Deadpool 2

Deadpool, çizgi roman tarihinin en geyik kahramanlarından biri. 2016’da sinemaya uyarlanması ciddi anlamda başarıydı. Uyarlama yapmak basit bir şey değildir. Bir kere, insanların zaten bildiği ve kafalarında kurguladığı bir hikayeyi insanlara yedirmeye çalışıyorsunuz. Çizgi romanlarda bu hikayeler bir de sahne sahne çizilmiş oluyor. İnsanlar bu kahramanlarla büyüyor, bağ kuruyor. O yüzden kafalardaki imaja birazcık uzak kalan bir şey yaptığınızda derin sıçmış oluyorsunuz.

Bu bağlamda Deadpool’un sinemaya aktarılması çok zordu.

Çünkü Deadpool standart süper kahraman hikayelerini sağlamasının yanında, hem aşırı komik ve güncel olaylara dokunduran espriler yapan bir yandan da 4.duvarı yıkarak bir anda sizinle konuşmaya başlayan yani kurgusal olduğunun farkında olan da bir karakterdi.

Bu kadar ciddi kahraman filmlerinin içinde Deadpool’un kendinden ödün vermeden yer alması olanaksızdı. Keza 2009 yapımı X-Men Origins: Wolverine filminde Deadpool, Deadpool dışında her şeydi. Fakat aradan geçen yıllar bize onlarca süper kahraman filmi getirdi. Her kahramana üçer beşer filmler çekiliyor, bu filmlerin kesiştiği evrenler oluşturuluyordu. Bu sayede Marvel sinema endüstrisini resmen rehin aldı. Bu sayede şirketler Deadpool gibi riskler alabilecek duruma geldiler.

Deadpool gerçekten de çok başarılı oldu.

Ryan Reynolds’ın bütün çabasına değmişti. Gerçekten de bu adam yıllarca R-Rated bir Deadpool filmi için bastırıp durmuştu. Ortada müthiş bir ekip işi vardı. Yönetmeninden senaristine tamamen kolektif bir işti. Hem mükemmel aksiyon sahneleri içerirken zerre sulanmadan acayip de bir komedi filmiydi Deadpool. Bu kendine has mizahla beraber Reynolds da romantik komedilerin sıradan oyuncusu olmaktan çıkıp bambaşka bir yere koşuyordu.

Bu başarı gişeye de yansıyınca devam filmi gelmesi işten bile değildi. Aynı ekip aynı kadro korunuyordu. Fakat devam filmleriyle ilgili bilinen ilk gerçek, ilk film kadar iyi olmadıklarıydı. Deadpool çok orijinal bir işti. İlk film beklentileri çok yükselttiğinden ikinci film işleri berbat edebilirdi. Derken yönetmenin değiştiği haberleri gelmeye başladı. Yerine kimin geleceği bir süre muallak kaldı.

Filmin başına yönetmenlikte çok tecrübesi olmayan David Leitch geldi. Leitch yıllardır dublörlerle çalışan biriydi, rejide ne yapabileceği belirsizdi. Sonra filmde Cable’ın ve X-Force ekibinin yer alacağı belli oldu. Bu nokta kişisel olarak benim tadımı kaçırmaya başladı. Çünkü ekip giderek kalabalıklaşıyordu ve Deadpool, bu kalabalığın içinde ikinci plana düşebilirdi. Bir yandan da Cable’ın performansı düşük olursa film de onunla beraber aşağı düşebilirdi.

Fakat korkulan olmadı.

Deadpool 2 gerçekten de sağlam bir film. Geyik bir süper kahraman filminin çok ötesinde. Öncelikle ana odak hep olması gereken yerde yani Deadpool’da. Cable da dahil olmak üzere tüm yan karakterlere verilmesi gerekenden fazla süre verilmemiş. DC’nin yaptığı gibi zaten tanıdığımız karakterleri tek tek tanıtma çabası yok. Böylece film hızlıca akıyor ve sıkmadan bitiyor. Yani aslında her şey olması gerektiği gibi.

Deadpool’un ciddiyetsizliğinin en büyük avantajı da bu zaten. Filmdeki bir klişeyle dönüp dalga geçebiliyor. Bu yüzden tamamen özgür. Bir mantık hatasının ardından seyirciye dönüp “senaristlerimiz burayı yalap şap yazmış” diyecek kadar özgür. Şurası da olmamış diyemiyorsunuz çünkü Deadpool araya girerek sizden önce dalga geçmiş oluyor. Bu çok çok ilgi çekici bir avantaj.

Kısaca filme bakarsak;

Josh Brolin’in Cable performansını cidden beğendim. Kesinlikle aslına uygun bırakılmış. Deadpool ile arasındaki temel zıtlık üzerine de çok gidilmeyerek buradan çok fazla mizah malzemesi çıkarılmaya da çalışılmaması güzel. Zazie Beetz Domino rolü için çok iyi. Bunun dışında da X-Force’un filmi bulandırmaması için düşünülen formül mükemmel olmuş. Karakterler genel olarak Deadpool ’dan süre almaktansa Deadpool ’u yukarı taşımak için çabalıyorlar.

Film boyunca inanılmaz espriler var. Özellikle Amerikan kültürüne, sinemaya ve çizgi romanlara aşinalığı olanlar çok eğlenecektir. En ufak bir dikkat dağılmasında yapılan bir şakayı kaçırmanız mümkün. Filmin her anında bir gönderme bulunuyor. Bununla beraber dövüş sahneleri de gerçekten çok kaliteli. Leitch’in dublör yönetimindeki farkı belli oluyor. Ayrıca araba takip sahneleri, hapishane atmosferi, kullanılan müzikler de ciddi anlamda çok başarılıydı.

Eğer filmi beğenmeseniz de after credits’te bulunan iki sahneye bayılacaksınız. Yukarıda bahsettiğim özgürlüğü kullanarak Ryan Reynolds, Deadpool kılığında geçmişine koca bir reset atıyor. İzlediğimiz bu mükemmel uyarlama onun cesareti sayesinde var oldu. Bu açıdan kendisine İstanbul’un gözbebeği semti Kocamustafapaşa’dan sevgi ve saygılarımızı iletiyorum.

— > Sinema / Sessiz Bir Yer

— > Sinema / Işıklar, Kamera, Rock and Roll!

— > Bir Zevksizlik Turnusolü Olarak La Casa De Papel

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir