Bazı özel günlerde daha bir içim burkuluyor benim. Neden? diye sorduğunuzu biliyorum. Birlikte aynı havayı soluduklarımızı görme, duyma, yürüme durumlarına göre ayrıştırmak… Organ sayısına, kromozom sayısına göre farklılaştırmak… Bana dokunuyor açıkçası. Onların neden özel bir günü var, demekten alıkoyamıyorum kendimi. Hislerim bunlar hissettiklerimi paylaşmaktan da oldum olası hiç rahatsızlık duymamışımdır. İşte biz böyle olduk. Sevgiliyi, anneyi, babayı sadece bir günde ne kadar çok sevdiğimizi dünyalara duyurduk. Bu örnekler çoğaltılabilir. Bir “tek” gülü üç katı fazlasına aldık. O gün hediyelere boğduk. Ya sonra…

Bir Kemal Sunal filmi hatırlıyorum. İbo ile Güllüşah… Herkes seferber oluyor, düğünlerini yapıyorlardı da İbo ile sevdiğinin, düğün sonunda salonun ortasında oturup birbirlerine “eeee ne olacak şimdi” diyorlardı. İbo’nun eşeğinden bir cevap geliyordu. –Asıl şimdi ayvayı yediniz.

Bu film sizde de aynı duyguları uyandırmıştır eminim. Bir gelecek sağlamadıktan sonra günü kurtarmanın kime faydası olur ki diye içimden geçer her izlediğimde.

Evet, geçtiğimiz çarşamba günü de 21 Mart Down Sendromu Farkındalık Günü’ydü. Aynı havayı soluyoruz da aynı koşullarda mı devam ettiriyoruz hayatı. O özel çocukların annelerine sormak lazım.

Bir gün yaşattığımız mutluluklarını ertesi gün de devam ettirebiliyor muyuz ?

Karşı değilim, yanlış anlaşılmasın lütfen. Onlar için ayrılan bu özel günde onları topluma kazandırmak, yaşam standartlarını yükseltmek adına büyük adımlar atılır umarım. 

Kromozom sayın değil benim için önemli. Önemli olan SENSİN.

Demek geldi içimden…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir