaksınız.
(Tanıtım Bülteninden)

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir