Dürbün Çizgi Film Kuşağı

Sene muhtemelen 1997, yaşım beş-altı falan. O zamanlar yeni bir eve taşınıyoruz. Eşyalar ufak ufak yeni eve gidiyor, bir yandan tadilatı devam ediyor, hayal-meyal hatırlıyorum. Çok net hatırladığım bir şey var ama. Babam ile yeni eve gidiyoruz, yerde küçük bir televizyon duruyor. Kablolu tv bağlanmış buna, önceki evde böyle bir şey hatırlamıyorum. Babam muhtemelen işi olduğundan “Sen biraz otur da ben geleceğim”  diyor ve bana bir kanal açıp gidiyor. O kanal; Nickelodeon.

Büyülenmiştim resmen. Babam işlerini bitirip “gidelim” dediğinde dönmek istemedim. Bir an evvel buraya taşınmak ve bütün gün o kanalı izlemek istiyordum. Tabi o dönem bu kanalın o eve özgü bir şey olduğunu falan düşünüyorum muhtemelen. “Çok güzel bu kanal baba, nikledeon”  gibi de bir telaffuz getirdiğimi net şekilde anımsıyorum. Televizyonla büyüyen bir çocuk olarak o güne kadar izlediğim her şeyden çok farklı, çok renkliydi. Çünkü o dönem yayımlanan Şeker Kız Candy, Bugs Bunny vb. çok çok eskiydi. Sanırım ilk izlediğim şey; Legends of the Hidden Temple’dı. Aztek temalı inanılmaz bir seti vardı ve benim yaşımda çocuklar yarışıyordu. Bu inanılmaz bir şeydi. Bizde çocukların yarıştığı program Çocuktan Al Haberi’ydi. İkisini kıyasladığımda Amerikan rüyası benim için başlamış oluyordu.

 Nick Jr. adlı gündüz kuşağıyla yayına giriyordu Nickelodeon. Daha çok 8 yaş altına hitap eden programlar oluyordu bu kuşakta. Fakat sanırım şu an bile izleyebilirim. Blue’s Clues, Cousin Skeeter, Allegra’s Window, Eureeka’s Castle gibi, Gullah Gullah Island gibi inanılmaz yaratıcı ve eğitici diziler yayımlanırdı. Eminim ki hatırlayamadıklarınızı Google’larsanız siz de biraz duygulanırsınız.

Bu kuşağın ardından daha çok 8-15 yaş arasına hitap ettiği düşünülen işler giriyordu yayına. Fakat işin sıkıntısı; bu programlar, asla bu yaş kitlesine hitap edemezdi/etmemeliydi. İnanın bugün psikolojik sorunlarımın altında yatan nedenlerden bazıları Nickelodeon yüzündendir. Bunların en kallavisi; The Adventures of Pete and Pete.

Günümüzdeki hiçbir diziyi absürd bulamaz bunu izleyen bir çocuk. Pete’lerin annesinin kafasında bir metal plaka olması ve radyo yayınlarını çekmesi, yok okuldaki hocalarının bacaklarındaki varis bilmem ne karayolu haritası olması, yok özgürlük heykeliyle tünel kazarak evden kaçmaları… Türlü gariplikler bu dizideydi. Steve Buscemi, Michael Stipe ve Iggy Pop gibi isimler yer alırdı. Gerçekten de Pete and Pete izleyerek büyüdüğüm için kendimi şanslı sayıyorum.

Bununla beraber Rocko’s Modern Life ve Ren and Stimpy ciddi manada cinsel mesajlar veren iki diziydi. Her türlü pislik dönerdi bu iki çizgi filmde ve inanılmaz yaratıcılardı. Bir boğanın sosis evreninde sucuk yediği için atılması gibi, sümük koleksiyonlarıyla ilgili falan bölümlerden bahsediyorum. Bir çocuk için fazla absürd bu konular. Bu çizgi filmlerin en efendisi Hey Arnold! idi. Bu çizgi filmlerle kafayı yiyen çocuklar Arnold sayesinde insan ilişkileri, aşkı ve cazı öğreniyor, biraz da romantikleşiyorlardı. Rugrats, Real Monsters, Catdog gibi çizgi filmler bir yana;Clarissa, All That, Kenan and Kel gibi gerçek diziler de vardı Nickelodeon’da.  Amerikan traşını Clarissa’nın evine camdan giren Sam’den öğrenmiştik. Reklam aralarında bile küçük skeçler yayına girerdi Nickelodeon’da, bu sayede reklamlarda bile televizyon başından ayrılamazdınız. Bu skeçler bile bugünün çocuk programlarından daha iyiydi.  Life with Loopy, Prometheus and Bob, Action League Now gibi örneğin. Bunların her biri birkaç dakikalık mini dizilerdi ancak zeka fışkıran ciddi emek isteyen işlerdi. Umarım siz de hatırlıyor ve benimle aynı fikirleri paylaşıyorsunuzdur.

