Dönüştüren Güç _ Pluto

Küçük kız büyük annesi ve büyük babası ile yaptığı kahvaltılara bayılıyordu, çünkü her sabah ılık sütünü yudumlarken büyük babası ona değişik hikayeler anlatıyor, onu bambaşka diyarlara götürüyordu. Bu Güneşli Mart sabahında ise, küçük kız mis gibi kurabiye kokan mutfağa adımını attığında büyükbabasının elinde The Times gazetesiyle heyecanla büyükannesine bir şeyler anlattığını gördü. İçinden acaba bugünkü konumuz nedir diye geçirirken, büyükbabası ona şefkatle seslendi “Venetia, inanılır gibi değil! Güneş sistemimizde yeni bir gezegen keşfedildi! Gel otur da anlatayım sana” Ve işte o sabah;

Venetia ve büyükbabası uzay boşluğu ve bu mistik gezegenle ilgili derin bir sohbete daldılar.

Büyükbaba “Çok merak ediyorum bakalım bu gezegene hangi ismi verecekler?” deyince küçük Venetia;  “Madem bu gezegen soğuk ve karanlık, Pluto adını versek nasıl olur?”.

11 yaşındaki Venetia, yaşından beklenmeyen bir bilgelikle Antik Yunan ve Roma mitolojilerine öylesine hakimdi ki küçük kızın hayal gücünde o anda Roma’lıların Yeraltı Tanrısı Pluto canlanmıştı..

Büyükbaba Falconer Madan, Oxford’da kütüphaneci ve bibliyograftı. Astronomi Profesörü olan yakın dostu, Prof. H. H. Turner’a bir mektup aracılığı ile torunun fikrini iletti. Prof Turner ise 2 gün içinde Arizona’daki Lowell Gözlemevi’ne bir telgraf çekerek küçük bir kız tarafından bulunan bu ismi sundu. Minerva, Kronos ve Pluto arasında oylama sonucuyla gezegenin isminin Pluto olmasına 1 Mayıs 1930’da karar verildi. Hem Pluto’nun ilk iki harfi gözlemevinin kurucusu ve Pluto’nun manevi babası olan Percival Lowell’in isim ve soy isminin harfleriydi hem de sonradan daha da iyi anlaşılacağı üzere bu uzak gezegenin doğasını öyle güzel anlatıyordu ki..

Bostonlu aristokrat Percival Lowell hayatını bu gezegeni bulmak için adamıştı. Hesaplamaları Neptün’ün ilerisinde bir gezegen olduğunu ortaya koyuyordu ancak X Gezegenin var olduğunu kanıtlayamadan 1916 yılında hayata gözlerini yumdu. 14 yıl sonra 18 Şubat 1930’da bu gözlemevinde titiz bir çalışma yürüten Clyde Tombaugh tarafından Güneş sisteminin en ucunda bulunan buzlarla kaplı bu gezegenin keşfi gerçekleştirildi. 2006 yılına kadar gezegen olarak kabul edilen Pluto, Uluslararası Gökbilim Birliği tarafından 24 Ağustos 2006’da cüce gezegen olarak adlandırıldı. “Güneş Sisteminin 9. Gezegeni” olma rütbesinden gezegensi göktaşları sınıfına düşürüldü.

Ancak biz Astrolojik okumalarımızda Pluto’yu gezegen olarak ele alıyor, yorumlarımızı bu yönde ortaya koyuyoruz. Pluto’nun Astroloji’ye kazandırdığı anlamı görmezden gelmek söz konusu bile olamaz.

Pluto, Modern Astroloji’de Akrep Burcu’nun yönetici gezegeni olarak kabul edilir. Ben, Göklerin Bilgeliği Okulu mezunu bir Astrolog olarak Klasik Astroloji ekolünden geldiğim için Pluto’yu, Uranüs ve Neptün gibi bir Jenerasyon Gezegeni olarak sınıflandırıyor ve Akrep Burcu’nun yöneticisi olarak Mars’ı alıyorum. Pluto, Mars’ın bir üst oktavıdır. Pluto’nun etkileri bireysel olmaktan ziyade daha çok kuşaklar boyu hissedilir.

Güneş’e 6 milyar km. uzaklıkta bulunan buz kesmiş Pluto, (Dünya’nın Güneş’e uzaklığı 228 milyon km.) burçlar kuşağındaki dönüşünü 248 senede tamamlar. Bir burçta yaklaşık 13 ila 32 yıl arası kalır. 2.377 km çapı, Ay’ın çapından (3.474km) daha kısadır.

Güneş Sistemimizin sınırında çok yavaş hareket eden bu küçük gezegenin, yoğun ve dönüştürücü bir etkisi vardır. Maddi ve manevi anlamda bitişleri, ölümü, transformasyonu simgeler. Pluto enerjisi Zümrüd-ü Anka kuşunun küllerinden yeniden doğması gibidir. Nükleer enerji gibidir. Ancak sadece yok etmez aynı zamanda yeni bir oluşumu da hayata geçirir. Pluto aynı zamanda manipülasyon, baskılama ve güç kullanımı ile de ilişkilendirilir.

1930’lu yıllarda ilk keşfedildiği dönemde Yengeç Burcu’nda iken şu günlerde Oğlak’ta bulunmaktadır. Keşfedildiği dönemde Dünya’da tüm ekonomileri etkileyen kriz “Büyük Buhran” yaşanmakta idi. Yengeç Burcu, su elementinden hayat veren, besleyen, büyüten bir burçtur. Pluto’nun Yengeç’te olduğu 1914-1939 yılları arasında Dünya, 1. Dünya Savaşı ile sarsılmış, ardından ekonomik çöküntü baş göstermiş ve insanlar bu dönemde büyük bir açlık ve yoksulluk yaşamışlardı. 2009 yılından beri Oğlak’ta olan Pluto 2024 yılında Kova Burcu’na tam anlamıyla yerleşecek ve 2024- 2042 yılları arasında beraberinde teknolojik dönüşümü de getirecektir. Pluto Oğlak transitinde sistemleri, devletleri yeniden şekillendirmektedir.

Geçtiğimiz günlerde 9 Ocak günü Güneş, Pluto ile Oğlak Burcu’nda kavuşum yapmıştır. Bu oluşum küçük benefik (iyicil) Venüs ile birleşimde ve büyük benefik Jüpiter ile rahat bir açıda olduğundan dolayı olumsuz etkileri minimize olmuştur. Ancak yine de Pluto yoğun gücünü ortaya koyarak Dünya’da depremleri tetiklemiş, Karayip Denizi’nde 7.6 şiddetinde bir deprem, İran ve Irak’da 5.6 civarında depremler oluşmuştur.

Pluto, bireysel anlamda haritalarımızdaki tetik noktalarına açı yaptığı veya natal Güneş’imizin, yükselen derecemizin üzerinden geçtiği dönemlerde hayatımızın en zorlu olaylarını deneyimleriz. Dönüşüm hiç de kolay bir süreç değildir. Büyük acılar, travmalar çoğu zaman bizleri dönüşüme sürükler. Böyle zamanlarda hayatın anlamını ve varoluşumuzu derin bir şekilde sorgularız. Pluto daha çok derine inmemizi ve odaklanmamızı ister. Görünenin altına yatan gerçeği keşfetmemizi, ortaya çıkarmamızı talep eder. Bu enerjiye direnmek sadece süreci daha da uzatır. Pluto yavaş hareket ettiğinden dolayı çok uzun bir süre bu etkiler devam eder, dönüşüm zaman alır.. Pluto transitleri gücümüzü keşfetmek ve ortaya çıkarmak adına muhteşem dönemlerdir!

Pozitif güç sizinle olsun…

pinarselcukastroloji@gmail.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir