Çiftlik Bank mağdurları dikkat. Bu yazı sizi çok ilgilendirmiyor. İ N E K L E N D İ N İ Z .

Tarih her zaman günümüze ışık tutar. Önümüzde duran bir sorunu çözmek için tarihin tozlu sayfalarında gezinmek pek önemlidir. Şimdi sizi tarihle, günümüzün genel geçer kulağa su damlatmayacak sorunlarını ele aldığım yazımı okumaya davet ediyorum. Lütfen yazıma girerken ayakkabılarımızı çıkartalım ve telefonlarımızı sessize alalım.

Çiftlik Bank ( Kötü Rapçi Şişman Çocuk ve Farm düşkünü halkımız )

Çiftlik Bank ile tanışmam geçen yaza dayanıyor. Arkadaşımın yazlığında bir grup ile birlikte sohbet ederken kulağıma fısıldadılar Çiftlik Bank’ı. 9.000 TL  –yazıyla dokuzbintürklirası- yatıran iki arkadaşım buradan kazanacakları paraları bana ballandıra ballandıra anlatıyor, şipşak zengin olalım diğer arkadaşlarım da konuyu dinlerken ağızları sulanıyor ve yumurta yerken öğüren arkadaşlarım sanal bir çiftliğin kahyası olma ümidi ile yanıp tutuşuyordu. Benim bir tanrım var bir gitarım olduğu için konu bana yarım ağız bahsediliyor, ben de zaten konuya ilgimi İnek alıyorsun lafından sonra yitiriyordum. Kötü Rapçi Şişman Çocuk’un fotoğrafı, arabası gösterilince de zaten olay benim için ciddiyetini yitirmişti.

Bu olayı çözümlemek için tabi ki tarihin sürgülü kapılarını zorlamam gerektiğini biliyordum ve bu biliyor hali beni 1976 senesine götürdü. Ne Umduk Ne Bulduk filmine. Filmde kızını bakkala, manava, kasaba yüklü başlık paraları karşılığında verip kızı ile oradan uzayan Adile Naşit’in şen kahkahalar içinde mahalleyi terkedişi geldi aklıma. Tabi Adile Naşit gibi her rolü bileğinin hakkı ile yapmış, oyunculuğunu ayakta alkışlamaktan başka hiçbir şey yapamayacağımız güzide rahmetli hanımefendiyi, Kötü Rapçi Şişman Çocuk’un üzerine giydiği paltoyla, ülkemizin üzerinde oyunlar oynanıyor diye siyaseti büktüğü tombik döner arkadaşımızla kıyaslamam zaten söz konusu değil.

Söylediğimi aşağıdaki video ile anlayacaksınız. Kötü Rapçi Şişman Çocuk, Adile Naşit’in mahalleyi terkedişi gibi terketmiştir tahminim. Mağdurlar üzülmesin, filmin devamını izlesin.

Sarı Taksi – Uber  ( Uber,  sarı taksi, miniiiibüs bizleriii nasıl kurtarır. Bizleri kurtaracak oooolan metro hat-la-rı-mız-dır )

Müthiş bir olay cereyan ediyor şu zamanlarda ülkemizde. Yetkililer dışında herkes konuyla ilgili görüşlerini dile getiriyor, kavga ediyor, bağırışıyor. Bazı taksi şoförleri Uberlerin yollarını kesiyor ve ülke magandalığı için ben de varım diyor. Halkımız ise Uber’i bir bağrına basmış ki aman aman… Tabi ki anlıyorum. Uber sayesinde herkes son dakika Kıbrıs’ta bir iş topantısı olduğu için havaalanına yetişmeye çalışan patron arabalarına binip 14 liralık yola öğlen 2’de sekiz lira verince siper ediyor korkusuzca göğsünü taksi kornasına.

Bu konuyu irdelerken taraf olmazsam bertaraf olur muyum, toplum beni ötekileştirir mi gibi soruları sordum kendime. Ve yine tarihten feyz almanın bu olayı çözümlemede en doğru yol olacağını düşündüm. Stalin – Troçki çekişmesi aklıma gelen ilk örnek oldu benim için. Yenilikçi, devrimin popüler adamı Uber, halk arasında sevilen saygıyla karşılanan bir konumda iken Kafkaslarda direksiyon sallayan taksiciler ve pala bıyıkları ile zorbaca hak iddia etmeleri ve sonuca ulaşmaları… Sarı taksi ile Uber sorunu fraksiyon farkıdır sadece. Ben Lenin diyorum. Yani metroları uzatın kardeşim 00.00’da metro biter mi saatli bomba mı bu?

Marmara Depremi  ( Korktun mu ? )

Kandilli’den yetkili ağbiler oturduğum semtin tuzla buz olacağından falan bahsettiler. Fay bana faylar bana… Gerçekten bunu düşünmek insanı ürkütüyor. Hani önlem falan alınsa diyeceğim fakat memlekette sorunlar gerçekten fazla. Oy pusulalarının şekli 7 küsürlük bir Marmara depreminden daha önemli olabiliyor ki çok normal. Burada düşünülmesi gereken tek şey o an gelene kadar unutmak ve kendini gündemin kızgın kumlarına bırakmak. Zaten olduğunda hep beraber alacağız soğuk duşu. Deprem ile ilgili tarihten bir şey almak için 2000 ve yukarısı arkadaşların bilmesinin zor olduğu 1999 senesi Avcılar’ına gidilebilir. Kayıp rakamlarına şükretmek çok utanç vericidir insanlığın onuru için. Bir kişidir bu dünyanın merkezi o da herkesin kendisi.

Fitbol ( 22 Adam 1 topun espirisi mi yapalım yani burada )

Beşiktaş’ım bugün maça çıkıyor. Tarihte örneği yok tarih yazsınlar o zaman bu gençler. Yüzde 1’lik ümidim var saat 22.00’da kaybedeceğim. O saate kadar var arkadaş ümidim. Kan benim ümit benim… Fenerbahçe Galatasaray maçıyla ilgili görüşümü ise zaten merak etmiyorsunuzdur.

Saçmalıyorum ( Yazının sonunu bağlayacağım )

Evet bir çok sorunla nasıl başa çıkacağımızı gördük. Nasıl tavır almamız gerektiğini analizlerle detaylarla açıkladık. Yazıda herkesin her konuya dair fikri olduğundan bahsedip her konuya değinmem ise manidar. Bana Çiftlik Bank’tan aldığınız yumurtalar ile saldırabilirsiniz. Beni okuyan 8 kişiyi öpüyorum.