Nickelodeon senelerce yayın hayatına açıla-kapana devam etti. İlk dönemler akşam saatlerinden itibaren Discovery Channel oluyordu, sonraları yanılmıyorsam yirmi dört saat yayın yapar hale geldi. Fakat bir süre sonra Türkiye’den çıktılar. Her döndüğünde iyice yapaylaşan ve Amerikan ergenlerine has diziler yapan bir kanal olarak bulduk Nick’i.

Bu arada biz de büyümüştük tabi. Hayatımıza Pokemonlar, Digimonlar, Beyblade’ler girip çıkıyordu. Fakat Nickelodeon’un yarattığı o boşluğu iki binli yılların başında Fox Kids kapatabilecekti. Zaten adı üzerinde Fox’un çocuklara özgü kanalıydı ve Türkiye’ye gelmişlerdi. Fox’un en büyük avantajı elinde çok çeşitli programların telif hakkını bulundurmasıydı. Şahane de bir dublaj ekibi kullanmışlardı. Nickelodeon absürdlük ve mizah anlayışı bakımından zirve yapmış olsa da çeşitlik açısından Fox Kids sonraki adıyla Jetix gerçekten eline su döktürmüyordu. Bakın kabaca yazayım; Spider-Man, Iron Man, X-Men gibi Marvel çizgi-filmleri; Heatcliff, Inspector Gadget, The Addams Family gibi kült yapımlar; Mad Jack The Pirate, The Kids From Room 402 , Eek The Cat, Life with Louie, What’s With Andy gibi üst düzey komiklikte işler bu kanaldaydı.

Tamamen gotik atmosferde geçen X-Men çizgi filmini izlerken, Tony Stark’ın milyarderliğine özenirdik. O Spider-Man çizgi filmi üç farklı yönetmen tarafından çekilmiş filmlerden daha tatlı bana göre. Ya da Andy’nin Nesi Var? Ya da Çılgın Korsan Jack’teki gibi bir komedi düzeyine şu an anca Rick and Morty, Bojack Horseman gibi işler ulaşabiliyor. Gelgelelim ki sansürsüz ve tamamen bel altı işlerle, çocuk kanalındaki çizgi dizilerin kıyası bu. Mesajlarını gizli gizli vererek ve tek bir küfür, tek bir argo kullanmadan geniş bir yaş aralığını güldürebilmek bahsettiğim yetişkin çizgi filmlerinden daha takdir edilesi. Şu an bile Lapacı ve Jack’in diyaloglarına kahkaha atabiliyorum. Hatta her yerde kullandığım nickim bile Çılgın Korsan Jack’in “Pembe ve Tüylünün Adası” bölümünden geliyor. Düşünsenize; pembe toz şekerlerden kumları olan bir ada ve adadaki hazinenin koruyucusu bir oyuncak ayı… Bu absürdlüğün Rick ve Morty’nin maceralarından geri kalır yanı var mı? Bunu bir yandan pedagoglara sormalı, Pepe’nin iki ekmek alıp eve gitmesi mi çocuk için daha faydalı yoksa hayal gücünün sınırlarını zorlatacak bu çizgi filmler mi?

Fox Kids/Jetix akşam kuşağında MTV (vergi olan değil, müzik televizyonu olan) olana kadar televizyon başına kitlemiştir o dönemki çocukları. Sabahın köründe okula gitmeden edilen kısacık kahvaltılarda da, öğlen eve dönüldüğünde yenen yemekte de önümüzde açık olurdu. Tekrar tekrar aynı bölümleri yayınlanan çizgi filmleri böylesi bir aşkla izlemek gerçekten de şaşılasıydı. Fakat şu bir gerçek ki bu deli işi çizgi filmlerle büyüyen çocuklar, şimdiki nesilden daha yaratıcı, daha farklı gibi sanki. Ya da ben yaşlanıyorum…

Televizyonla büyümüş bir çocuk olarak yaklaşık üç senedir televizyon açmıyorum.  Bana hitap eden bir şey kalmadı televizyonda. Çocuklar için de durum bu; her yaşa hitap eden birçok çocuk kanalı var, Cartoon Network’teki birkaç çizgi-dizi dışında elle tutulur hiçbir program göremiyorum. Onların dahi mizahi anlayışını vaktiyle izlediğimiz çizgi filmlerle kıyaslamam mümkün değil. Spider-Man Fox Kids’deki gibi değil, renklenmiş, güncellenmiş, yumuşatılmış sanki. Yetişkinlere hitap edebilecek yapıdakiler de asla asla Çılgın Korsan Jack ya da Eek değil. Hikaye anlatanlar asla Louie’nin Yaşamı gibi duygusal bir hikaye anlatmıyorlar. Nickelodeon’ın şu anki haline baktığımda kendimi parçalayasım geliyor. Yani ya şu anki nesilde bir bok var ve onlara hitap edebilmek adına böyle düşükler, ya da o dönem aşırı bir rahatlık vardı. O yaşta öyle geliyordur diyenler, Jetix’teki koca arşiv Türkçe dublaj haliyle Youtube’a yüklenmiş durumda. Nickelodeon’dakileri de İngilizce olarak izleyebilirsiniz. Mizahlarının bugün geçerli olmasını bırakın, bugünün de ötesinde olduğunu göreceksiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir