Günümüzde hemen hemen herkesin beslenme hakkında bilgisi vardır. Kimisi doğru kimisi yanlış… Özellikle teknolojinin gelişmesi ile birlikte herkesin bilgiye ulaşması, bilgi kirliliğine yol açarak sağlığa zarar verecek seçimler yapılmasına neden olabilmektedir. Bu yüzden halk arasında en çok bilinen 5 yanlışı sizlere aktarmak istiyorum:

1. Öğün atlamak veya tek öğün beslenmek

Herkes, az yiyerek, öğün atlayarak ya da tek öğün beslenerek (yani uzun süre aç kalarak) zayıflayabileceklerini düşünür. Ancak fizyolojik olarak bu doğru değildir. Aç kalan vücut, metabolizma hızını yavaşlatmakta, mevcut depolarını (yani yağlarını) harcamamakta, öncelikle kan şekeri ve karaciğer, kastaki karbonhidrat depolarını kullanmakta, daha sonra kaslarını (yani proteinleri) enerji kaynağı olarak tüketmektedir. Bu da kişi de halsizlik, yorgunluk, kanda ürik asit artışı, saç dökülmesi, ruhsal bozukluklar, uykusuzluk gibi sağlık problemlerine sebep olmaktadır. Görüldüğü gibi, aç kalan vücut yağlarını değil karbonhidrat depolarını ve kaslarını enerji kaynağı olarak kullanmakta, en son da yağ asitlerini harcamaktadır. Bu durum, sağlıklı zayıflama şekline örnek verilemez.

2. ‘Saat 18:00 dan sonra yenen her besin kilo aldırır’

Bazı doktorlar, beslenme uzmanları veya sağlıkla yakından uzaktan alakası olmayan kişilerin söylediği sözlerden biri de bu maddedir. Ancak sağlıklı kilo vermede temel kural, yemeğin ne zaman yenildiğinden ziyade gün içerisindeki öğün dağılımı ve öğünlerin miktarıdır. Ayrıca, herkes güne aynı saatte başlamaz, aynı saatte aralıklarında çalışmazlar. Genel anlamda biyolojik saat kavramı doğru olsa da, ayakta olan (yani uyumayan) her bireyin besin ihtiyacı vardır. Özellikle de vardiya sistemi ile çalışan bireylerde, gece boyu ayakta duran kişilerde bu durum söz konusu dahi olamaz. Bu yüzden, beslenme programı belirli standartlarda değil, kişiye özgü olmalıdır.

3. ‘Diyet ürünler kilo aldırmaz’

Diyet yapan veya yapmayan insanların birçoğu bu ürünleri tatmışlardır. Genelde yağdan ve şeker yönünden fakir olduğu belirtilen diyet ürünler lif, kepek ürünleri açısından zengindir. Bu nedenle diğer atıştırmalıklara göre (abur cuburlar, bisküviler, grissiniler, galetalar vs) daha düşük kalori içerirler. Ancak bu durum onların kalori içermediğini ve istenildiği kadar tüketileceğini göstermez. İşte bu sebeple bu ürünler miktarında tüketilmelidir.

4. ‘Sabah aç karnına içilen limonlu su/ sirkeli su yağ yakar’

Herhangi bir besinin yağ yakma özelliği yoktur. Bu yüzden aç karnına limonlu, sirkeli su gibi içeceklerin tüketimi zayıflamada spesifik bir etki yaratmaz. Ayrıca bu içeceklerin aç karnına tüketildiğinde zayıflamaya etkisi olup olmadığı ile ilgili kanıtlanmış bilimsel bir çalışma yoktur. Bu tarz besinler sadece vitamin ve mineraller yönünden zengin olup kişinin güne dinç başlamasını sağlarlar. Unutulmamalıdır ki sirkenin miktarının fazla olması, kişide mide-bağırsak (gastrointestinal) rahatsızlıklarına da zemin hazırlamaktadır.

5. ‘Protein diyetleri hızlı kilo verdirir’

Protein, vücuda besinlerle alınabilen, enerji içeren bir besin öğesidir. Genel anlamda süt ürünleri ve et ürünlerinde ağırlıklı olarak bulunurlar. Ayrıca; yağlı tohumlarda, tahıl ürünlerinde de bulunmaktadırlar. Vücuda alınan protein, sindirim işlemi sırasında diğer besin öğelerine göre (karbonhidrat ve yağ) daha fazla enerji açığa çıkarmakta ve böylece metabolizmayı hızlandırıcı etki göstermektedir. Bazı kişiler de proteinin bu özelliğinden faydalanıp protein ağırlıklı besinleri günlük hayatta daha fazla tüketmektelerdir. Fakat günlük ihtiyacın üzerinde tüketilen protein (yetişkinlerde 0,85-1g/kg/gün) başlıca gut hastalığına, kemiklerden kalsiyum atımını hızlandırarak kemik erimesine (osteoporoz) , böbrek rahatsızlıklarına neden olmaktadır. Ayrıca uzun süreli protein tüketimi, vücutta kas dokusunun azalmasına ve su kayıplarına da sebep olmaktadır. İlerleyen zamanlarda kas dokusundaki kayıplar da metabolizmanın yavaşlamasına ön ayak olur.