Damızlık Kızın Öyküsü

24 Haziran seçimleri sonrası ülkemizde halkın bir kısmı derin bir umutsuzluk içinde. Bu haftaki yazının konusunda inanılmaz umutsuz bir hikaye hakkında. Margaret Atwood’un aynı adlı romanından uyarlanan The Handmaid’s Tale…

Dünya genelinde nedeni bilinmeyen bir şekilde üreme oranı giderek azalıyor. Dinden uzaklaşıldığını düşünen ve yeni bir yönetim anlayışı getirmek isteyen bir grup asker darbe yapıyor. Terör bahanesiyle anayasayı askıya alıyor ve yeni bir ülke kuruyorlar ve bu ülkenin de başına geçiyorlar. Ülke kast sistemine benzer bir yapıya bürünüyor. En tepede komutanlar var, sonra etrafı kolaçan eden gözler geliyor. Fakat en acısı dizinin temel konusu, kadınlar…

Kadınlar, tamamen var oluş nedenleri devlet tarafından belirlenmiş nesneler haline geliyor. Birer rahimden ibaretler. Tabii ki esas gruplaşma da kadınlar arasında. Kadınlar niteliklerine göre gruplara ayrılıp, görevlendiriliyorlar. Giydikleri kıyafetler bile buna göre.

En tepede komutan eşleri yer alıyor.

İşleri komutanlara eşlik ve itaat etmek. Eşlerine dokunmaları yasak, erkeklerin yanında çanta gibi geziyorlar. Çalışıp üretemiyorlar, sadece diğer komutan eşleriyle sosyalleşebildikleri bir ortamları var. Ekonokadınlar var mesela. Bunlar alt sınıf işler yapan erkeklerin eşleri, kadınlar yine ev işleri yapmak ve çocuk doğurmakla görevliler. Jezebelleler; komutanların kaçamak yapması için fahişelik yapan kadınlar. Koloni kadınları; topraktan radyoaktif maddeleri temizlemekle görevli ve en ağır işleri yapan “cezalandırılmış” kadınlar.

Martha’lar var. Komutan evlerinde hizmetçilik ile görevliler. Teyzeler var. Bunların işi damızlıkları hazırlamak ve bebeklerin sağlığından sorumlu olmak. Öyle ki doğurganlık ile ilgili konularda komutanlara dahi posta koyabilen bir grup.

Ve tabii ki Damızlıklar… Bunlar geçmiş hayatında devletin istemeyeceği türden hayat yaşayan ancak doğurgan kadınlar. Çocukları ellerinden alınarak devlet tarafından yetiştiriliyor. Adları değiştiriliyor. Hepsi, sahip oldukları komutanın adıyla isimlendiriliyor.

Uzunca bir süre eğitim ve işkence döneminden geçiyorlar. Hiçbir iş yapmıyorlar. Tek beklenen çocuk doğurmaları. Fakat burada belirlenen yöntem iğrenç. Her komutana bir damızlık atanıyor. Komutanlar belli aralıklarla bu damızlıklarla beraber oluyorlar. Tabii bu da bir ritüel olarak işleniyor. Komutan eşleri damızlıkları iki bacaklarının arasına alıp ellerini tutuyor, komutanlar da eşlerinin önünde damızlıklardan çocuk yapmaya çalışıyor.

Bakın bunu anlatmak bile iğrenç ama dizideki durum bu.

Sokaklar eli silahlı askerlerle dolu. Kaçmaya çalışan ya da isyan edenler sokaklarda asılıyor. Damızlıklara birer badi atanıyor. Tek yapabildikleri birkaç saat pazar alış-verişi. Burada diğer damızlıklarla konuşabiliyorlar. Tabii ki bu da devletin belirlediği kalıp cümleler üzerinden diyaloglarla ilerliyor. “Tanrı bize güzel havalar verdi.” “Şükürler olsun” gibi…

Çok az sayıda da olsa kaçanlar ya da vaktiyle Kanada’ya sığınanlar var. Fakat yeni adıyla Gilead denilen eski ülkeleri kapalı kutu olduğundan hiçbir şekilde ailelerinden haber alamıyorlar. Burada da mülteci kavramına derin bir bakış atıyor dizi.

Kadının yeri ve önemi konusunda çok değişik bir yere sahip dizi.

Tamamen feminist bir yapının üzerinde duruyor. Dizide ana karakterler kadın. Her ne kadar kadınların bu durumu erkeklerin elinden gelmiş de olsa dizideki bütün dikkatimiz kadınlar üzerinde.

Genelde böyle cinsiyetler üzerinden ilerleyen yapımlar biraz yapay ve eğreti kalırken, Handmaid’s Tale tam olması gerektiği gibi. Kadınların psikolojisi, hissettikleri, önceki hayatlarına dair düşünceleri ve mecbur bırakıldıkları bu yeni topluma alışma ve isyan süreçleri inanılmaz yansıtılıyor. Her bir detay nakış gibi işlenmiş. Hiçbir şey havada bırakılmıyor.

Özellikle bizimki gibi bir ülke için çok da distopik diyemeyeceğimiz bir iş. Öyle ki baş karakterimiz Offred üzerinden bu durumdaki tüm kadınların halini inanılmaz oyunculuklarla pekiştirilmiş şekilde izliyoruz. Tüm bu sıkışmışlık, kaçış olmama hissi ve bu distopyanın bu kadar teatral olmasa da aslında hayatımızın içinde olması göğsünüzde inanılmaz bir baskı oluşturuyor.

The Handmaid’s Tale izleyebileceğiniz en sıra dışı dizilerden biri. Ancak sağlam bir yüreğiniz varsa izleyebilirsiniz.

— > Sinema / Çavdar Tarlasındaki Rezalet

— > Kültür-Sanat / Türkçe Elektronik Pop Müzik ve Ayşe Hatun Önal

— > Sinema / Bir Şahsiyet Meselesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir